Son Dakika

Ayasofya Kararnamesi’nin altındaki “K. Atatürk” imzası gerçek mi?

14.09.2018 - 08:13 | Güncelleme:

Anayasa Mahkemesi, Ayasofya’nın ibadete açılması konusunda bir derneğin yaptığı başvuruyu “kişi bakımından yetkisizlik” gerekçesi ile kabul edilemez buldu ve incelemeksizin reddetti.

Haber isim falan verilmeden, yani başvuruyu kimin yaptığından bahsedilmeden, sadece “bir dernek” şeklinde yazılmıştı…

Böyle “bir bilmemne” şeklindeki ifadeler, basınımıza son zamanlarda ârız olan tuhaflıklardandır. Böylesine önemli bir konuyu Anayasa Mahkemesine götürenlerin isimleri haberde verilmez; beş yıldızlı otelin veya restoranın önünde çatışma çıkar, mekân haberde “bir otel” veya “bir restoran” olur… Yahut meşhurlardan biri hastahanede vefat eder fakat o yerden de “bir hastahane” diye bahsedilir, hattâ televizyonlardaki haber görüntülerinde otelin, restoranın yahut hastahanenin ismi kapatılır!

Dolayısıyla, Ayasofya kararının da “Bir mahkeme, camilerden birinin ibadete açılması konusunda bir derneğin yaptığı başvuru hakkında bir karar verdi” diye tam bir muammaya çevrilmediğine aslında şükretmemiz gerekir…

Ayasofya meselesine gelmeden önce, haberlerde ismi gizlenen “bir dernek”in hangi dernek olduğunu yazayım:

Camiin ibadete tekrar açılması meselesini Anayasa Mahkemesi’ne kadar götüren kuruluş, “Sürekli Vakıflar Tarihî Eserlere ve Çevreye Hizmet” isimli bir dernek… Bu konuda 2000’lerin başında Başbakanlık’a müracaat etmişler ama herhangi bir cevap alamayınca Ayasofya’yı ibadete kapatıp müze yapan 1934’teki Bakanlar Kurulu Kararı’nın iptali için Danıştay’da dâvâ açmışlar. Talepleri reddedilmiş, tashih-i karar istemişler, müracaat Danıştay’ın Dâvâ Daireleri Kurulu’nda da reddedilince son çare olarak “din ve vicdan hürriyetinin ihlâl edildiği” iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuşlar…

Seneledir devam eden bu hukukî mücadelenin son neticesi dün belli oldu ve başvuruyu Anayasa Mahkemesi de reddetti…

Senelerden buyana, her bahsi geçtiğinde açıkaçık söylerim: Ben, Ayasofya’nın ibadete açılmasına taraftarım!

Sebep mi? Ayasofya fethin en mühim sembollerinden biridir, üstelik “kılıç hakkı”dır, yani bizde fetih sırasında yürürlükte bulunan İslâm Hukuku’nun fethedilen şehrin fatihlerine camiye çevirme hakkı verdiği en büyük ibadethanedir ve beşyüz seneye yakın cami olarak kullanılmıştır!

Bundan 84 sene öncesinin siyasî ve milletlerarası şartları neticesinde ibadete kapatılıp müze haline getirilen böyle kadîm bir ibadethanenin hâlâ müze olarak kalmasını gönlüm işte bu yüzden istemiyor…

Sırası gelmişten hep sorulan ve bu yazıyı okuyanların sorabilecekleri “İstanbul’da şu kadar bin cami var, bunların sanki tamamı doluyor, meselâ Ayasofya’nın iki adım ötesindeki Sultanahmed Camii’nde bile namaz kılmak isteyenler yer bulamıyorlar mı ki Ayasofya’nın da ibadete açılması isteniyor?” sualine peşinen cevap vereyim:

Ayasofya, İstanbul’un önem bakımından ilk sıradaki camiidir; zira demin de söyledim, fethin sembolü ve daha da önemlisi “kılıç hakkı”dır! Sultanahmed yahut başka bir cami istediği kadar tarihî ve güzel olsun, bu yüzden Ayasofya ile mukayese edilemez!

Ayasofya’nın ibadete tekrar açılmasının ne kadar müşkül olduğunun, üstelik gündeme ciddî şekilde gelmesinin bile bize karşı asırlar boyunca asla muhabbet hissetmemiş olanları, en başta da Yunanistan’ı nasıl ayağa kaldıracağının ve ne büyük dertlerle uğraşmak zorunda kalacağımızın tabii ki farkındayım ama söyledim ya: Beş asır boyunca cami olarak kullanılam böylesine önemli bir mekânın ibadete kapalı olmasını gönül bir türlü istemiyor!

Anayasa Mahkemesi’nin kararı işte bu güçlük yüzünden aslında hiç de şaşırtıcı olmadı. Ama mahkeme bu kararın tam aksini verse, meselâ başlangıç kabilinden de olsa Ayasofya’nın tamamında değil ama bir bölümünde açıkça namaz kılınabileceğine hükmetse idi tarihe “Mahkemenin şimdiye kadar verdiği en önemli karar” olarak geçerdi…

Atatürk’ün sadece Ayasofya Kararnamesi’nde bulunan ve başka bir belgede rastlanmayan imzası (üstte) ile bilinen imzası (altta).

-

BU İMZA NEDEN FARKLI?

Sırası gelmişken, Ayasofya Camii’ni 24 Kasım 1934’te müze hâline getiren Bakanlar Kurulu Kararı’nda bana garip gelen ve daha önce de anlattığım tuhaflıkları tekrar yazayım:

Reisicumhur Kemal Atatürk’ün, sözkonusu kararnamenin altındaki imzası “hakiki” değil, “sahte” gibi durmaktadır:

Konuya daha önce Prof. Yusuf Halaçoğlu da dikkat çekmişti: Hükümet üyelerinin bugün Cumhuriyet Arşivi’nde, 49-79-6 numarada muhafaza edilen iki sayfalık kararnamenin son sayfasındaki imzaları gerçektir; yani bakanlar imzalarını bizzat atmışlardır. Ama bu imzaların hemen üzerinde yeralan “K. Atatürk” imzasında apaçık bir tuhaflık vardır, zira Atatürk’ün böyle bir imzasını başka hiçbir belgede göremezsiniz! Kararnamedeki bu imza sanki bir başkası tarafından atılmış gibidir!

Üstelik, iki sayfalık kararnamenin metninde de bir gariplik mevcuttur; sayfaların üzerindeki antetler de farklıdır! İlk sayfa “T. C. Başvekâlet Kararlar Müdürlüğü” antetli resmî kâğıda daktilo ile yazılmış ve 2/1589 numarası konmuştur ama antet ikinci sayfada değişmekte, “T. C. Başvekâlet Muamelât Müdürlüğü” olmaktadır.

Böylesine önemli bir kararnamede arz-ı endâm eden bu tuhaflıkların sebebi acaba ne olabilir?

Ayasofya’nın memlekette o devirde sinek bile uçsa haberdar olan Atatürk’ten habersiz, yani sahte bir kararname ile müzeye çevrildiği gibisinden akıl ve mantık harici bir iddiada bulunacak değilim. O günlerin manşetlerindeki “Ayasofya Camii müze olacak, oluyor, olduuuu!” gibisinden ifadeler bile böyle bir iddianın nasıl bir saçmalık olduğunu hemen gösterebilecek mahiyettedir.

Atatürk’ün cumhurbaşkanlığının son senelerindeki Bakanlar Kurulu Kararnameleri’nden bazılarını bizzat imzalamadığı, imza yerine kaşesinin basıldığı bilinmekte ve kullanılan kaşeler Ankara’da muhafaza edilmektedir ama Ayasofya Kararnamesi’nin altındaki imzanın kaşesi, yani fizikî şekildeki mührü de elde değildir; üstelik söylediğim gibi bu imzaya yahut kaşeye başka bir evrakta da rastlayamazsınız…

İmza muammasını bir de antet karmaşası takip edince, insan elinde olmadan Anayasa Mahkemesi’nin devamına karar verdiği kararnamedeki alışılmadık farklılıkların artık ciddî şekilde ele alınıp imzanın kriminal laboratuvarda incelenmesi, hattâ üzerinde Cumhurbaşkanı’nın ıslak imzasının yerine mührünün bulunduğu diğer kararnamelerin de hukuken geçerli olup olmadıklarının tartışılması gerektiğini düşünüyor…

Ayasofya Kararnamesi’nin ilk sayfası.

-

 

Kararnamenin anteti farklı ikinci sayfası.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 16 Eylül 2018 Pazar 14:37
    gerek yok iyi böyle.
  • Misafir 16 Eylül 2018 Pazar 13:51
    Hocam kalemine sağlık,ULU önder asla böyle bir şeye gönül rıza ile izin veremezdi bir bit yeniği var bu kararnamede yazıklar olsun ...O camii kılıç hakkı ile alınmış toprakların ilk camisidir. saygılar.
  • Misafir 16 Eylül 2018 Pazar 11:29
    Kesinlikle ibadete açılmalıdır. Bizim olana biz karar veremiyorsak bizim değildir.
  • Misafir 14 Eylül 2018 Cuma 16:45
    Ellinize sağlık, objektif bir şekilde çok güzel anlatmışsınız. Elbette tekrar cami olmalı.
  • Misafir 14 Eylül 2018 Cuma 15:55
    Sayın bardakçı,değerli bir araştırmacısınız,sizin gibi degerli degerlerine sahip kişiler mevcut.Atatürk imzasının öncesi ve sonrasi hatta Atatürk soy ismini kim kabul ettirmis ve belgelerin once ve sonrasını imza etmistir.kapali zarf mıdır malum mudur?artık eski ögretiler yok.teknoloji gerçeğı daha iyi öğretiyor.zannetmiyorum bihaber kimse yoktur.herkesin kafasında soru var ve beklentiler çok.hukumet duyarliliğinı isbatlamalidir.biz her yonu ile Turkiyemizi takip ediyoruz.sahip çikcağiz.Turkiyenin menfaat ve değerleri candan ustündür.saygilar
  • Misafir 14 Eylül 2018 Cuma 15:25
    Merhaba televizyondaki programa devam etmemeniz bizi çok derinden üzdü , pek tabi ki haklı nedenleriniz vardır ama eminim ki bu nedenlerin oluşturduğu haklılığın duygusu asla artık izleyememenin vermiş olduğu üzüntülerden daha üstün değildir... saygılarımla
  • Misafir 14 Eylül 2018 Cuma 14:49
    Kim bilir hangi pazarlığa kurban edildi.
  • Misafir 14 Eylül 2018 Cuma 13:01
    kesinlikle sahte
  • Misafir 14 Eylül 2018 Cuma 12:20
    Kesinlikle Ayasofya Camiye çevrilmeli. Çünkü Ayasofya Fatih Sultan Mehmed Han ın malıdır. Vasiyet olarak da kıyamete kadar cami olarak kalmasını istemiştir. Bu vebal hepimizindir
  • Misafir 14 Eylül 2018 Cuma 11:24
    Hani Lozan'ın gizli maddeleri yoktu?
  • Misafir 14 Eylül 2018 Cuma 10:43
    ikinci sayfasını bir sebeple değiştirmişler. Atatürke tekrar imzaya götürmeye de çekinmişler.
  • Misafir 14 Eylül 2018 Cuma 09:07
    Çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Gerçekten bu meselenin üzerine bilirkişiler ciddiyetle gitmeli ve Ayasofya, hakettiği makama getirilmelidir.
Kalan karakter : 2000