Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        "ARAP Baharı"nın başlamasından bu yana geçen 6 ay sonunda gelinen nokta kaygı, endişe rüzgârı...

        Bu sadece isyanların yaşandığı ülkeler değil, mülteci akınına uğrayanlar için de geçerli...

        Birçok ülke, mülteci akını karşısında ne yapacağını sorguluyor.

        Aynen Türkiye'de olduğu gibi...

        Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, dün mültecilere, "Geri dönün, kimse dokunmayacak" çağrısında bulunması da akını durdurmadı.

        Bölgede bulunan arkadaşlarım Borayhan Gülcü ve Ateş Tümer'in, Esad'ın konuşmasından saatler sonra aktardıkları haberler de bunu teyit eder nitelikteydi.

        Akının durmasının nedeni de sınırı yeni geçen bir Suriyelinin dün Borayhan'a söylediği şu cümlede özetleniyordu:

        "Beşar'dan değil, kardeşinden korkuyoruz. Beşar'ın dediğini kimse dinlemiyor..."

        Böyle devam ederse 11 bini bulan mülteci sayısının hafta sonu 15 bine ulaşması kaçınılmaz görünüyor.

        DAVET MEKTUBU

        Bu kadar insanın ibate ve iaşesi, zihniyeti değişen, uluslararası alanda tecrübe kazanan Türk Kızılayı tarafından sorunsuz karşılandı.

        Kızılay Başkanı Tekin Küçükali, dünkü sohbetimizde bu durumun sürdürülebilir olmadığını belirtti ve önemli girişimini şu cümleyle özetledi:

        "Sınırın öte yakasında kamp kurmak istiyoruz... "

        Bahsettiği, bir süredir medyada da yer alan Türkiye'nin sınırın öte yakasında tampon bölge oluşturacağı iddialarının ötesinde yeni bir durum:

        Küçükali, mülteci akınının durmayacağını belirtip ekledi:

        "Bu kadar uzun yoldan Türkiye'ye gelmeleri yerine, bulundukları yerde kalsın istiyoruz. Türk Kızılayı'nın, ABD, İngiltere, İtalya, Makedonya, Türk Cumhuriyetleri, Arnavutluk, Bosna Hersek, Kafkas ülkeleri Kızılay ve Kızılhaçları ile imzaladığı anlaşmalar (memorandum) var. Bu çerçevede hepsine bir davet mektubu gönderdim. Sınırın hemen öte tarafında ortak bir kamp kurup ibate ve iaşelerinin orada karşılanmasını önerdim."

        Mültecilerin, ülkelerindeki saldırıdan korktuğu için güvenli bulduğu Türk tarafına geçtiğini anımsatıp, "Ülkelerinde kalmayı kabul ederler mi?" diye sordum, yanıtı şöyle oldu:

        "Uluslararası hukukta Kızılay ve Kızılhaç'ın bayrağının dalgalandığı yerin dokunulmazlığı vardır. Kimse cesaret edemez."

        Başkan, geçen hafta başında Suriye Kızılay Başkanı'nın kendisini ziyaret edip, benzer teklifte bulunduğunu da aktardı.

        "Sorun çıkacağına inanmıyorum; Suriye de ister" dedi.

        Yakın gelecekte sınırın diğer tarafında kampın oluşturulacağına olan inancını vurguladı.

        Görünen o ki Türkiye'nin uzun süredir aradığı formül bulunmuş.

        Kısa sürede de gerçekleşeceğe benziyor.

        AVRUPA DA ARAYIŞTA

        Başta da belirttiğim gibi bu sadece Türkiye'nin sorunu değil, göçe maruz kalmış tüm Avrupa için geçerli.

        Nitekim geçen hafta sonu Napoli'de yapılan "Avrupa Baharına Nasıl Tepki Göstermeli" başlıklı toplantıda da bu konu işlenmiş.

        Toplantıya katılan Dr. Nihat Ali Özcan, dün "Herkes mülteciler sorununa çözüm arıyor" deyip ekledi:

        "En popüler ülke de Türkiye; herkes ne yapacağını, sisteme nasıl bir çözüm katacağını bekliyor."

        Bakalım yeni formül, Avrupa için de geçerli olur mu?

        Diğer Yazılar