“TWITTER, Facebook, vesaireyi kullanmıyorum, ismimle gönderilen mesajlar bana ait değildir, sahtekârların marifetidir, inanmayın” diye daha önce defalarca yazmıştım.

Sosyal medyada benimle alâkalı ve mutlaka bilmem gereken birşeyler söylendiğinde arkadaşlar sağolsunlar, haber veriyorlar...

Önceki gün de öyle oldu: Çıktığım bir TV programında Sultan Vahideddin’in kızı Sabiha Sultan’ın sürgün pasaportunu göstermiştim. Hanımın biri pasaportun TV’den aldığı görüntüsünü Twitter’a koymuş, derken bir başka hanım, “Bu evrak nerede ve kimde acaba?” diye sormuş, görüntüyü kullanan hatun “Murat Bardakçı’da ablacım. Hanedan üyelerinden teslim almış” cevabını verince beriki ardarda tweetler göndermiş:

“...Ve iade etmemiş sanırım. Hediye etmediklerini, araştırması ve kitabı için faydalanmak üzere aile arşivinden ödünç verdiklerini bilfiil hanedan üyeleri söyledi. Verdikleri hiçbir şeyi geri istemek gibi bir harekete tevessül etmeyecek asalette insanları suistimaldir bu. Bir ailenin özel eşyaları neden onun uhdesinde/mülkiyetinde olsun? Hele bu hanedan ailesiyse. Şubatta hanedan üyelerinden biriyle yaptığım röportajda ona güvenip evrak ve fotoğraflarının aslını verdiklerini, iade etmediğini söylediler. Bir yere verecek/hibe edecek olsalar bu devlet arşivi olurdu. MB’ninki değil herhalde. Kendisine emanet edilen şeylere ‘hediye edildi’ diyen biriyle daha sonra muhatap oldular mı sormadım. Kırgın olduklarını biliyorum” diye yazmış, daha doğrusu elini iftiralarla dolu bir kovaya daldırıp etrafa sıvıştırmış!

BİR ‘HIK DEYİCİ’ DE BULMUŞ!

Hanım bunları yazarken diğeri araya giriyor, “Aaa buna dair bir malûmatım yoktu. Öyle ise bu büyük ayıp. Eee, bunun için girişimde bulunan kimse/kurum olmamış mı? Programı izledim, hâlâ dost oldukları izlenimini vermiş gerçekten ne büyük ayıp” diye çanak tutuyor!

Hakkımda ardarda böyle hayâsızca iftiralar atan kişi sıradan biri, meselâ genç bir kız, bir öğrenci yahut ev kadını olsa idi “Ya haset içersinde, ya aklından zoru var! Allah ıslah etsin!” der ve emin olun, gülüp geçerdim. Ama bana “Ödünç aldı, vermedi, suistimal etti, çok emin yerden öğrendim” gibisinden mesnedsizce iftiralar yağdıran kişi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ’nin Kültür Etkinlikleri Müdürü, yani şehrin sâkinlerine kültür vermekle vazifeli bir hanım olunca iş değişiyor!

Şimdi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni “kültür” işlerini bu hanıma emanet buyurduğu için tebrikten sonra, birkaç sözüm olacak:

İftiracının sözünü ettiği “hanedan”ın “aile arşivi” diye bir belgelik mevcut değildir, varsa göstersin! Birileri bu hanıma benim hakkımda hakikaten “Aile arşivimizden ödünç aldığı belgeleri iade etmedi” dedi ise o kişi de yalancıdır, sahtekârdır, müfteridir, bu hanımı hem suçuna, hem de günahına âlet etmektedir ve malûm hanım “bana güvenerek evrak ve fotoğrafların aslını verdiklerini” iddia eden yalancının kim olduğunu açıklamak ve iddialarını ispat etmek zorundadır!

İKİ TARAFTA DA DÂVÂCIYIM!

Hatunun sözünü ettiği “aile” hakkında şimdiye kadar hayli kitap yazdım ama hiçbir mensubundan hiçbir zaman “ödünç” belge istemedim! Ellerindeki belgelerden istifade ettiklerim ile zaten yakın dost idik, ihtiyaç duyduğum evrakı “Sana itimadımız vardır, işin bittiği zaman ne gerekiyorsa yaparsın” diyerek verdiler, yayınladığım evrakın tamamını senelerden buyana devletin “resmî” arşivlerine hediye ettim, hâlen de ediyorum, bunu yakinen bilenler de vardır ama edep gereği bağışlarımdan şimdiye kadar bahsetmedim! Ama şu kadarını söyleyeyim: Resmî arşivlere bağışladığım evrak üstüste konduğu takdirde, müfteri hatunun boyunu fersah fersah geçer!

Kültür konusunda senelerden buyana yazacak, konuşacak, belgenin bu işte ne kadar önemli olduğunu her vesile ile söyleyecek ve belgelere dayanan dünya kadar kitap çıkartacak, artık kullanmayacağınız evrakı devlete hibe edeceksiniz ama İstanbul’un bir “kültür” görevlisi size “belge hırsızı” diyecek!

Bu köşede kendimden mümkün olabildiğince az bahsetmeye, hattâ hiç bahsetmemeye hep itina ettim ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kültürümüzü emanet ettiği kişiden gelen iftira yağmurunu sineye çekip oturmam imkânsız oldu!

Siz şimdi bu yazıyı okuduğunuz sırada, avukatım Rezzan Hanım, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ’nin Kültür Etkinlikleri Müdürlüğü’nü yapan müfteri aleyhinde şikâyette bulunup hakaret ve iftira dâvâsı açmış olacak.

Dâvânın neticesi ne olursa olsun, Esra Ceceli isimli bu “Kültür Etkinlikleri Müdiresi”nden iftiraları sebebi ile Mahkeme-i Kübra’da da dâvâcı olacağım!

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir 1 yıl önce Davayı açtınız mı? Bekliyoruz. Takipçisi olacağız.
    CEVAPLA
  • Misafir 1 yıl önce ya iftira değilse?
    CEVAPLA
  • Misafir 1 yıl önce Tarihin arka odasını sabahlara kadar izlerdik. Ne günlerdi.
    CEVAPLA
ÖNCEKİ YORUMLARI GÖSTER (21)