Son Dakika

Cumhurbaşkanlığı Arşivi ve haset

07.02.2018 - 03:40 | Güncelleme:

 

ARŞİVLERİMİZİN önemini, dünyanın önde gelen birkaç evrak hazinesinden biri olduklarını ve bazı sıkıntılara rağmen mükemmel denebilecek şekilde çalıştıklarını daha önce defalarca yazdım.

Bu mevzudaki önemli bir gelişmeden, doksan küsur senedir kapalı tutulan bir başka evrak hazinesinin, yani Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nin de araştırmacıların hizmetine açıldığından pek haberdar değilizdir...

Arşivin başında bulunan Muhammed Safi yıllardır bir türlü bitirilemeyen tasnifi 2015’in sonunda tamamladı ve arşiv Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatı, Genel Sekreter Fahri Kasırga’nın da emri ile 2016 Ocak’ında istifadeye açıldı.

Şimdi, hiç istemediğim halde, mecbur bırakıldığım için, bu arşiv ile ilgili bir başka konuya temas edeceğim:

Aylardan buyana Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nden istifade ediyorum, kopyelerini aldığım belgelerden bazılarını yazılarımda ve kitaplarımda kullanıyorum; geçen pazar günü de İtalyan ressam Fausto Zonaro’nun Atatürk’e yazdığı bir mektubu yayınladım.

Vay, sen misin arşivden belge alıp kullanan! Hemen o gün araştırma, arşiv ve ilim tarihinde emsâli görülmemiş bir saldırıya maruz kaldım; Osmanlı Arşivleri’nin bir görevlisi ile mütekaid bir arşivci ve bunların birkaç şakşakçısı, sosyal medyada aleyhimde verip veriştirmeye başladılar.

‘NEZAKET’ DİYE BİR KAVRAM

Yaptıkları şu: Benim “maden” bulduğumu, madenin Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nin müdürü ve eski arkadaşları Muhammed Safi olduğunu söylemek, Safi’yi “yalakalıkla” ve “onurlu durmamakla” suçlamak; bana Ankara’dan “belge yağdığını”, hattâ bir zamanlar Topkapı Sarayı Arşivi’nden de belge aldığımı ve akış kesildiği için “bombalamaya başladığımı” iddia etmek.

Şimdi, hesap vermek için değil, ses getirecek yayın yapma hevesine kapılıp da beceremeyince etrafa çamur sıçratmaya başlayan ve seksen küsur senedir âtıl duran Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nin son vaziyetinden haberleri bile olmayan bu “hasud” güruha, bazı niyetlerinin ne mânâya geldiğini idrak etmeleri için bir-iki söz edeceğim...

Hem prensiplerim, hem de böylelerinin mevcudiyetini bildiğimden dolayı şimdiye kadar hiçbir arşivden eş-dost vasıtası ile tek bir belge istemedim ve almadım; herşeyi usulüne uygun, yasal şekilde yaptım! Merak edenler ellerinin altındaki arşiv kayıtlarına bakar ve hayâ duyguları kalmış ise utanırlar!

Kaldı ki, artık araştırmaya açık olan Cumhurbaşkanlığı arşivinden istifade için internetteki formu doldurup belge talebinde bulunmak kâfidir. Hasudlardan birinin “İstanbul’da olsa hemen müracaat edeceğim ama Ankara’ya gidemiyorum” diye yakınması şayet cehalet değil ise, kasıtlı bir yalandır! Resmî şekilde aldığım belgeleri her yayınlayışımda Muhammed Safi’ye teşekkür etmem ise, bu zevâtın fersah fersah uzak oldukları bir hareket tarzıdır; ismine “nezaket” derler!

BU İŞ, SUÇA TEŞEBBÜSTÜR!

Topkapı Sarayı Arşivi’ni kullandığım iddiasına gelince...

Saray Arşivi’ne hayatımda bir defa olsun gitmedim, şimdiye kadar tek bir belge almadım ve saray evrakı çalışma alanıma girmediği için o arşivin yerini bile bilmem! Ama hem gitmediğim bu arşive, hem de askerî arşive kullanmayacağım binlerce orijinal ve “önemli” evrakı hediye etmiş olduğum da kayıtlardadır.

Bana ve Muhammed Safi’ye atılan çirkefçe iftiraları sıradan birileri yapmış olsa “Hasetlerinden çatlıyorlar” deyip geçerdim fakat vahim bir vaziyet sözkonusu: Maaşını hepimizin vergilerinden alan ve aslî görevi “araştırmacılık” değil, “araştırmacının ihtiyaç duyduğu belgeleri temin etmek” olan arşivcinin biri sosyal medyanın gemi azıya alması ve etrafındakilerin de “Aman hocam, keramet buyurdunuz üstadım!” gibisinden pohpohlamaları ile arslan kesilip önce meslekdaşına iftiralar yağdırıyor, derken benim hakkımda “Ona neden belge veriyorlar ki? Madem ki araştırmacı gazeteci, araştırsın dursun” demeye cür’et ediyor ve yayın yapmamı “sıkıntılı bir durum” olarak görüyor!

Dolayısı ile ortada araştırma, eğitim ve öğretim hakkını “taammüden engelleme” teşebbüsü mevcuttur ve Türkiye bu dertten çok çekmiştir. Ermeni meselesi ve Dersim hadiseleri gibi hâlâ devam eden dertlere sebep olan sıkıntıların başında arşivlerdeki böyle keyfî engellemeler gelir, üstelik bu iş, apaçık suçtur!

Bu güruha lâyık gereken cevabı Muhammed Safi de tenezzül ettiği takdirde mükemmelen verebilir ama ortada artık tehlikeli bir engelleme teşebbüsü olduğu için şimdilik Devlet Arşivleri’nin başındakilerin dikkatlerini çekmekle yetiniyorum...

Yapılan her işi karalama hevesini sosyal medyada tatmine çalışan lâklâkçı zevâtın seviyesine inen üniversite hocalarına da hatırlatayım: Hasudların sayıklamalarına itibar etmeyin, ortaya birşeyler koymaya niyetli iseniz zahmet buyurup kımıldayın ve çalışın!

Safi ile ekibinin ilim dünyasına kazandırdıkları arşiv işte orada ve sizlere bile açık!

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 18 Şubat 2018 Pazar 12:44
    Sayın Bardakçı bu yorumumu dikkate alın. Adamsınız siz Adam. Tarihi sizden öğrendim ve sizinle sevdim. Gördüğüm en tarafsız Tarih yazarısınız. Fatih Altaylıya da selam. Adamsınız
  • Misafir 08 Şubat 2018 Perşembe 15:13
    Kimse bu engel teşkil edenler alınsın görevlerinden. Artık sizin gibi olan tarihçilerimiz gün yüzüne çıkmayan belgeleri paylaşabilsinler. Yazılarınızı beğenerek takip ediyoruz.
  • Misafir 08 Şubat 2018 Perşembe 14:00
    Sayın Bardakçı;şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da sadece ve sadece yabancı araştırmacılardan araklama kolaycılığı ellerinden kaçacağı ve !ilim insanı olun da braz orjinal eserler çıkaraın' itirazlarına uğrayacaklarını bildikleri içindir bu yaptıkları.
  • Misafir 08 Şubat 2018 Perşembe 12:19
    Sayın Murat Bardakçı, Ben hem sizi hem de Sinan Çuluk'u dikkatle takip eden bir kişiyim.Bu yazınızı da dikkatle okudum. Yazınıza konu olan ve İsmini vermediğiniz kişi Sinan Çuluk'tur. Bahsettiğiniz kişiye yönelik ithamlarınız çok üzücü ve haksızdır.Sinan Çuluk'un konuyla ilgili sosyal medya mesajını okudum. Orada size karşı bir itham ve isnatta bulunmamanın yanında "gıbta" ettiğini beyan ediyor. Ayrıca sizin araştırmalarınızı ve yazılarınızı takdir ettiğini söyleyen bir araştırmacıdır. Bu kez olmadı Murat Bey. Kırıcı, yanlış ve gönül mülkünü yıkan bir yazı kaleme almışsınız. Saygılarımla.
  • Misafir 08 Şubat 2018 Perşembe 12:13
    Kıskançlık, başka bir sebep yok. Devam et hocam.
  • Misafir 08 Şubat 2018 Perşembe 11:44
    Murat Abi, Tarihin Arka Odası programına devam edecekmisiniz? Etseniz iyi olur kanaatindeyim, Fatih Bey mi durdurdu bu programı? Ona yazalım da siz tekrar başlayın bu programı yapmaya, iyi programdı gerçekten, seyrettiğim birkaç programdan biriydi, çok geç vakte kadar devam ediyordu ve çoğunlukla uyuya kalıyordum :sleeping:fakat program başlayınca TV karşısına geçiyordum, Sen bunun bir hatırlat da olmaz derse bizde yazarız destek olarak :smiley:
  • Misafir 08 Şubat 2018 Perşembe 11:06
    bu güruhu biz de bilmek istiyoruz.kitaplarına yazılarına boş yere para zaman vermeyelim.
  • Misafir 08 Şubat 2018 Perşembe 10:43
    seni çok seviyorum murat abi inan senin gibi tarihçilere çok ihtiyacı var bu ülkenin biliçli bilğili ezber bozan insanlara ...saygıyla muhabbetle selamlıyorum sizi ve sizin gibi gerçek tarihçileri sağolun varolun...Sizden bir ricam daha var Milli eğitim bakanlığıyla temasa geçip okullarda sizin yazdığınız tarih okutulsaya ...saygıyla kalın...
  • Misafir 08 Şubat 2018 Perşembe 09:08
    ifade etmek isterim ki; 1- kimse kimsenin verdiği vergilerle değil, alnının teri emeğinin karşılığını alıyor. 2- Arşiv'i arşiv yapan tabiri caizse çuvallardan, kasalardan tozlar içindeki belgeleri çıkarıp tasnif eden özetleyen ve insanların hizmetine sunan insanlar için böyle ithamlar yapılmaz ve senin işin araştırma yapmak değil denmez. arşivler herkese açık, orada çalışanlara da. 3- itham ettiğiniz kişi 30 yıllık bir arşiv emektarı ve sahiden çok başarılı, işimi yaparım arkama bakmam diyenlerden değil. 4- asıl mevzu olan yani sizin sahte belgeler dediğiniz ama aslında olmayan ve bunun üstünü kapatma gayretinizi biliyoruz, konuyu merkezden uzaklaştırmayın. 5- son olarak ise ne olup bittiğinden habersiz okuyucular için; önce meseleyi kavrayın sonra Murat Bey'i yine alkışlarsınız, buna kimse karışmaz.
  • Misafir 08 Şubat 2018 Perşembe 08:55
    BU TIPLER HEP VAR VE VAROLACAK MURAT BEY BILIYORSUNUZ, VAZGECMEYIN
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 17:22
    Murat bey, "meyva veren ağaç taşlanır" misali size saldırmışlar. Bu tam da dediğiniz gibi hased içinde olanların işi. Kale almadığınızı ve işinize baktığınızı biliyorum ama yine de söylemeden edemiyorum; boşverin gitsin bu adamları ve daha çok çalışmaya devam edin, geçen akşam ne dediniz, "kalıcı olan bu çalışmalardır." Aynen öyle, herkes herşeyi görüyor ve değerlendiriyor.
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 16:13
    Televizyonlu odadan televizyonsuz odaya bile geçemeyenler kiminle aşık atıyorlar. Araştırmacı olmak bana gore Afrine gitmekle eş.
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 14:27
    Yıllar önceydi, sene 1972. O zamanlar genç bir gazeteciydim. Türkiye’den bazı siyasiler ve iş adamları İsrail’e resmi ziyarette bulunuyorlardı. Biz de gelişmeleri izlemek için oradaydık. Bir sıcak mayıs akşamıydı. Her ziyarette olduğu gibi sıradan bir işti anlayacağınız. Ziyaretin dördüncü günü bize tarihi ve turistik yerleri gezdirmeye başladılar, kafile olarak Mescid-i Aksa’ya vardık. Heyecanlanmıştım asırlık merdivenlerden yukarı çıkarken. Üstteki avluya ‘on iki bin şamdanlı avlu’ diyorlar. Yavuz Sultan Selim Han, Kudüs’e gelince bu avluda on iki bin şamdan mum yaktırmış. Koca Osmanlı ordusu yatsı namazını o mumların ışığında kılmış, adı oradan geliyor. Avlunun kenarında biri dikkatimi çekti. Doksan yaşlarında bir adam… Üzerinde kendinden daha yaşlı bir asker üniforması; her yanı yama içinde, hatta bazı yamaların bile tekrar yamanmış olduğu bir elbise... Asırlık ağaçların gövdesindeki halkalar misali yamaları yaşını göstermeye çalışıyordu sanki. Orada ayakta bekliyordu, sırtına zorla yapıştırılmış gibi duran hafif kamburu da olmasa dimdik duracaktı. İki metreye yakın boyu ile yaşlıydı ama bir o kadar da vakur. Şaşırmıştım. ‘Acaba bu adam bu sıcakta güneş altında neden dikilip duruyor’ dedim içimden. Bizi gezdiren rehbere sordum; ‘Ben kendimi bildim bileli her gün buraya gelir. Akşama kadar bekler. Ne kimseyi dinler, ne de kimseyle konuşur. Sadece bekler, delinin teki herhalde.’ dedi. Bu yaşta bu sıcakta sebepsiz beklemeyeceğini biliyordum. Bembeyaz sakalının hafif titremesi rüzgardan mıydı, senelerin bedene yüklediği ağır yükten mi bilemedim. Kafasında eski bir kalpak, sanki kanatlanıp gidecek bir kumru misali bekliyordu. Konuşmakla konuşmamak arasında kararsız kaldım. Yanına yaklaştığımı fark etti, ama kımıldamadı. ‘Selamün aleyküm baba.’ dedim. Başını biraz bana doğru çevirdi, durakladı ve çatallanmış titrek bir sesle “Aleyküm selam oğul.” dedi. ‘Hayırdır baba sen kimsin, burada ne yapıyorsun?’ dedim. “Ben...” dedi titreyen bir sesle. “Ben, Osmanlı...
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 14:25
    bu guruhu isimleriyle kamuoyuna teshir ediniz ve hakaret davasi aciniz..
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 13:58
    YAZILARINIZI ZEVKLE VE BİLGİLENEREK OKUYORUM.BU ÜLKE DE İŞ YAPAN İNSANLAR KISKANILIYOR.AŞAĞIYA ÇEKİLMEYE ÇALIŞILIYOR.
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 13:41
    Sayin Bardakçı, buradan biz takip ediyoruz, ama sizi seven ve takip edemeyen binlerce insan var. TV de bu KARA insanları daha çok kişiye tanıtır, ifşa edersiniz. Lütfen dönün
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 12:38
    Helal olsun... YAPIŞTIR, BİRDAHA YAPAMASINLAR :relaxed:
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 11:48
    Merhaba ankara da milli kütüphanede yer olmadığı nedeniyle tarihi el yazması eserlerin 1 tl-3 tl gibi fiyatlarla sahaflara satıldığını duydum. Araştırmanızı rica ediyorum gerçekmidir yoksa bir iftiramıdır
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 10:56
    Murat Bey, yazdıklarınızı zevk okuyoruz. Okuyucu size borçlu. Yazmak herkesin kârı değil. Kitaplarınızı okudum. Okuyorum. Bir şikayetim var! Kitapların kağıtları neden beyaz.Çok okuyan biri olarak söylüyorum. gözleri yoruyor. Parlak olmayan kağıt kullanılırsa okuyucu için daha sağlıklı olur. Sağlık ve esenlik dilerim. Mehmet Ali Talayhan
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 09:59
    keşke ism verseydiniz Murat bey bu kişilerin isimlerini vermekten çekinmeyin
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 09:32
    Kral, sen böyle devam et halk seni seviyor. Devam...
  • Misafir 07 Şubat 2018 Çarşamba 09:10
    Murat bey bizzat gelip kendi buluyor gerekli belgeleri arşivden. Muhammed bey bile şaşırıyor bizde ne belgeler varmış diye. Turkiyedeki en iyi arastirmacilardan biridir murat bardakçı
Kalan karakter : 2000