Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ANKARA'nın son günlerdeki en önemli kaygısı, Suriye'deki gelişmelerin Türkiye'yi ciddi anlamda etkileyeceği noktasında...

        Bu sadece iki taraftaki akrabalık ilişkilerinin yaratacağı sıkıntıya bağlı değil, aynı zamanda Türkiye'nin güneye açılan kara taşımacılığının da tükenecek olmasından kaynaklanıyor...

        Belki bundandır, Türkiye uzun süredir Suriye'nin istikrarı için çabalıyor.

        Önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'den başlayıp, bugün Erdoğan hükümetine kadar uzanan süreçte Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ı hiç yalnız bırakmıyor.

        Bu yakın ilişkiden kaynaklanarak Ekim 2006'da Beyaz Saray'daki buluşmalarında eski ABD Devlet Başkanı Bush, Şam'a Erdoğan üzerinden şu mesajı göndermişti:

        "Sizin aranız iyi, söyleyin Beşar Esad'a, o zaman Lübnan konusunda zorluk çıkarmasın. Lübnan bu konuda iyi bir deneyim olacak. Lübnan işini zorlaştırmamaları bu konuda iyi bir güven tazeleme fırsatı olabilir. Eğer orada iyi bir sonuç alırsak ilişkiler daha iyi olabilir."

        2002'DE BİTECEKTİ

        Bu sözün gerisinde yatan bir diğer neden ise ABD'nin Körfez Savaşı sırasında Suriye'deki rejimi de değiştirmek istemesi...

        Türkiye'nin ciddi anlamda direnişi ve "Demokratik adımlar atmalarını sağlayacağız" yönündeki telkiniyle bundan vazgeçmesi...

        Nitekim bu çerçevede Esad yönetimi de 2001'de, "Şam Baharı" adı altında yeni bir süreci başlatmıştı.

        Erdoğan hükümeti döneminde bu çaba daha da arttı.

        Lübnan ve İsrail ile arasındaki problemlerin çözümü konusunda Ankara arabulucu rol üstlendi.

        Sonunda bir noktaya kadar gelindi.

        ERDOĞAN FRENE BASTI

        Ancak Esad yönetiminin "Şam Baharı" bildirgesini hazırlayanları tutuklatması ve 10 yıldır demokratikleşmede bir adım atmaması Ankara ile olan ilişkilerini de farklılaştırdı.

        Yakın geçmişe kadar Esad'a destek veren Erdoğan, önceki gün itibarıyla frene bastı.

        Bu tutumunu da çok net bir şekilde önceki gün görüştüğü Esad'a iletti.

        Başbakanlık çevrelerinin aktardığına göre Erdoğan, Esad görüşmesinde öncelikle sivil halka karşı güç kullanımını engellemesini istedi; demokratik sürecin başlatılması talebini yineledi.

        Neler yapılabileceğine ilişkin Ankara'nın beklediği yol haritasını da Şam'a yarın bir heyetle ileteceğini de Esad'a bildirdi.

        Bugüne kadar birkaç kez söz veren Esad'ın, Erdoğan'ın telkinlerini bu kez ne kadar uygulayacağını kestirmek zor...

        Zaten Ankara'daki birçok diplomatik gözlemci de Erdoğan ile Esad arasındaki makasın her geçen gün süratle açıldığı inancında.

        SETA Genel Koordinatörü Taha Özhan'ın tespiti de bu yönde:

        "Değişimde adım atmadığı her süreçte Ankara ile Şam'ın arası daha fazla açılır. Siyasi nepotizmden kurtulamayan Şam yönetimi işi zora sokarsa, azınlık ve çoğunluk çatışması çıkar ki bu da işi daha kötü noktaya taşır... "

        Özhan'ın dikkat çektiği bir nokta da Şam ile ilişkiler bu kadar iyi giderken, Suriye muhalefetinin birkaç gün önce İstanbul'da toplanmış olması...

        Görünen o ki Ankara şu aşamada her iki tarafı da teskin etmek için çaba gösteriyor.

        Başarı şansı ise her geçen gün daha da azalıyor.

        Diğer Yazılar