Koruma sorumluluğu
RUSYA Devlet Başkanı Putin'in dünkü açıklamasındaki bir cümle, Suriye politikasının yeni bir üslupta dile getirilmesiydi:
"Endişemiz, Esad'ın pozisyonu değil, Suriye'nin geleceği..."
Sözlerin anlamı açık...
Batı'nın yeni güvenlik anlayışlarının insanlık için iyi olacağına inanıyor, ancak kendisi açısından hiç de olumlu sonuçlanmamasının yarattığı açmaza bir daha düşmek istemiyor.
Kosova ve Libya'da karşılaştığını bir daha yaşamayı arzu etmiyor.
Benzer kaygı İran için de geçerli.
İlginçtir, Putin bu açıklamayı yaparken dün Ilgaz Dağı'nın muhteşem manzarası içinde NATO ve Dışişleri Bakanlığı'nın katkılarıyla gerçekleşen Güvenlik Akademisi'nde de bu konu tartışılıyordu.
Prof. Dr. Mustafa Aydın, Batı'da yeni oluşan "koruma sorumluluğu" anlayışı (Responsibilty to Protect) ile yeni bir sürecin başladığını belirterek tartışmayı başlattı.
Sözünü ettiği, "Ulus devletler, yurttaşlarının güvenliği ve sağlığından sorumludur; buna aykırı bir durum ortaya çıkar, halk eziyet görmeye başlarsa, başka ulusların müdahale hakkı doğar" ilkesi...
Rusya'nın da meseleyi büyük bir konteksin içinde gördüğünü ve yapılanların kendisine olumsuz bir sonuç getirmesi kaygısıyla değerlendirdiğini belirtti.
Kosova ve Libya müdahaleleri sonrası Rusya açısından ortaya çıkan durumu anımsattı.
Her ikisinde de Batılı ülkelerin çıkarları ve kazançları ön plana geçti, Rusya Güvenlik Konseyi'nde onay vermiş olduğu konuda geride kaldı.
Putin'in dünkü konuşmasında da yer bulan Abhazya ve Osetya meselesine de aynı konseptte baktığı anlaşılıyor.
Benzer bakışın Suriye için de geçerli olduğu görülüyor.
Çünkü Rusya'nın kendi toprakları dışındaki iki deniz üssünden biri Ukrayna'da, diğeri ise Suriye'de bulunuyor.
Sivastopol ve Tartus'taki üslerine halel gelmesini istemiyor.
Esad'dan daha çok yeni rejimin bu ülkede çıkarlarını nasıl aynı noktada tutacağını hesaplıyor.
BÖLGELERE İNERSE
"Koruma sorumluluğu" diye kısaca adlandırılan yeni anlayışın sonunun nereye dayanacağı da bir başka tartışma konusu.
Çünkü, "Senin ulus devlet egemenliğin, ancak vatandaşlarının güvenliği ve sağlığıyla ilgili. Eğer onu ihlal ediyorsan ben buna müdahale ederim" anlayışının da bir sınırının olması gerekiyor.
Bunun yarın ülkelerin bazı bölgelerine kadar indirgenmesi halinde nasıl bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya kalınacağının da bugünden iyi tayin edilmesi gerekiyor.
Toplantıdaki tartışmalardan görüyorum ki NATO'nun Türkiye'ye yerleştirdiği Patriotlar konusu da benzer bir konsept içinde algılanıyor.
Askeri bir anlamı olmayan, sadece güvenlikle ilgili bir savunma sisteminin bu kadar gürültü koparmasının gerisinde, "ardından neyin geleceği" sorusu yatıyor.
Bölgede yeni oyun kurucuların bunun devamında Suriye içinde bir tampon bölge oluşturması, ardından da yönetimi istediği gibi tayin etmesi halinde nasıl bir tabloyla karşılaşılacağının hesabı bugünden yapılıyor.
Bölgede oyun kurucu olunmadığı takdirde güvenlik boşluk kaldırmıyor.