Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TBMM'de AK Parti milletvekillerinden beklerken, sürpriz Çankaya Köşkü'nden geldi.

        Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, 11 'inci Cumhurbaşkanı olarak son konuşmasını yapmak için Meclis'e eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte gelmesi bir dönemin de noktalanmasıydı.

        Hayrünnisa Gül açısından da 1998'de başlattığı mücadelesini devletin zirvesinde sonlandırması...

        Gül de dünkü Meclis konuşmasının bütününde "Siyasette bundan sonra varım" derken, üstü kapalı da olsa 2007'de eşinin türbanlı olması dolayısıyla Cumhurbaşkanı seçilmesinin önünün nasıl kesildiğini şu sözlerle anımsattı:

        "2007 yılındaki seçilme sürecinde yaşanan demokratik olgunluğa yakışmayan zorlama ve tartışmaları arkamda bırakarak Türkiye'nin normalleşmesine özen gösterdim..."

        Meclis'teki açılış töreni bittikten sonra Hayrünnisa Gül'ün başörtüsüyle Cumhurbaşkanı locasında oturmasına milletvekillerinden gelen yorum da Gül'den farklı değildi:

        "Normalleşme..."

        Bu konuda en sert tavrı takınan, Anayasa Mahkemesi'ne sorunu götüren CHP yönetiminin yeni yaklaşımı da meselenin tamamen bittiğinin bir işareti niteliğindeydi:

        "Dinleyici localarına uzun süredir türbanlı vatandaşlar geliyordu. Bu sorunu yeni CHP'de aştık."

        ERGİN: YÖNETMELİKLE

        Meclis'te bu konuda ortak bir konsensüs sağlanmış gözükse de ortada yasal olarak aşılması gereken bir eşik duruyor.

        Anayasa Mahkemesi'nin türbanla ilgili 1989, 1991 ve 2008 kararları geçerliliğini koruyor. Özellikle 2008'de 411 milletvekilinin oyuyla geçen türbanla ilgili Anayasa değişikliği maddesinin iptali de hâlâ hafızalarda duruyor.

        Bu durumda kılık kıyafet serbestisi nasıl sağlanacak?

        Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e TBMM kulisinde sohbet ederken bu soruyu yönelttim.

        Ergin çözümü yasa yerine yönetmelikle arayacaklarını açıkladı.

        Anlaşılan o ki, kanun olmadığı için Anayasa Mahkemesi'nin yeni bir içtihat yaratması veya kararında direnmesi yollarının önü kapanmış olacak.

        Ergin'e Kılık Kıyafet Yönetmeliği'nde değişik yapmaları halinde de benzer bir sorunla karşılaşabileceklerini söylediğimde yanıtı şöyle oldu:

        "O durumda Danıştay'a giderler; Danıştay da bu konuda bir karara varır... "

        Ergin'e bu aşamada bir arkadaşım da şu soruyu yöneltti:

        "Bir serbestiyi sabote etmek isteyen biri, hiçbir yeri görünmeyecek şekilde burkaya girip memuriyet görevini yapmak isterse ne olur?"

        Ergin'in sözlerinden anladığım şu ki, yönetmelik değişikliğinde hangi tarz baş bağlamaya izin verileceği, hangisinde yasağın devam edeceği belirlenecek.

        Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği maddeye Meclis'te destek veren MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin önerdiği gibi başın nasıl bağlanacağının tarifi 6 yıl sonra yapılarak sorun çözülecek.

        Üniversitede rahatlayan, belediyeler ve kamu kurumlarının hizmet aldığı birimlerde özgürce devam eden başörtüsü meselesi de böylece sonlanacak.

        Erkek öğrencilerin eğitim görmesi amacıyla 1951'de açılan imam hatiplere kız öğrencilerin de alınması tartışmasıyla başlayıp, Nesibe Bulaycı, Hatice Babacan ve Hayrünnisa Gül'ün üniversiteye başörtüsüyle girme çabasıyla süren 62 yıllık mücadele dün itibarıyla noktalanmış bulunuyor.

        Diğer Yazılar