Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DEVLET, Çankaya Köşkü'nde paparazzilik yapar mı?

        Soruyu yöneltmemdeki amaç, sokakta, çarşıda, restoranda karşılaştığım birçok kişinin, siyasetin geleceğine ilişkin sorgulamalarından kaynaklanıyor.

        Dış politikanın, iç politikada tüketilmesinin yarattığı kanıksanmışlıktan olsa gerek kimse artık Mısır'ı, Suriye'yi de konuşmuyor

        Dönüp dolaşıp aynı soruya takılıyor:

        "AK Parti, Köşk için kimi aday gösterir? Köşk yarışı parti içinde sıkıntı yaratır mı?"

        Soruya en iyi yanıtı, önceki gün Çankaya Köşkü'nde yaşananlarda bulmak olası...

        GÜVEN MEKTUBU

        Şöyle ki...

        Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ankara'ya yeni atanan İsveç Büyükelçisi Lars Wahlund'u Çankaya Köşkü'nde kabul ve "güven mektubu"nu aldı...

        Gül'ün kabulünde Wahlund'un eşi Elena Wahlund da bulundu.

        Diplomatik gelenek bozulmadı, Gül, sefire, sefir ve dış politika ekibini yanına alıp geleneksel "güven mektubu" fotoğrafını çektirdi.

        Fotoğraf çekimi de Çankaya Köşkü Basın Başdanışmanlığı ve Anadolu Ajansı (AA) foto muhabirleri tarafından gerçekleştirildi.

        "Bunları niye anlatıyorsun, ne alakası var konumuzla?" diyebilirsiniz...

        Zaten geleceğe ışık tutacak gelişme de bundan sonrasında başlıyor.

        Çankaya Köşkü, flaşsız çektiği ve herkesin yüzünün güldüğü pozu servise koyuyor.

        AA ise Sefire Elena Wahlund'un farkına varmadan elini dizinin üzerinde kaydırması sonucu beyaz iç çamaşırının gözüktüğü kareyi servis ediyor.

        Fotoğraflarda yer alanların gözlerinin kapalı olup olmadığına özen gösteren AA, bu kez sefirenin eteğinin açık olmasına aldırmıyor.

        Bir paparazzi cevvalliğinde sunuyor.

        SÜNSÜR MÜ?

        Ne hikmetse haber portalları da anında durumdan haberdar oluyor ve manşet patlıyor:

        "Köşk, İsveç Büyükelçisi'nin eşinin frikiğini sansürledi..."

        Kimse iki karenin ayrı olup olmadığına bakma gereği bile duymuyor.

        Meslek etiği, diplomatik ahlak yerde sürünüyor; "özel haber" mahreci haberin tepesine kazınıyor.

        İsveç Büyükelçisi ve eşine Türkçe "Hoş geldiniz" deniliyor...

        Bunu yaparken bir adım daha atıp Çankaya'yı da "sansürcülükle" suçluyor.

        Haberin içeriğinde ortaya koyduğu gibi sefirenin farkına varmadan sergilediği kare elinde olsa Köşk bunu vermek zorundaymış gibi davranıyor...

        Güven mektubu sunmaya gelmiş büyükelçinin eşinin çamaşırını ortaya dökmesini istiyor.

        Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ahmet Sever gece boyu fotoğrafta sansür olmadığını, ellerinde böyle bir görüntü olsa bile bunu servise koymayı ahlaki bulmadıklarını belirtiyor.

        "Yaptığınız haberciliği tasvip etmiyorum" diyor.

        "AA geçti, biz de kullandık" yanıtını alıyor.

        Şimdi şu soruya yanıt arayalım:

        Anadolu Ajansı'nın, Cumhurbaşkanı'nın yanında oturan güven mektubu sunmaya gelmiş sefirenin iç çamaşırının görüntüsünü vermesi ne anlama geliyor?

        Yoksa "Fotoğrafın mülkiyeti çekene aittir, görüntüdekiler ise figürdür, dilediğim gibi kullanırım" mantığıyla mı gidiyor?

        "Kavgada yumruk sayılmaz, mahremiyet de beni bağlamaz" mantığıyla mı gidiyor...

        Dedim ya, Ankara'da işler bir karışık yürüyor; vesselam...

        Diğer Yazılar