Son Dakika

Suriye’deki Alevîliğin Türk Alevîliği ile hiçbir alâkası yoktur

03.09.2018 - 02:29 | Güncelleme:

İdlib meselesi gündeme gelip de yaşanması muhtemel hadiseler yüzünden kaygılar artarken, yapılan yorumlarda sık sık “Alevîlik”ten bahsediliyor. Bazı yazarlarımız ve ekran bülbüllerimiz Suriye, daha doğrusu Beşşar Esed ile aramızın bozulmasının sebebini Ankara’nın “mezhepçi politika” izlemesine, bizim hükümetin Sünnî ama Esed ile etrafının Alevî olmasına bağlıyorlar…

“Suriye Aleviliği” denen inanç sisteminin isminin doğrusu “Nusayrîlik”tir ve Türk Aleviliği ile hiçbir alâkası yoktur!

Nusayrîlik, dokuzuncu asırda Basra’da dünyaya gelen Muhammed bin Nusayr tarafından kurulmuştur; İslâmiyet’in eski devirlerindeki “Batınî” düşüncenin, “Sâbiîlik”in ve o zamanın diğer inançlarından etkilenmiş bambaşka bir sistemdir. Bu inanca “Alevî” adının verilmesi ise çok daha sonraları, Birinci Dünya Savaşı senelerindedir ve bu isim savaş sonrasında işgal ettikleri Suriye’yi birkaç devlete bölmek isteyen Fransızlar’ın kurmayı arzuladıkları devletlerden biri olan Lazkiye merkezli yönetime koydukları isimdir. Suriye Alevîliği’ni Türk Alevîliğinden ayırmak isteyen Fransızlar bu yüzden “Nusayrî” sözünün karşılığı olarak “Arap Alevîliği”, “Suriye Alevîliği” yahut “Akdeniz Alevîliği”; Türkiye’deki az sayıda Nusayrî için de “Çukurova Alevîsi” ifadelerini kullanmışlar, kavram sonradan sadece “Alevî” hâline gelmiştir.

DÜNYADAN YILDIZLARA YÜKSELMEK

Aslında, “Türk Alevîliği ile Suriye Alevîliği arasında farklar mevcuttur” demek bile gayet yanlıştır, zira bu iki inanç sistemi birnbirlerinden tamamen farklıdırlar ve aralarında hiçbir benzerlik, bağlantı, ilham, etkileşme vesaire yoktur.

Meselâ, günümüzün bu bahislerdeki önemli kaynaklarından olan İslâm Ansiklopedisi, Nusayrîliğin ana kitabının Hasîbî tarafından kaleme alınan ve on altı “sûre”den meydana gelen “Kitâbü’l-Mecmû” olduğunu, inancın mahiyetini ve temel özelliğini eserin “Şehâdet” adını taşıyan on birinci sûresinde geçen “Ben Nusayrî dininden, Cündübî görüşünden, Cünbülânî tarikatından, Hasîbî mezhebinden, Cillî görüşünden, Meymûnî fıkhından olduğuma şehâdet ederim” ifadesinin gösterdiğini yazar.

Nusayrîliğin bambaşka ve kendine mahsus bir inanç sistemi olduğuna dâir bir iki misal daha vereyim:

İslâm’ın reddettiği “tenasüh”, yani “öldükten sonra başka bir bedende tekrar dünyaya gelme” inancı Nusayrîlik’te mevcuttur ve temel inançlardandır. Nusayrî itikadına göre ruh bedenden ayrılır ama dünyaya başka bir bedende tekrar gelir. Bu yeniden doğuş ölen kişinin inancına ve nasıl bir hayat sürdüğüne bağlıdır. Mü’min olan bir Nusayrî inancının sırlarını bilerek ve onların gerektirdiği şekilde hayat sürdüğü takdirde dünyada yedi defa doğar ve nihayet yıldızlara yükselir. Ama hayatlarında inkâr ve kötülük içerisinde olanlar köpek, deve, katır yahut koyun olarak doğarlar; hattâ pis kabul edilen hayvanların yahut haşerelerin bedenlerine de girerler! Böyle kötü ruhlar dünyaya defalarca hayvan olarak gelip gidecekler ve ortaya çıkacağına inanılan Mehdî tarafından insan şekline getirilip öldürüleceklerdir.

Aynı “tenasüh” inancı, Lübnan merkezli Dürzîler’de de vardır…

Seneler önce, annesi Nusayrî, babası da Dürzî olan Lübnanlı bir arkadaşımın büyükannesinin cenazesine katılmak için Şuf Dağları’ndaki köyüne gittiğimde, bu inancın Nusayrîler ve Dürzîler arasında hâlâ güçlü bir şekilde devam ettiğini bizzat görmüştüm…

Nusayrî ve Dürzî şeyhleri geldiler, cenazenin bulunduğu odaya girdiler ama içeriye merhumenin ailesinden yahut taziye için orada bulunanlardan kimseyi almadılar; dualarını kendi başlarına ettiler, ilâhiler mırıldandılar, cenaze apar topar defnedildi ve şeyhler çıkıp gittiler!

Derken etrafı öyle bir neş’e sardı ki, sanki ölü evinde değil, düğünde idiniz!

Arkadaşım gördüklerimin bana pek bir tuhaf geldiğini farketmiş olacak ki, izahat verme lüzumunu hissetti ve “Biz ölenin arkasından pek ağlamayız, zira nasıl olsa ruhunun dünyaya çok yakında tekrar döneceğini biliriz” dedi. Sonra biraz ilerimizde duran hamile kuzenini gösterdi, doğacak yeğeninin kız olduğunu öğrendiklerini ve büyükannesinin “yıldız” ve “melek” olmadan önce dünyaya belki de bu bebeğin bedeninde geleceğini anlattı!

BİZDEKİ DERT ÖYLE BİR DERT Kİ!

Suriye Alevîliği, yani Nusayrîlik işte böylesine karmaşık bir sistemdir, üstelik Nusayrîlik hakkında şimdiye kadar birhayli çalışma yapılmış olmasına rağmen hâlâ kapalı bir kutudur ve pek çok hususiyeti bilinmez…

Mesele işte budur: Bir tarafta temelinde İslâmiyet ile İslâmiyet öncesi Türk inançlarını eski tâbiriyle “mezcettiği”, yani biraraya getirerek kendine mahsus bir şekil verdiği apaçık belli olan bize ait, bizim olan Türk Alevîliği vardır; diğer tarafta ise ismi artık aynı olmasına rağmen esası tamamen farklı bir inanç sistemi!

Peki ama, apayrı bir “din” olan Nusayrî inancını Fransız mâmûlâtı “Alevî” sözüne kanarak bizim Alevîlik ile aynı zanneden köşe ve ekran allâmelerimize ne diyeceğiz?

Haddizâtında söylenmesi gereken çok söz var ama hemen her konuda yorum yapmaya, etrafa yalan-yanlış malûmat kırıntıları saçmaya ve birbirinden kıymetli olduğuna inandıkları tuhaf fikirleri ile milleti yanlış yolda irşâda merak salan bu zevât öyle bir çene ve kalem ishaline uğramıştır ki, dertlerinin devâsı söz ile mümkün değildir!

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 09 Eylül 2018 Pazar 11:17
    ELİNİZE DİLİNİZE KALEMİNİZE SAĞLIK...
  • Misafir 04 Eylül 2018 Salı 13:40
    güzel bir bilgi teşekkür ederiz
  • Misafir 04 Eylül 2018 Salı 13:20
    TEŞŞEKKÜRLER BİLGİLİ İNSAN
  • Misafir 04 Eylül 2018 Salı 12:56
    Muhteşem yazı bilgi güçtür!
  • Misafir 04 Eylül 2018 Salı 11:16
    Verdiğiniz bilgilere minnettarım.. Siz "çene ve kalem ishaline uğramış"ları hiç kaale almadan okuyucularınızı idşâda devam edin lütfen..
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 16:38
    Suriyedeki arap türkmenlerin türk olması ama alevilerin alevi olmaması enteresan hadise. Yanlış zamanda dünyaya gelseydik Çekoslovakya'nın çoğunlukla almanlardan oluştuğu üzerine güzel yazılar okurduk murat beyden.
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 16:31
    Murat Bey, inşallah yazınızı okurlar, araştırırlar ve öğrenebilirler.
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 16:18
    Mersin, Adana ve Hatay’daki Arap Alevileri de aynıdır.
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 15:47
    elıne sağlik iyiki sizin gibiler var
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 15:44
    mukemmel yamisin8z sayin bardakci
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 14:31
    Güzel yazı olmuş.. Kaleminize sağlık..
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 14:27
    Bilmek ne güzel şeydir
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 12:59
    harika bir yazı
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 12:50
    Sevgili Murat Bey, Öncelikle yıllardır sizi saygı ve sevgi ile dinleyip okuyan biriyim. Çalışmalarınız için kendi adıma minnettarım. Ellerinize sağlık, geçmişinize rahmet olarak dönsün bu emekleriniz inşallah. Biz daha kendimizi tanımlayacak adam akıllı tek bir çalışma yapmamışız. Kur'an ve Peygamberi s.a.v. esas alan, hurafe, deli saçması ve peri masallarından arınmış bir İslam hayatını seçmediğimiz sürece bu ve benzeri karmaşalar asla bitmeyecektir. Bu hususta ise sizin gibi günümüzü yaşayan, belgelerle tarihe hakim ve İslam adı altına karşımıza çıkarılan saçmalıklara saçmalık diyebilecek insanların çabası mutlak bir gerekliliktir. Bizi bir eden temel harcımız olan İslam'ın nasıl suistimal edildiğini, kimlerin Resulullah s.a.v. ve sahabenin içtihadlarını bırakıp hayal ve mefkure zannettikleri vehimlerle milleti bir çeşit hipnoz ederek birbirinden uzaklaştırdıklarını, bu sayede nasıl kendi ceplerini doldurup milletin beynini ve cebini boşalttığını ortaya çıkararak milletin birliğini sağlama amacına yönelik olarak emek ve gayretlerinizi odaklamanızı istirham eder, Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Saygı ve sevgilerimle.
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 12:47
    Murat Bey bu mesele ancak bu kadar anlaşılması kolay halde anlatılabilir. Sizi Tebrik ederim .
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 10:57
    Vallahi yeni ogrendim! Tv lerde izdivaclar magazin programlari yapilacaganina sizin gibi insanlarin program yapmasi muthis olurdu!
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 10:47
    Murat abi tamam ama İran niye destekliyor.
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 10:21
    Adamsınız Murat Bey, saygılar...
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 09:38
    teşekkurler aydınlatıcı bir yazı olmuş
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 07:45
    Hay sen bin yaşa emi Murat kardeşim !
  • Misafir 03 Eylül 2018 Pazartesi 03:02
    Murat bey yine döktürmüşsünüz tebrikler.
Kalan karakter : 2000