Keskin bıçak üzerinde
ANKARA'nın çözüm sürecinde hangi noktada olduğunu en iyi anlatan, dün Başbakan Erdoğan'ın şu sözleriydi:
"Sırtımızda yumurta küfesi taşıyoruz... Sırattan geçiyoruz... Keskin bıçağın üzerinde yürüyoruz..."
AK Parti'nin dünkü grup toplantısı sırasında milletvekilleriyle sohbetlerimiz de bu sözlerin haklılığını göstermeye yeterdi.
Grup toplantısı öncesi eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Habertürk'te Balçiçek İlter'e söylediklerini gazetecilere tekrarlamaktan kaçınmadı.
Bir adım daha attı, "Bu tablodan rahatsızım" deyip ekledi:
"Bizimkiler taktik uyguluyor, karşı taraf ise strateji. Süreci baştan sona Öcalan yönetiyor gibi bir algı var..."
Barışa geçmişte katkıda bulunanların bile hayretler içinde gelişmeleri izlediklerini söyleyip devam etti:
"Tek Öcalan'ı muhatap alıp, onun yönlendirmesiyle bu sürecin devam ettiği algısı; ona (Öcalan) endeksli görünüm vermesi, çözüme gidecekse bile süreci zora sokuyor, tepkiyi tetikliyor... "
Günay'ın açık yüreklilikle söylediği bu ifadeleri, AK Parti'de 50'den fazla milletvekilinin de dile getirdiği biliniyor.
Hatta Öcalan'ın, BDP'liler aracılığıyla gönderdiği "parlamentodan tarihi misyon beklediğine" yönelik mesajı sıkıntıyı artırmış.
RAY AŞAMASINDA
Hemen belirtmeliyim ki durumdan Erdoğan ve sürecin bizzat içinde olan ekibi de haberdar.
Nitekim sürecin içinde olan etkin isim dünkü sohbetimizde şu tespitte bulundu:
"BDP'liler gidip geldiği ve çok konuştukları için böyle bir algı ortaya çıkıyor. Önce bir süreç başlasın, sonra gerekli açıklamalar bizden de gelince denge bulunur. O zaman o algılar kalkar... "
Sürecin hangi aşamasında bulunduğuna ilişkin şu sözleri de önemliydi:
"Raylar döşeniyor, üzerine vagonlar konulur, sonra yola çıkılır. Süreç o zaman başlar. Önce bir çekilme olsun, onu görmemiz gerekir... "
LOĞOĞLU İLE KONUŞMA
TBMM'de sürece endeksli komisyonlar kurulup, bazı yasaların çıkarılması konusunda da "Neden olmasın" dedi.
Başbakan da dün Danimarka'ya hareketinden önce CHP'nin de daha önce önerdiği "Akil Adamlar Komisyonu kurulması için çalıştıklarını" açıkladı.
Hatta süreç hakkında bilgilendirmek için Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ı görevlendirdiğini, ancak CHP'den ses gelmediğini açıkladı.
Bu açıklama sonrası grup başkanvekilleri dahil 6 CHP yöneticisini aradım, konudan hiçbirinin haberi yoktu.
Sonradan öğrendim ki, TBMM Başkanlık makamının bulunduğu bölümde karşılaşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu ile Atalay arasında bu yönde bir sohbet geçmiş.
Atalay, hazır olduğunu söylemiş, CHP'den isim istemiş, ancak bu isim bildirilmemiş.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, "MYK'yı yarın (bugün) yapacaktık, belki orada ele alacaktık. İki kişi arasındaki konuşma partiye mal ediliyor. Erdoğan samimi değil, açığa düşürme derdinde" tepkisini koydu.
Görünen o ki, süreç açısından gerçekten önemli bir adım başlamadan kesintiye uğradı.
Dilerim tekrar başlar.
Çünkü muhalefetten herhangi birinin veya güçlü sivil toplum örgütlerinin yer almadığı bir süreç kolay ilerlemez.
Günay'ın da dile getirdiği kuşkuları, rahatsızlıkları tetikler, süreci keser.
Adalet Bakanlığı ve AK Parti'ye yapılan bombalı saldırılar da bunun en güzel göstergesidir.