Son Dakika
06.05.2018 - 04:07 | Güncelleme:

İslâm dünyasının en güçlü tarikatinin kurucusu Bahaeddin Nakşibend, bu dut ağacının gölgesinde yatıyor

 

Hafta başında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yaptığı Özbekistan ve Kore seyahatlerine katıldım, Türk ve Özbek Cumhurbaşkanları’nın bizim geçmişte “Buharâ-i Şerîf” dediğimiz Buhara programlarına da iştirak ettim ve İslâm dünyasının bugün en güçlü tarikati olan Nakşibendîlik’i kuran Özbek Türk’ü Muhammed bin Muhammed Bahaeddin el-Buharî’nin, yani Bahaeddin-i Nakşibend’in buradaki kabrini ziyaret imkânını buldum. İşte, bir dut ağacının gölgesindeki kabir ile ilgili izlenimlerim... 

ORTASINDA geniş bir havuzun bulunduğu avluda etrafı insan boyundan yüksekçe mermerlerle çevrilmiş ve büyücek bir dut ağacının gölgesinde, üzeri açık, yani kubbesiz bir kabir...

Kabrin önünde bizdekileri andıran kitabeli bir mezar taşı var... Kitabede özetle “Burası 1318’de buradaki mübarek Kasr-ı Ârifân Köyü’nde doğan, Baba Muhammed Semmâsî ile Emîr Külâl tarafından yetiştirilen, hakikatlerin kâşifi ve hakkın halk üzerindeki delîli olan ve 1389’da vefat eden Seyyid Muhammed oğlu Seyyid Muhammed Bahaeddin’in nurlu kabridir” deniyor.

Burası, İslâm dünyasında yaygınlık bakımından Kadirîlik’ten sonra ikinci ama siyasî güç olarak birinci tarikati Nakşibendîlik’in kurucusu Muhammed bin Muhammed Bahaeddin el-Buharî’nin, yani Bahaeddin-i Nakşibend’in Buhara’daki türbesi...

İslâm dünyasının önde gelen isimlerinin kimisi süsün ve şatafatın şahikası, kimisi de sadeliğin âbidesi gibi olan türbelerini senelerden buyana her fırsatta ziyaret ettim ve çoğunda derin bir ruhî haz duydum.

Bahaeddin Nakşibend’in Buhara’daki türbesi sade mekânlar içerisinde en fazla ruh sükûnu veren yerlerden biri olduğunda yalnızca ben değil, ziyarete katılan hemen herkes ittifak içerisinde idi...

HAN SARAYI ‘ARK KALESİ’

Türbeyi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu hafta başında yaptığı Özbekistan ve Kore ziyareti vesilesi ile ziyaret edebildik. Ziyaretin ilk ayağı olan Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te iki gün kaldıktan sonra Buhara’ya geçtik; burada önce Şâh-ı Nakşibend’in kabrini, ardından da şehrin tarihî mekânlarından bazılarını, meselâ bir zamanlar Buhara Hanları’nın sarayı olan “Ark Kalesi” ile meşhur camileri, medreseleri ve meydanları dolaştık.

Bahaeddin Nakşibend’in geniş avluda kimbilir kaç asırlık dut ağacının gölgesindeki üzeri açık mütevazi kabrinde kendinizi sanki Türkiye’den binlerce kilometre ötesindeki asıl anavatanda değil, Anadolu’daki bir evliya mekânını ziyaret ettiğiniz hissine kapılıyordunuz. Hemen herşey Türkiye’deki gibi idi: Ziyaretçilere meyvelerinden ikram edilen bir ağaç, o ağacın gölgesinde sade ve üzerinde yalnızca toprak bulunan kubbesiz bir kabir, geride sâkin bir havuz, dağlardan gelip dört bir taraftan akan sular ve kabrin başında Türk tavrında Kur’an okunması... Edilen duanın bizden tek farkı oralarda “El Fatiha” denmesi âdetinin bulunmaması ve ziyaretçilerin duanın bitiminde çağrı beklemeden, Türkiye’deki gibi Fatiha okumalarından ibaret idi, o kadar...

Farsça olan “Nakş-bend” sözü “nakşeden, işleyen, süsleyen” mânâsına geliyor ve Buharalı Muhammed’e bu lâkabın verilmesinin sebebi hakkında değişik kanaatler var: Bir görüşe göre gençliğinde Buhara’nın meşhur ipeklerini yahut bakırlarını süslerle işlediği için “Nakşibend” deniyor, yahut “Kalpleri ilmik ilmik işlemesi”, yani “kalplere yaptığı nakış” sebebi ile asırlardan buyana böyle biliniyor... Özbekler, ziyaretçilerin “Nakşibend” sözünün mânâsını tam olarak anlayabilmeleri için türbenin bulunduğu avlunun bir köşesine iki genç bakır ustası getirmişler, bu ustaların bakır sahanları dövdükleri masaların üzerine de Orta Asya’nın işlemeleri ile meşhur ipek örtülerinden sermişler, böylelikle de “Bahaeddin Nakşibend, işte bu işlerin ustası idi” diyorlar.

FİLM PLATOSU GİBİ ŞEHİR

Bu yazıda Nakşibendiliği, yani Buhara’nın ismi o zamanlar Kasr-ı Hindûvân olan ve sonraları “Kasr-ı Ârifân” olan köyünde doğan Muhammed bin Muhammed el-Buhârî’nin kurduğu kanaat sistemini, bu sistemin âdap ve erkânını, meselâ “hûş der-dem”, “nazar ber-kadem”, “sefer der-vatan”, “yâd kerd” ve “râbıta” kavramlarını, “hatme”- nin esaslarını, “Namazın kazâsı olur ama sohbetin kazâsı olmaz” sözünü ve bu yolun zamanla Sünnî İslâm dünyasının en güçlü tarikati hâline gelmesinin sebeplerini anlatmama gerek yok. Böyle bir iş konunun uzmanlarına mahsustur ve Nakşibendîlik hakkında asırlardan buyana zaten binlerce cild eser verilmiştir...

Ama, hem Buhara’nın, hem de Semerkand’ın üzerinde durmamız gereken bir başka tarafı var:

İslam Tarihi’nin en eski medeniyet merkezlerinden olan ve “Taht Oyunları” dizisinin çevrildiği mekânlara rahmet okutacak derecede esrarlı havaya sahip muhteşem bir film plâtosunu andıran Buhara ile dünyanın bir zamanlar en güçlü ve geniş imparatorluklarının başında gelen Timurîler’in başkenti Semerkand’ı bilmemiz, tanımamız, görmemiz lâzım...

Buhara’nın bin küsur senelik meydanlarında dolaştığımız sırada Türk Hava Yolları’nın başlattığı uçuşlar ile buraya gelen bazı Türk turistlerle karşılaştık. Uçak biletlerinin ucuz, otel fiyatlarının da makul olduğunu söylediler ve hem Buhara ile Semerkand’ı görmek, hem de Şâh-ı Nakşibend’i ziyaret maksadıyla Özbekistan’a geldiklerini anlattılar...

ÖZBEK PİLAVININ LEZZETİ

Yurtdışı seyahatlere meraklı olanlar Paris, Londra, Roma yahut New York gibi merkezleri zaten görmüşlerdir ama on dördüncü asrın meşhur şairi Şirazlı Hâfız’ın “Bir Türk güzelinin yanağındaki bene tercih ettiği” söylediği Semerkand ile Buhara henüz hiçbirinin mâlûmu değildir...

Asırlar öncesinin özellikleri ile hayatını aynen muhafaza eden, hemen her köşesinden canlı bir tarihin yükseldiği, yolları, binaları ve ziyaretgâhları bakımından dünyanın önde gelen mekânlarından olan bu şehirler Türkiye’ye sadece dört saat mesafede... Üstelik Semerkand, Buhara ve Özbekistan’ın diğer şehirleri Anadolu’ya gelmeden önceki mekânımız, yani anavatanımız...

Mâlî durumunuz müsait ise ve seyahate de düşkün iseniz Avrupa başkentlerine defalarca gitmeye bir anlığına ara verin ve bu beldeleri ziyaret edin... Emin olun, göreceğiniz mekânlar bir tarafa, Buhara’daki gerçek “Özbek pilâvı”nın tek bir kaşığı bile böyle bir seyahat yapmaya değer!

*********** 

CİHAD FETVAMIZ BURADA OKUNMUŞ, SAKARYA’NIN ARDINDAN ŞÜKÜR NAMAZI YİNE BURADA KILINMIŞTI 

İSLÂM medeniyetinin geçmiş asırlardaki en önemli ilim merkezlerinden olan Buhara, medreseleri sayesinde de şöhret bulmuş, İslâmiyet’in en önemli dinî merkezlerden biri kabul edilmiş ve bizde “Buhara-i Şerîf” diye bilinmişti...

Komünizm döneminde Sovyetler Birliği’nde faaliyetine devam etmesine izin verilen az sayıdaki dinî merkezlerden biri, bu şehirde 1530’larda inşa edilen Mîr-i Arab Medresesi olmuştu ve medresede tarihi yüzlerce sene öncesine dayanan eğitim hâlen devam ediyor...

Mîr-i Arab geniş bir meydanda şehrin en eski ve en meşhur camilerinden olan Pay-i Kelân’ın hemen karşısında bulunuyor, camiin yanıbaşında da cami ile aynı ismi taşıyan ve yine gayet meşhur olan ama hem medreseden hem de camiden çok daha önce, 12. asırda inşa edilen dokuz metre çapında ve 46 metre yüksekliğinde bir minare yükseliyor.

Mimarînin yanısıra sanat tarihinde de büyük yeri olan bu meydanın Türkiye için bir başka önemi var:

Osmanlı İmparatorluğu’nun 1914 Kasım’ında Birinci Dünya Savaşı’na girmesinin ardından zamanın şeyhülislâmı Ürgüplü Hayri Efendi “cihad-ı mukaddes”, yani “kutsal savaş” fetvası vermiş, o sırada iktidarda bulunan İttihad ve Terakki Hükümeti bütün İslâm âlemini yanımıza çekebilmek için fetvayı Fas’tan Uzakdoğu’ya kadar uzanan geniş alanda yaşayan Müslüman milletlerin dillerine tercüme ettirip büyük boy kâğıtlara bu dillerde bastırmış, binlerce nüshasını çeşitli vasıtalarla dünyanın dört bir tarafına dağıttırmış ve fetva İstanbul’dan sonra ilk defa bu meydanda, Kelân Minaresi’nin önünde okunmuştu.

Özbekler, aynı mekânda, Mustafa Kemal Paşa’nın kumanda ettiği orduların 1921 Eylül’ünde Sakarya’da kazandığı zaferin öğrenilmesinin hemen ardından toplu halde şükür namazları kılmışlardı...

Bizde az bilinmesine rağmen böylesine tarihî öneme sahip mekânları Türkiye ve Özbekistan Cumhurbaşkanları ile beraber gezmiş olmak, benim gibi bir tarih meraklısı için unutulmaz bir hatıradır...

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 09 Mayıs 2018 Çarşamba 17:15
    cumhur baskanimiz bilge insankari danisnan yapmalidir ataturcuyuzdiye ortada dolasanlar bunlarin hangisini bilir cok merak ediyorum murat by gercekleri anlatmaktan bikmayiniz sizin tum yazilarinizi okuyorum sizin bir uni versite rektorucokarakvatanmanizdan yanayim yureginize saglik koca yurekli insan
  • Misafir 14 Mayıs 2018 Pazartesi 10:09
    murat bey muhteşem bir yazıydı beni yine bir cok konuda aydinlattiniz inşallah hirgun kismet olursa mutlaka gideceğim ve size teşekkür edeceğim
  • Misafir 14 Mayıs 2018 Pazartesi 10:11
    murat bey muhteşem bir yazıydı beni yine bir cok konuda aydinlattiniz inşallah hirgun kismet olursa mutlaka gideceğim ve size teşekkür edeceğim sizin yazinizi okurken sanki o gurubun icindeymis gibi hissettim tekrar tekrar teşekkür ediyorum
  • Misafir 09 Mayıs 2018 Çarşamba 12:40
    bu ne güzel bir yazı.teşekkkürler.
  • Misafir 08 Mayıs 2018 Salı 12:51
    Eyvallah bizleri manevi ortamlarda gezdirdiniz,ruhumuz dinlendi.
  • Misafir 07 Mayıs 2018 Pazartesi 10:36
    Muazzam yazı.Teşekkürler. "Tarihin Arka Odası" ÖZLEDİK :bomb::bomb::bomb::thumbsup::thumbsup::thumbsup::clap::clap::clap::clap:
  • Misafir 07 Mayıs 2018 Pazartesi 10:22
    Elinize sağlık
  • Misafir 07 Mayıs 2018 Pazartesi 09:25
    Uçuş fiyatları o kadar ucuz değil ne yazık ki .... Otel Fiyatları uygun ama...
  • Misafir 07 Mayıs 2018 Pazartesi 09:24
    Güzel yazı
  • Misafir 06 Mayıs 2018 Pazar 12:13
    Güzel bir yazı. Ne mutlu kadim şehirlerin kadim havasını muhafaza eden medeniyetlere. Bırakın İstanbul'u Anadolu kasabalarını bile biribirine benzetiyoruz. Belediyeler züccaciye dükkanında fil gibi şehirleri tarihinden, kimliğinden koparıyor. Ve bu olay bu muhafazakar iktidar döneminde oluyor iyi mi? Mimar Sinan dikilen her AVM de hoyratça imar edilen her meydanda mezarında ters dönüyor.
  • Misafir 07 Mayıs 2018 Pazartesi 11:45
    Muhteşem bir tarihin Siz Murat Bardakçı uslubu ile anlatılması ayrı bir zevk.Türk ulusu'nun Dünü,bugünü ve geleceği için bu tarihi mirasların bilinmesi büyük bir kazanımdır.Bu ortak değerlerin bugünki ve gelecek kuşaklara aktarılması tarifi olmayan bir kazançtır.Teşekkürler üstadım. dr.Ahmet Nabi Kızmaz
  • Misafir 06 Mayıs 2018 Pazar 11:48
    Ben Taşkent’e doğup,Antalya’da 24 yıldır yaşayan Ahıskalı bir Türk’üm. Gözlerim yaşardı okurken. Antalya Düden park Lara’da Özbek yemeklerini ikram eden Buhara isimli restoran acilmiştir. Antalya’ya geldiğiniz zaman size Özek pilavını tekrar tattırmak isterdim.. Selam aleyküm..
  • Misafir 07 Mayıs 2018 Pazartesi 09:56
    Aleyküm Selam
  • Misafir 06 Mayıs 2018 Pazar 11:12
    Çok yararlı bir gezi olmuş.. Belki Timur'un kabrine de gitmişsinizdir. Ankara Türkocağı binasında muhteşem bir tablosu vardır. Kısmet olur gidersem, aslını görmekten de mutlu olacağım.
  • Misafir 06 Mayıs 2018 Pazar 11:05
    sizleri tebrik ederim. ne güzel seyahat. ecdadımızı ah herkese bir anlatabilsek mesele kalmayacak.
  • Misafir 06 Mayıs 2018 Pazar 10:53
    :clap:
  • Misafir 06 Mayıs 2018 Pazar 10:32
    Sayın Bardakçı, çarşamba ve cuma günleri yazınız neşredilmedi. Umarım bir sağlık probleminiz yoktur. Yazılarınızı bekliyoruz. Çalışmalarınızda Allah kolaylık versin.
  • Misafir 06 Mayıs 2018 Pazar 09:38
    Yazdıklarınız okullarımızda öğretilmiyor hocam..Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler...selam ve saygılarımla...:bouquet::wave::bouquet:
  • Misafir 06 Mayıs 2018 Pazar 09:01
    bedeva seyahat güzel olmazmı
  • Misafir 06 Mayıs 2018 Pazar 08:53
    Ne mutlu size. Allah oraları görmenizi nasip etmiş. İnşallah bizede eder.
  • Misafir 07 Mayıs 2018 Pazartesi 09:58
    Amin
Kalan karakter : 2000