Son Dakika
21.03.2018 - 03:48 | Güncelleme:

Değişen bir şey yok, zira gen aynı gendir!

 

ÖNCE, 19. asrın büyük âlimi Cevdet Paşa’nın “Tezâkir” isimli meşhur eserinin ikinci cildinde ve “Mârûzât”ında anlattığı bir hadiseyi nakledeyim:

Sultan Abdülmecid’in tahtta bulunduğu 1850’li senelerde devletin uğradığı büyük dertlerden biri, hükümdarın kızlarının hesapsız harcamaları idi... Birbirleri ile yarışırcasına akıllarına ne gelirse satın alıyor, gırtlaklarına kadar borca giriyorlardı ve devletin verdiği tahsisat masraflarına yetmez olmuştu...

Meselâ hükümdarın kızlarından sadece birinin, Refia Sultan’ın borcu 60 bin keseyi bulmuştu!

Sultanlar, çareyi ne yapıp edip borçlarını Maliye’ye devretmekte, yani hadsiz-hesapsız harcamalarını milletin sırtına yüklemekte buldular. Ama uzun zamandır zaten sallantıda olan hazine bu ağır yükün altında daha da ezildi, sıkıntıya düştü ve israf halkın diline de düşünce her tarafta memnuniyetsizlik yaşanır oldu.

HAKARET, ‘KERAMET’ OLDU

Kızlarını daha önceleri de zapt u rapt altına almaya çalışan ama sözünü dinletmeye bir türlü muvaffak olamayan Abdülmecid, borçların Maliye’ye devredilmesi üzerine çileden çıktı. 27 Ağustos 1858’de atına atlayıp o zamanın başbakanlığı olan Bâbıâlî’ye gitti ve damatlarını huzuruna çağırdı. Cevdet Paşa’nın ifadesi ile “azamet ve kahramanlık dolu bir tavırla” kimselere iltifat etmeden binaya girdi, “Sultanlar gece mehtaplarda gezerlermiş. Benim gece mehtapta gezen kızım yoktur. Onları da reddedeceğim” dedi, damatlarının israfa göz yummalarından “Bu heriflerin hareketleri artık namusuma dokunur oldu” diye bahsetti, sonra yine damatlarına hitaben içerisinde “katır”, “hain”, “köstebek kıyafetli herif” ve “kerata” gibi zarif ifadelerin geçtiği uzun bir konuşma yaptı ve yorulana kadar hepsine giydirdi de giydirdi!

Padişahın âmiyâne tâbiri ile bu “fırça faslını” tamamlamasının ardından Sadrazam Âli Paşa “Efendimiz keramet buyurdular” dedi, damat paşalardan biri “Böyle kuvvetli bir uyarıya muhtaç olduklarını” söyledi ve diğer damatlarla paşalardan aynı şekilde “keramet” sözleri işitildi...

Yani yaşanan bütün israf rezaleti karşısında o âna kadar tek söz etmemiş olan kim varsa Sultan Abdülmecid’in bu giydirme faslından sonra “Efendimiz gayet haklı, böylesine şiddetli bir uyarıya çoktan muhtaç idik, işte lâyığımızı bulduk” gibisinden sözler sarfedip savrukluğa mâni olmaya çalıştılar...

MAAŞALLAH, BÜLBÜL KESİLDİLER!

Bugün, yani aradan 160 sene geçtikten sonra da benzer bir hadisenin yaşandığını, dinî bahislerde akıllarına geleni söyleyip yalan-yanlış yorumlar yapanlara karşı milleti uyarmakla vazifeli oldukları halde seneler boyu tek kelime etmeyen Diyanet ve ilâhiyat fakülteleri mensuplarının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçen haftaki çıkışının ardından bülbül gibi şakımaya başladıklarını herhalde farketmişsinizdir...

Yıllarca bilhassa da televizyon ekranlarından anlatılanların birkaçını hatırlayın, kâfi... Kur’an’da kadınların başlarını örtmeleri gibi bir emrin bulunmadığını iddia edeni mi, namazın günde üç vakit kılınabileceğini söyleyenini mi, orucun sadece tek birgün için farz kılınmış olduğunu buyuranını mı, yoksa “dinlerarası diyalog” diye geveleyenini mi ararsınız...

Dinin “rükn” denen esaslarını değiştirmeye kalkışmak demek olan bu gibi hükümler karşısında vazifeleri millete din bahsinde doğruları anlatmak olan Diyanet de, ilâhiyat fakülteleri de hattâ hakiki âlimler de senelerce tek kelime olsun etmediler. Kendimden bir örnek vereyim: TV’de program yaptığım günlerde uçuk olmasa bile alışılmışın haricinde yorumlar yapan fıkıh erbâbının karşısına tek bir profesörü yahut Diyanet mensubunu çıkartmaya muvaffak olamadım! “Biz o adamı muhatap almayız” yahut “Bu işler derin meselelerdir, öyle oturup herkesle tartışmayız” gibisinden havalara büründüler ve yapılan yorumlarda şayet hatâ varsa çıkıp açıkça konuşmaktan, yanlışları düzeltmekten sadece kaçtılar...

Reklâmlarını yapma, güç elde etme veya “efendi hazretleri” mertebesine yükselme hevesleri ile kendilerinden menkul yepyeni bir din uydurmaya çalışanların karşısında böyle “Aman karışmayalım, başımıza dert açmayalım” zihniyeti ile sükût edenlerin Cumhurbaşkanı’nın geçen haftaki çıkışından sonra söylediğim gibi bülbül kesilmelerine hep beraber şahit oluyoruz...

Devlet erkânının bundan 160 sene önce Sultan Abdülmecid’in fırçalarını “keramet” diye nitelemesi ile günümüzün resmî ulemâsının Cumhurbaşkanı’nın uyarısından sonra aşka gelip dillerinin açılması arasında hiçbir fark yoktur, zira gen aynı gendir ve harekete geçmek için birileri tarafından mutlaka dürtülmelerine ihtiyaç var demektir!

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 29 Mart 2018 Perşembe 13:45
    Allah uzun saglikli omur versin genclere isik oluyorsunuz.
  • Misafir 23 Mart 2018 Cuma 01:37
    Siz harikasınız Murat Bardakçı.
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 23:02
    adam ne söylerse kanıtla söylüyor helal olsun
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 17:11
    Ağzinıza saglık... Allah uzun omurler versin...
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 16:14
    Türk insanı dinini okuyarak,inceleyerek,akıl süzgecinden geçirerek öğrenmeyen millettir.Kuranı arapça okur hiçbirşey anlamaz büyük bölümü.Öyle olunca da sakallı,biraz göbekli ağzı laf yapan birilerinin söylediklerine hemen inanırız. Diyanetin yaptığı birşey yok zaten laf ola beri gele cinsinden başka.
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 15:14
    Güzel bir konuya değinmişsiniz hocam sağolun
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 14:55
    gereksiz,isteyenin istediği tarafa çekeceği yazılar,çook eskiden sosyal hayata ilişkin ilginç yazıları olurdu,şimdi polemik yaratacak,oraya buraya çekilecek yazılar yazıyor
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 14:31
    Murat bey yapılacak ilk aslında din İŞLERİ Başkanlığını adını Dini KONULAR Başkanlığı olarak başlamalıyız.Dini İŞLER dediği zaman uyuz oluyorum.Ondan sonra hakikaten din iş sektörü oluyor biz de bi imamlığa kapak atsaydık cenazeler,hatimler,mevlütler ekstrasına çıkardık zarf içinde verilen mevlüt okudu diye veya ruhuna yasin okudu diye zarf içinde verilen 100 leye az bulup imam odasına çağırıp kapıyı kilitleyip bu ne 50 de daha at denmesi üzücü.Din de güncelleme ivedilikle şart
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 13:25
    Bu konuda Sultan Abdülmecid'i sonuna kadar haklı buldum. Bazen fırça yemeden kendimize gelemiyoruz...
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 12:40
    Gerçekleri sakınmadan söyleyen din alimlerine hayranım.Allah onlardan razı olsun.
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 12:31
    TARİHİN ARKA ODASININ SIRASI GELDİ ARTIK POĞRAMI BAŞLATIRSAN SEVİNİRİZ
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 10:41
    tarihin arka odasına başla be adam
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 14:05
    Söyleyiş tarzınız hoş değil !
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 09:23
    Bülbülü altın kafese koymuşlar, keşke fırçayı yemeden ötseydim demiş...
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 09:21
    Genetiğin bu durumlardaki rolünü bilemem ,ama " Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır " hadisini çok iyi biliyorum.
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 09:09
    Alimlerin bir görevi de halkı aydınlatmakdır.Yüzyıllardır süregelen bilgiyi tekeline almak değil ! Herkes görevini yapmalı yoksa vebal altındadır.Allah görevini dosdoğru yapanları sever...
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 08:58
    Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk'ün din alimlerini kastederek "Bizden hayır gelmez.Gelseydi şimdiye kadar gelirdi."sözünü hatırladım.
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 16:07
    Kitabımıza göre; Deist adam Allah' ın rahmetine mazhar olabilir mi? Yazıda giydirdiği namaz 3 vakittir diyen Rahmetli dediğin Yaşar Nuri idi zaten sonra deist olduğunu da itiraf etmişti.
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 08:53
    Fırçada keramet varmış!
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 08:52
    Çok haklısınız. Çok güzel bir yazı olmuş. Teşekkür ederim.
  • Misafir 22 Mart 2018 Perşembe 08:51
    Gerçeği bildiği halde saklayan din alimlerine hakkımı helal etmiyorum...
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 17:42
    Farkı farketmemek ne mümkün?
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 17:40
    CÜBBELİ AHMET HOCAEFENDİYLE BİR PROGRAM YAPMANIZI BEKLİYORUZ MURAT BEY
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 16:54
    Seniha Sultan'ı yazdığında gelen tepkileri yumuşatmak için daha önce defalarca yazmış olduğun Abdülmecit ve kızlarının israfı anektodu ile bu üfürükçülere konuyu bağlaman abes oldu Bardakçı...
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 16:54
    Susma! Sustukça sıra sana geliyor!
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 16:30
    Bir varmış bir yokmuş, saraylardaki lüks harcamalarda değişen bir şey yokmuş...
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 16:14
    Sayın Bardakçı hoşgeldiniz.Bizi size karşı yorum yapmaktan bu kadar uzun süre mahrum bırakmayın.Fikirlerinize katılsak da katılmasak da en azından fikirlerimizi ifade edebiliyoruz.Kavga etmek için bile iki kişiye ihtiyaç vardır !
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 16:04
    Kaçmak çözüm değildir.Aksine yapılabilecek bir şey varsa yapılmalıdır.
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 16:01
    Son paragrafınıza tamamen katılıyorum.Neden biz GENELDE böyleyiz?Mesela iş toplantılarında genelde hep aynı kişiler söz alır, geri kalan mecbur kalmadıkça konuşmaz.Etliye sütlüye karışmaz. Bence toplum olarak medeni cesaret konusunda ,fikirlerimizi beyan etme konusunda sıkıntı yaşıyoruz.Genel bir tepkisizlik söz konusu ve bu toplumumuzdaki bütün alanlara yansıyor.Bülbüllerin çoğalması dileğiyle...
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 15:50
    Üstad, yorumları nezaketen okuduğunuzu biliyorum. İfade etmek isterim ki malum ilahiyat fakültelerimizde arap,fars dili edebiyatı bitirmiş bir şekilde akademisyen olmuş kimselerin dekan hatta rektör olduğunu bu edebiyatçıların mezhep ve meşrepleri kendilerinden meçhul olmalarına rağmen uzun zamandır parantez içinde nazım dilini iyi bilmelerinden kaynaklı uzmanlık alanları olmamasına rağmen fıkıh,kelam,hadis gibi gayet derin bilgi gerektiren derslere uzman eğitici olarak girdiklerini denklikleri şüpheye mahal vermeyecek şekilde olmayan medrese,molla evi gibi kurumlardan,üniversitelerden bir şekilde mezun olanların sistem elveriyor (K.P.S.S ile )diye müftü,vaiz vb. görevlere atandıklarını,objektif eğitim adı altında milletimizin kulluk abideleri Mevlana,Yunus vb. değerlerine sövmenin uzmanlık sayıldığı fakültelerde öğretici olduklarını 1000 yıldır ilahiyat eğitimi verilen güzelim ülkemde ilahiyat fakülteleri eğitimi sorunsalını da tıpkı diğer üniversitelerde yaşanan garabetler intihaller gibi yazınıza taşımanızı önce müslüman sonra ilahiyat eğitimi almış bir vatandaş olarak arzu ederim.
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 15:44
    Çok şükür ki, haksızlığa karşı susmamamızı söyleyenler ve dahi susmayanlar hala var..
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 15:41
    Bazı konularda çok farklı düşünmemize rağmen ,yazılarınıza tekrar başlamanıza çok memnun oldum.Ayrıca Hanedan'ın bazı mensuplarının yaptığı lüks harcamalara değinmenize de memnun oldum.İnsanlar iyiyi de kötüyü de görsünler ki daha objektif olabilsinler...
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 14:37
    Müsrif sultanlar ve suskun allameler arasında fırçayı yedikleri anda kafalarının çalışmaya başladığını anlatmanız manidar olmuş. Din ve dıyanet işlerini emanet ederek tektip dinde buluşup uc noktaları püskürtme görevi verdigimiz maaşlı allamelerimiz arpalıklarının teminatını düşünmekten maaşlı memur zihniyetinde ısrar ederek muvaffak oldular onlar sustukça ki susmalarının tek gerekçesi cahillikleridir meydan enel hak diye gezen bade ehline kaldı
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 14:21
    Sayın Bardakçı, bu diyanet camiasının işi gücü Avrupa’ya kapağı atıp kasalarını doldurma, birde sürekli yurtdışı gezisine giden ilahiyatçılar var, bu ilahiyatçılar, uyduruk konularla ödenek çıkartarak yurt dışına gezme giderler, yurt dışına giden bu sümsükler teknolojik bir gelişme getirmeyeceği için asıl maksatları turistik gezi
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 13:21
    Diyanet çalışanı memurdur, amiri konuş demenden konuşmaz, maaşını alır, yatar, ses etmeden, dikkat çekmeden emekli olur
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 12:17
    Eee netice...değişen bir şey oldumu ki?
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 11:08
    Sn Bardakçı, Diyanettekiler neden tv karşısında tartışmaya çıkmadılar? Çünkü Kur'an ı doğru anladıklarından kendileri bile 0 emin değiller de ondan. Ta Ha suresi 114.ayette Kur'an ı okumadan önce ilim sahibi olmak gereğinden bahseder. Yani dünyayı ve üzerindeki yaratılan canlı cansız herşeyi araştırın, araştıranlardan öğrenin, evreni öğrenin bilgi sahibi olun ki ancak ondan sonra Kur'an ı aklınız ve bilginizle anlayabilmeyi kasteder. Ama yeterince bilgi sahibi olmaksızın dar görüş içerisinde kalan zekalardan çıkan Kur'an anlamları da aynı şekilde dar ve bağnaz kalıyor. Oysa ki Kur'an ın ufku açıktır. Ama anlamak için önce insanın kendi ufkunu açabilmesi gerekiyor.
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 10:50
    Yazının ilk bölümünde Abdülmecid Efendi'nin kızlarının ve sarayın aşırı harcamalarını ve bu harcamaların halka ödetildiği kısmını okuyunca yazıyı günümüz sarayları, aşırı harcamaları ve halka bindirilen vergilere bağlayacaksınız sandım ama yanılmışım sayın Bardakçı...
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 10:30
    tek kelime ile muhteşem bir yazı
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 10:30
    Hani... "Üstad,yanlış zamanlarda yaşıyorsunuz,içim elvermiyor,bir yolunu bulsak ta sizi o zamanlara intikal eyleyebilsek ne iyi olurdu,hem sizin hem bizim için!" diyesim geliyor.. Tepki vermek için rezaletin ayyuka çıkmasını beklemenin neresi fazilet,neresi marifet?
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 10:26
    Çok haklısınız Murat bey. Yalnız, son hadisede keramet buyuran kim acaba? Sultan Mecid'in söyledikleri ile bugün söylenenleri aynı kefeye koyabilir misiniz?
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 09:57
    Bırakın Murat bey bunları geçmişe mazi geleceğe Niyazi hikaye anlatmayın milletin kafasını karıştırmayın
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 13:12
    zorla mı okutuyorlar?
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 09:53
    Harika.. :thumbsup:
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 09:51
    AYNEN
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 09:43
    DOĞRU SÖZE NE DENİR
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 09:41
    :wave::wave::wave::wave::wave::wave:
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 09:33
    Allah senden razı olsun, emeğini mubarek etsin...
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 08:48
    Sayın Bardakçı, 9 Mart'tan beri yoktunuz. Bu sürede hangi kitabınızı yayıma aşamasına getirdiniz, okuyucularınız olarak bilnek isteriz. Selamlar...
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 07:35
    EYVALLH HOCAM....TESPİT TESPİT OLALI BÖYLE TESPİT GÖRMEDİ...
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 07:33
    Sizi ozledik
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 07:17
    Bir vakittir yazılarınız çıkmıyordu, artık yazmayacağınızı sanıp üzülmüştüm. Bugün yeni bir yazınızı görünce çok sevindim. Kaleminize sağlık..
  • Misafir 21 Mart 2018 Çarşamba 07:13
    Bir kaç gün sürdü yokluğunuz. Ben de tam emin olmuştum ki Tarih'in Arka Odası yeniden baslıyor ve Bardakçı bu yüzden çok yoğun , yazı bille yazamıyor. Sabırsızlıkla bekliyorum. :wink: Bir okuyucunuz olarak teşekkür ederim. İyi ki varsınız.
Kalan karakter : 2000