Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ANKARA'da siyaset eğer şu dörtlüden birini konuşuyorsa, üç vakte sonuca erer.

        "Af, seçim, askerlik süresi ve zam..."

        Bunlardan biri sık tekrar edilir olduysa, bilinmeli ki zemin etüdü ve hafriyat çalışması başlamıştır.

        Bunları yazmamdaki neden, bir süredir sadece AK Parti ve BDP çevrelerinde dile getirilen af tartışmalarına yeni katılımların olması.

        Kelebek çarpan etkisiyle daha yaygın bir tartışma alanına doğru hızla ilerlemesi.

        İktidar, "Kesinlikle çalışma yok" demesine rağmen, Ergenekon ve Balyoz davalarında sona gelince CHP yöneticileri ile etkin hukuk insanları da tartışmaya girdi.

        O isimlerden biri de Onursal Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk...

        Prof. Dr. Selçuk kısa süre önce Ergenekon davasının karar yükünün tek başına Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ne bırakılmaması, Yargıtay Genel Kurulu'nda da görüşülmesi gerektiğini savunmuştu.

        Dün de yeni bir açılım yaptı ve yeni bir tartışmanın kapısını araladı.

        'BUNU AF TEMİZLER'

        Prof. Dr. Selçuk ile sohbetimizde, bir süredir dile getirdiği affın kapsamının nasıl olması gerektiğini sordum.

        Konuya girmeden önce bazı tespitlerini yineledi.

        Ergenekon davasının milyonlarca sayfa tuttuğunu, hukuksal olarak insan beyninin çözümlemesinin olanaksız olduğunu, davada birbiri ile ilintilenen isimler ve örgütler arasında sağlam illiyet bağının bulunmadığını, eksik teşebbüs ile cezalar arasındaki ilintinin bozuk olduğuna kadar uzanan aksaklıkları sıraladı.

        Ayrıca eldeki kanıtların hukuka uygun bulunup bulunmadığının da tartışılır olduğunu belirtip ekledi:

        "Milyonlarca sayfa tutan ve karmaşık bir ilişkiler yumağı bulunan bu davanın içinden insan beyninin çıkması zor. 100200 sayfalık davalarda bile bocalarken, böyle bir dava ancak afla temizlenir."

        Bunun şartlarının nasıl olacağına ilişkin de şu ilginç benzetmeyi yaptı:

        "Affın ne şekilde çıkacağının sınırlarını siyaset çizer. Ancak af kanunundan yararlanacak olanlara bunu kabul edip etmeme hakkı da verilmelidir. Çünkü o kişi afla değil, yargılanıp beraat ederek aklanma yönüne gitmek isteyebilir."

        Bugüne kadar çıkarılanların, hukuk öğretisine göre koşulları oluşturulmuş aflar olmadığının altını özenle çizdi.

        "Bizdeki afların hemen hepsi tamamen siyasi yatırım olarak çıkarıldı" dedi.

        AFFIN SINIRLARI

        Türkiye'nin iddia edildiği gibi çok fazla sayıda af çıkaran bir ülke olmadığını da anımsattı.

        "En çok af çıkaran ülke Fransa'dır. Her Cumhurbaşkanı seçimi sonrası Fransa bir af çıkarır. Türkiye'nin böyle bir alışkanlığı yok."

        Affın sınırlarının ne olması gerektiğini sordum.

        Ergenekon gibi çok kapsamlı bir davanın sonunda mutlaka bir hukuk eksikliğinin yaşanacağını belirtip ekledi:

        "1960 sonrası affına benzer düzenleme yapılabilir... "

        Sözünü ettiği 1960 darbesi sonrası çıkarılan af yasası.

        23 Şubat 1963'te çıkarılan af yasasında hapis cezalarının 5 yılı, para cezalarının üçte biri kaldırılmıştı.

        Bugün de benzer bir sınır getirilebilir mi; bilinmez.

        Ancak bilinen bir gerçek var ki, Ankara'da lafı bir kez edilince önü kolay alınmaz...

        Diğer Yazılar