Son Dakika

Ertuğrul Özkök’ün savunduğu o ‘kırmızı çizgi’, Türkçe’nin kanıdır!

18.07.2018 - 02:04 | Güncelleme:

Hürriyet’ye yirmi küsur sene çalıştım ama bu yirmi sene boyunca o zamanlar Genel Yayın Müdürümüz olan Ertuğrul Özkök’ün çehresini son bir hafta-on gün içerisindeki kadar sık ve neredeyse hemen her dakika asla görmedim!

İnternette bir haber mi okuyacağım? Tıklıyorum, karşıma Ertuğrul Özkök çıkıyor! “Bana bakın, bundan böyle aha bunlar, bu kelimeler artık yookk!” buyuruyor.

“Kırmızı Çizgi” diye bir hareket başlatmışlar, artık ayırım gösteren, cinsiyetçi bir dil kesinlikle olmayacakmış, bu maksatla yayıncılık anlayışlarını da değiştirmişler. "İşadamı" yahut "işkadını" yerine bundan böyle “iş insanı” varmış. “Adam gibi davranmak” değil “İnsan gibi davranmak” diyeceklermiş. “Kadın yazar”, “erkek yazar” da olmayacakmış ve ne varmış? Sadece “yazar”!

“Kırmızı Çizgi” dedikleri işgüzarlık, aslında bir “lügat budama” çabası!

Ertuğrul ağabey hızını alamamış olacak ki, bu “cinsiyetçi dil” işini atalarını redde kadar götürüp “Benim ‘Kızını dövmeyen dizini döver’ diyen bir atam yok. Böyle bir atam olmadığı için böyle bir lâf da yok. Yani benim yazılarımda böyle bir cümle görmeyeceksiniz'” diyor ve bizlerden de bu deyimleri kullanmamamızı istiyor!

Hatırlatayım: Kelime tekrarları ile dolu bu bozuk-düzen Türkçe bana değil, aynen Ertuğrul Bey’e aittir!

Bu kelimeleri ve deyimleri cân-ı azîzin istemiyorsa kullanma ağabeyciğim, zaten birkaç yüz kelimeye inip kavram ve söz fukaralığından yerlere serilmiş vaziyette olan güzelim Türkçe’ye bir tekme de sen vur ama Allah aşkına cürmüne etrafı da âlet etmeye çalışıp kendine suç ortağı arama!

“Falanca deyimi kullanmak insanı fenalık yapmaya sevkeder, filânca ifade de tecavüzcü sayısını arttırır” gibisinden vehimlerle lügat kazıyıp dili doğramaya kalkışmak, havariliğe soyunan öyle iki-üç eşitlik düşkünü entelin iddia ettiği gibi “dilde cinsiyetçi ayırıma son vermek” falan değil, lisanı kesip biçmek ve daha da fakirleştirmekten ibarettir. Asırlardır kullanılan kelimeler ile ibareleri dilden söküp atarak, nüansları da katlederek insanları eğitemez, ruhlarını zenginleştiremezsiniz. Bu iş gelişmişlik falan da değildir, dilde sadece süflîliğe, pespayeliğe ve zevksizliğe sebebiyet veren bir işgüzarlık etmiş ve milleti cahil bırakmış olursunuz, o kadar!

ARTIK ‘ÖKÜZ’ VE ‘İNEK’ DE DEMEYELİM!

Misal mi arıyorsunuz? İşte, yeni uydurulan “iş insanı” garabeti! Bu tuhaflığı ardarda birkaç defa tekrar edin ve “insan” ibâresinin “hayvan” çağırışımı yaptığını farkedemediğiniz takdirde zevkinizi gözden geçirin!

Şimdi bu garip mantığa uyduğumuzu, ifadelerdeki cinsiyetçi ayırımlardan uzak durup bu kelimeleri ve kavramları kullanmadığımızı farzedelim…

“Kadın hastalığı” yerine “insan hastalığı” diyeceğiz! “Erkek pantolonu” da “insan pantolonu” yahut sadece “pantolon” olacak! Siz yoksa hâlâ “Kadının fendi erkeği yendi” tuhaflığında mısınız? Aman ne kadar ayıııp! Medenî olun, “İnsanın fendi insanı yendi” demeye alışın! Etrafınızdakiler “Ne söylüyor bu herif?” diyebilirler ama desinler, siz kendinizi ayırım belâsından uzak tuttunuz ya, kâfidir…

Hattâ sadece “kadın” ve “erkek” kelimelerini değil, “ana” ve “baba”yı da kullanmamaya özen gösterin, zira bu iki kelimenin temelinde de cinsiyet ayırımı vardır. Dolayısı ile sakın hâââ “anne yüreği” falan demeye kalkışmayın, başka bir söze, meselâ “doğurgan insan yüreği”ne alışın!

Ne? “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” mı dediniz? Utanın ve hemen çağdaşlaşın! “Her başarılı insanın arkasında bir insan vardır” diyeceksiniz, yoksa Ertuğrul ağabeyiniz hiddet buyurur!

Ertuğrul Özkök’ün tavsiyesine uyup “cinsiyetçi ayırımı ortadan kaldırma” işinde hayvanları da unutacak değiliz ya! “Öküz” ve “inek” kelimeleri artık terkedilecek ve “Ot yiyen ama koyundan büyük dört ayaklı mâlûm hayvan” gibisinden sözler edecek yahut “sığır” tarzında birşeyler geveleyeceğiz. “Erkek kedi” ve “dişi kedi” de “kedi”ye dönecek, gerçi meramınızı anlatabilmemiz için söz uzadıkça uzayacak ama ne gam!

Böyle saçmalıkları sıralamaya kalkışırsam, emin olun, ortaya sayfalar dolusu bir kitap çıkar…

LÜGAT KAZIMAK SADECE CAHİLLEŞTİRİR!

Senelerdir yazıp söylerim: Türkçe zengin ve gayet âhenkli bir lisan idi; hele İstanbullu, özellikle de Boğaziçili hanımların dudaklarından melodi gibi dökülürdü ama “dil inkılâbı”, “Öztürkçe”, “arındırma” vesaire gibisinden heveslerle o güzelim Türkçe’nin canına okuduk! Lisan katliamının başrolünde vazifesi dili korumak olduğu halde katletmeyi tercih eden ama aklı seneler sonra başına gelen fakat iş işten geçtiği için artık hiçbir derde devâ olamayan Türk Dil Kurumu vardı. Derken “sözlük budama”nın tacizin ve tecavüzün önüne geçeceği zannedildi, hattâ geçenlerde bir mahkeme “cinsiyetçi ayırımı engelleme” merakı ile lügatten kelime atmaya heveslendi ve bu dil katliamının önderliğini şimdi Ertuğrul Özkök yapıyor!

İnternetteki haberleri her tıklayışımda karşıma çıkan Ertuğrul Ağabey’in “Benim ‘kızını dövmeyen dizini döver’ diyen bir atam yok. Böyle bir atam olmadığı için böyle bir lâf da yok” demesi, yani işi ayıptan da öte bir reddimiras boyutuna getirmesi işin vahametini açıkça göstermektedir. Hele “Böyle bir söz de yok” diyeceği yerde Türkçe’de tahkir maksadıyla kullanılan ve ifadeyi kabalaştırıp avamlaştırmaktan başka işe yaramayan “lâf” sözünü sarfetmesi, heves edilen yeni dilde zerafetten eser bulunmadığının delilidir!

Ertuğrul Ağabey; Bak, Orta Amerika’ya gidip oradaki piramitlerin esrarını arıyorsun, İtalyan kasabalarında zevk u safâdasın, hattâ önceleri umreye gitme bahtiyarlığına bile eriştin; dolayısı ile gez, dolaş, devriâlemlerine devam et ama Allah aşkına lûtfet, inayet buyur, kerem göster ve Türkçe’den elini çek!

Zira milleti davet ettiğin “kırmızı çizgi” hareketinin rengi hakikaten kırmızıdır ama sadece işgüzarlıktan ibaret olan bu hareket cinsiyetçi ayırıma son verebilecek bir çaba değil, keskin yeri kızıla bürünmüş bir paladır ve kızıllık da elbirliği ile doğramaya çalıştığınız Türkçe’nin kanıdır!


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 24 Temmuz 2018 Salı 13:53
    :clap::clap::clap:
  • Misafir 22 Temmuz 2018 Pazar 13:34
    Bir millet düşünün ki kendi istiklal marşını anlamak için tercümeye ihtiyaç duyuyor. Yazık çok yazık. Hocam dil konusunda verdiğiniz çabayı gönülden destekliyorum kaleminize sağlık.
  • Misafir 20 Temmuz 2018 Cuma 14:32
    vallahi çok güzel bir yazı olmuş eline yüreğine sağlık
  • Misafir 20 Temmuz 2018 Cuma 14:12
    Elleriniz dert görmesin efendim. Çok mühim bir yazı olmuş.
  • Misafir 20 Temmuz 2018 Cuma 13:14
    Harikulada tespitler, tebrik ederim.
  • Misafir 20 Temmuz 2018 Cuma 11:14
    Hocam hiç güleceğim yoktu. Yüreğinize sağlık!
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 16:09
    üstad yine güzel bir senfoni yazmışsın.Allah sana sağlık versin.Takibindeyiz
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 16:02
    "Zira milleti davet ettiğin “kırmızı çizgi” hareketinin rengi hakikaten kırmızıdır ama sadece işgüzarlıktan ibaret olan bu hareket cinsiyetçi ayırıma son verebilecek bir çaba değil, keskin yeri kızıla bürünmüş bir paladır ve kızıllık da elbirliği ile doğramaya çalıştığınız Türkçe’nin kanıdır!" bu söze başka ne denir ki .. helal olsun
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 14:42
    Çok haklısınız Murat Bey.
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 14:31
    Sayın Hocam, yazınız için tebrik ediyorum. Ertuğrul beyin yaklaşımı “İstanbul Sözleşmesi” kapsamında öngörülen “kadın, erkek, lgbt”lerin tek cins olduğunu ve toplumunda buna göre şekillendirilmesi gerektiğini öngören, aileyi de demode bulup “partnerlik” üzerine toplumu yapılandırmayı isteyen düzenlemenin yansıması kanaatımca.
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 14:15
    Bu deyimler Türkçe'nin zenginliğidir. Dil ekmek gibidir hava gibidir. Bir milletin en önemli zenginliklerinden biridir. Bu kadar hayati bir konuda dolaylı da olsa dile zarar verebilecek girişmlerden kaçınmak gerekir. Sayın Bardakçı'nın uyarısı son derece yerindedir ve önemlidir. Umarım Özkök bu hatadan döner.
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 13:39
    çok şükür öyle bir hale geldikki 50 60 yıl önce yazılan kitaplardaki Türkçe kelimelerin anlamını bile bilmiyoruz.
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 13:30
    Murat Bardakçı sonunda geri döndü!
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 12:43
    Bir tane bayan yorumu yok
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 12:29
    Mükemmel ifade etmiş, tebrikler. :thumbsup:
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 10:39
    yaş biraz ilerleyince üstelemeyeceksin azizim
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 09:46
    sizin sayenizde öğrendim bu vahim durumu, gerçekten çok acı ve üzücü, dil düşmanlığıdır bu yapılan bu kadar pervasızca yapılması içimi acıttı açıkcası. Bu vehamete destek verenler ingilizce, almanca, fraansızca ve arapça da (belki de daha birçok dilde ) yer alan cinsiyet bildiren kelime, ifade ve..vb şeyler hakkında ne düşünüyorlar. Bu yabancı dilleri de kırmızı çizgi ile mi konuşuyor yada yazıyorlar. Bizim dilimiz bu bahsi geçen dillere göre daha az cinsiyetçidir. Her dilin kendi yapısı, kuralı ve kültürüdür ve bunu kabullenmek gerekir. Üzülerek diyorum ki bu kadar cahillik ancak okumakla olur.
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 09:41
    Kalemine sağlık üstad
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 09:19
    Murat BARDAKÇI sen adamın dibisin.
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 08:50
    ÇOK HAKLISINIZ.
  • Misafir 19 Temmuz 2018 Perşembe 08:18
    yine helal olsun. yine döktürmüş murat abimi. iyiki varsınız. sağlık sıhat ve uzun ömürler dileriz. sizleri okuyunca mutlu oluyoruz.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 17:31
    Üstad, romanlarını Türkçe'nin en güzel hali olan İstanbul Türkçe'siyle yazan Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın eserlerinin yeni basımlarının üzerinde "bugünün Türkçe'siyle" ibaresi var. TDK'nun uydurduğu rezil kelimeler yüzünden gençlerimiz rahmetlinin has Türkçe'sini anlamıyor. Yazık oldu zengin ve ifade gücü yüksek lisanımıza.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 17:10
    Sayın Bardakçı, iyi ki varsın.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 17:08
    Fransızcada her isim daima ya erildir ya da feminen. Feminen ya da eril olmasının neye bağlı olduğunu açıklayan belli bir kural yoktur. Kelimenin eril ya da feminen olduğu artikeller tarafından belirlenir.Bu zihin yapısinda ki birinin fransizca konuşması mümkün degil.Allah aşkına ertugrul özkök fransaya gidip bu ne cinsiyetcilik canım "La" feminen " Le" maskülen artikeller kaldırılsın desin. Acaba fransızlar nereleri ile guler bu oneriyi getiren şahsa? Espiri anlayışı berbat Ertugrul Özkökün.Zat-ı Şahaneleri bize tebessum ettirdi fransizlar ne yaparlar, ancqk tahmin edebilirim.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 16:53
    İş adamı ve İş kadını kelimeleri zaten Türkçe'nin tabi'atına aykırıdır. Tüm Ural-Altay dillerinde olduğu gibi Türkçe'de de kelimelerde cinsiyet belirtisi olmaz, varsa mânasında vardır. Bunların yerine, eskiden söylendiği gibi "Tâcir" demek daha doğru olur.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 15:53
    Bu düşüncenizi destekliyorum. Bu arada yazınızı facebookda paylaşmak istediğimde facebook hata mesajı veriyor.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 14:47
    Harikasın üstad, her yazından ayrı bir keyif alyorum, ruhuma dokunuyor. Allah sana uzun ömür versin. Versinde böyle güzel içi dolu , insana kültür katan, bilgilendirici yazılarınızı yıllarca okuyabilelim..
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 14:46
    Harikasın üstad, her yazından ayrı bir keyif alyorum, ruhuma dokunuyor. Allah sana uzun ömür versin. Versinde böyle güzel içi dolu , insana kültür katan, bilgilendirici yazılarınızı yıllarca okuyabilelim.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 14:42
    Süper bir yazı.. Teşekkürler
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 14:35
    Doğru bir mantık. Amaçları dili fakirleştirmek.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 14:32
    Hay ağzına sağlık.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 14:26
    Eyvallah hocam ağzına sağlık
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 14:13
    Türkçe'nin değil Türkçenin olacak. Bilginiz olsun.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 14:04
    Elinize sağlık Murat Bey.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 13:54
    Bu "kırmızı çizgi" merakı Amerika'da moda olmuş "politically correct" (politik açıdan doğru) akımının Türkiye'deki yansımasıdır. Ciddiye almaya değmez.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 13:38
    Ertuğrul Özkök gibi insanlar kendilerince çok iyi birşey yaptığını zannedip bir diğer taraftan yaratacağı kötü sonuçları düşünmeden hareket eden insanlardan maalesef sayın Bardakçı çok güzel yazmış bu tür insanı
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 13:33
    Ver mehteri üstad:
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 13:11
    ağzına sağlık hocam çok doğru yazmışsın yine
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 13:10
    siyasi görüşün beni ilgilendirmez ama gerçekten çok zeki akıllı ve bilge bi insansın lütfen öğrenci yetiştir teşekkürler bardakcı
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 12:27
    Murat bey ;Diline , kalemine sağlık.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 12:14
    tebrikler çok güzel bir yazı. "anlayana"
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 12:14
    Helal abi
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 12:08
    :kissing_heart:
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 11:57
    kaleminize saglik
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 11:51
    hakikaten sana hak veriyorum murat abi,ayrıca örneklerize güldüm Allah'da seni güldürsün
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 11:36
    Ellerine sağlık düşüncelerime tercüman oldunuz
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 11:33
    Siir gibi yazmışsınız. Akliniza, elinize saglik.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 11:18
    Sayin Bardakci, Size katiliyor ve destekliyorum.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 10:38
    Yüreğine. , kalemine sağlık
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 10:37
    Elinize dilinize sağlık Murat Bey. Bundan daha güzel anlatılamazdı. Allah razı olsun.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 10:34
    SAYIN MURAT BARDAKÇI, SİZE KATILIYORUM VE YAZINIZDAN DOLAYI SİZİ TEBRİK EDİYORUM. İYİ Kİ VARSINIZ.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 10:27
    Çok güzel bir yazı olmuş elinize dilinize sağlık.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 10:24
    helal sana murat abi. yapıştırrrrrr :)
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 10:24
    Yine mükemmel bir yazı
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 10:23
    Murat Bey, elinize saglik..
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 10:17
    aynen katılıyorum...
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 10:11
    Teşekkürler.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 10:08
    tebrik ediyorum. Teşekkür ediyorum
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:58
    tesbitlerinize katılıyor bu cabaniz icin teşekkür ediyorum
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:55
    :clap::clap::clap:
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:38
    Eyvallah. Saygılar sunarım.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:34
    mükemmel bir itiraz.Tesekkür ederim
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:28
    SONUNDA BU OLAYA DUR DİYECEK BİRİ ÇIKTI.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:24
    helal sana..
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:22
    Hocam ellerinize sağlık
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:21
    Tarihsel kökten kopan dil toplumların kültürel yapısını şekilsiz edilgen dağılmaya uygun halegetirir.
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:17
    :thumbsup:
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:08
    müthiş bir yazı..
  • Misafir 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:02
    ++++
Kalan karakter : 300