Megri, megri...
İSTER normalleşme ve entegrasyonun kapısının aralanması, ister "Barzani'yi sıkıştığı 36'ncı paralelden kurtarma" olarak değerlendirilsin...
Türkiye dün bölgede önemli bir eşiği geçti; bir korkuyu yenerken yeni bir sürecin de kapısını araladı.
Ancak bu yapılırken coğrafyanın genetiğinden olsa gerek, yine tahterevalli diplomasisiyle yüz yüze kaldı.
Barzani ile ilişkiler yumuşarken, çözüm sürecinin tarafı BDP-PKK ile zaten soğuk olan ilişkiler başka bir noktaya savruldu.
Diyarbakır meydanında Erdoğan'ın BDP'ye gönderme yaptığı şu sözleri de bunun bir yansımasıydı:
"Doğu ve Güneydoğu'da yeni bir tek parti anlayışının hüküm sürmesine müsaade etmeyeceğiz. Farklılıklara tahammül edemeyenler bu bölgeye refah getiremezler. Yazarlara, şairlere, gazetecilere, sanatçılara, sesiyle sözüyle gönüller fethetmiş ozanlara tahammül edemeyenler bölgeye barış getiremezler."
Erdoğan böylece bir yandan Diyarbakır Belediyesi'ne giderek yumuşama adımını atarken, bulunduğu noktada durduğunu da gösterdi.
BDP ile dağ arasına kalın çizgiyi yine çekti.
Diyarbakır'ın tehdit ve sabotaja karşı tek yürek olmasını isterken, halkı yanına çekme yoluna gitti.
GENEL AF MI?
Bir zamanlar Diyarbakır ve Mardin'de Mehmet Ağar söylediğinde yer yerinden oynatan, "Düz ovada siyaset" benzeri söylemini yıllar sonra farklı bir konseptte yineledi.
Hatta Başbakan olarak kendisini bağlayan bir adım atıp aynen şöyle dedi:
"Dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldığını, birlikte yeni Türkiye olduğunu göreceğiz. Hiç endişeniz olmasın."
Bu sözlerinin amacının ne olduğunu bilmem; ancak konuşmayı meydanda dinleyen Diyarbakırlı birkaç dostum cümleyi, "PKK dağdan inerse genel af çıkaracağım" sözü olarak okumuştu.
Onlara göre meydanın büyük bölümü de konuşmayı böyle anladı.
Ayrıca unutulmamalı ki bu topraklarda, "af, zam ve seçim" bir kez ağızdan çıktı mı geri dönüşü zordur.
Görünen o ki Erdoğan da bu sözüyle halkın bölgede örgüt üzerine baskı kurmasını sağlayacak yolu açtı.
Silahı bırakıp, kitlesel halk hareketini başlatarak hedefe gitmeyi planlayan BDP-PKK dün Diyarbakır meydanında kitlelerin gerisinde kaldı.
BDP'nin kendisinin zannettiği kitleye Erdoğan, Barzani-Perver'i Diyarbakır'a getirerek ve yeni bir söylemde bulunarak hâkim oldu.
ENTEGRASYON...
Barzani de geri kalmadı.
"Barış yolu ne kadar uzun olsa da bir saatlik savaştan daha iyidir" diyerek o da PKK'ya göndermede bulundu.
Önemli bir adım attı...
Ankara'da bir zamanlar sıkça dillendirilen, ancak son dönem terk edilen bölgesel entegrasyon çağrısı bu kez Barzani'den geldi.
Bu ütopyanın kısa vadede gerçekleşmesinin kolay olmadığının şahidi bölgedeki çatışmalar, günlük ortalaması 15'ten aşağı düşmeyen ölümler.
Bir de birinin başarısı, diğerinin başarısızlığı üzerine kurulu bölgesel çıkarlar.
Böyle de olsa barışın umudu bile güzel...
Tatlıses ile Perver'in seslendirdiği, "Megri megri, daye megri (ağlama ağlama anam ağlama)" türküsündeki gibi, sulh olup barış gelince o da olacaktır.