Son Dakika

Kılıç hakkı!

17.09.2018 - 02:09 | Güncelleme:

Ayasofya konusnda ne zaman bir tartışma çıksa ve “İbadete açılmalı” denecek olsa bir kesimden hiç değişmeyen, birbirini aynı ve tuhaf tepkilerin gelmesi bilmem dikkatinizi çekti mi?

Nakarat asla değişmez; “Ayasofya cami olamaaaaaz, olmamalııııı!” diye haykırılır!

Sebep, Ayasofya’nın “insanlığın ortak malı” olmasıdır ve bu yüzden de müze olarak kalması gerekir! Ruyâ âleminde kulaç atan bazı aklıevveller ise daha da ileriye gider ve “Hem kilise, hem cami olsun” derler… “Haftanın belli günlerinde namaz kılınsın, diğer günlerde de âyin yapılsın ama cami olması, sadece namaz kılınmasın!”…

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması fikrinin bazı zevâtı böylesine rahatsız etmesinin ve işi neredeyse namus meselesi haline getirmelerinin sebebini bir türlü anlamıyorum!

Aynısı geçen gün de oldu. Anayasa Mahkemesi’nin mâbedin ibadete açılması için yapılan başvuruyu reddetmesi üzerine “Ayasofya kılıç hakkıdır; ibadete açılmasına taraftarım” diye yazmam üzerine muhalif koro hemen şakıdı ve neler söylediler neler…

İslâm hukuku bugün artık geçerli olmadığı için “kılıç hakkı” da geçerli değilmiş, böyle mekânlar ortak inanç değerleri imiş, Ayasofya’nın ibadete açılmasını isteyenlerin işgal altındaki bölgelerdeki ibadethanelere, meselâ Mescid-i Aksa’ya saygı gösterilmesi konusunda itiraz hakları yokmuş!

Ayasofya’nın ibadete açılmasına taraftar olmama karşı çıkanlara Ertuğrul Özkök de katıldı, geçen günkü köşesinde yazımdan sözetti ve “21. yüzyılda ‘kılıç hakkı’ ne demek? Güçlünün kendi itikadını herkese uygulama hakkı mı?” dedi.

Kılıç hakkı konusunda Ertuğrul ağabeyin ve diğerlerinin yazdıkları bana “Maaşallah, basınımız kılıç hakkının ne demek olduğunu mükemmelen biliyormuş” dedirtti ve bu kavramı ana hatları ile anlatmamam gerektiğini hissettim.

EKONOMİK VE HUKUKÎ ANLAMLAR

“Kılıç hakkı”nın, iki ayrı mânâsı vardır:

İlk mânâsı eski asırların ekonomik sistemi ile alâkalıdır. Devletin geçmiş asırlarda Anadolu’da yahut Rumeli’de hizmet karşılığı tahsis ettiği arazilerin, yani “timar”ın ilk üç veya altı bin akçesi bu ismi taşır.

Ama benim sözünü ettiğim “Kılıç hakkı” başkadır, İslâm hukukunun bir kavramıdır, gayrımüslimlerin yaşadığı ve savaşılarak ele geçirilen topraklarda fetihten sonra hukukun izin verdiği bazı tasarruflardır ve bu tasarrufların başında, o beldenin en büyük ibadethanesinin olarak camiye çevrilmesi gelir… İbadethanelerin adedi fazla olduğu takdirde en büyüğünün yanısıra birkaçı daha cami yapılabilir ama o belde savaş ile değil de karşı tarafın “aman istemesi”, yani teslim olması ile ve kılıç çekilmeden, yani kan dökülmeden alındı ise kılıç hakkı tatbik edilmez.

Meselenin lâiklikle, İslâm hukukunun şimdi geçerli olup olmamasıyla yahut güçlünün istediği gibi hareket etmesi ile alâkası yoktur. Kılıç hakkı hukukî bir konudur, eski hukukun verdiği bir haktır ve bu hakkın eski hukuk bugün vârolmadığı için devam etmediğini düşünmek ile temeli yine eski hukuka dayanan müesseselerin, meselâ Fatih’in yahut Bezmiâlem Sultan’ın vakıflarının geçersiz olduğunu iddia etmek, kazanılmış hakları iptale kalkışmak ve geçmişe yönelik kanun çıkartmak arasında fark yoktur! Aynı mantık bizi “Artık lâikiz, devlet Diyanet’in kapısına kilit vursun, vergilerimizden imamlara maaş ödemesin, ezan da okunmasın, namaz da kılınmasın” garabetine kadar götürebilir. Hattâ fetihten önce herbiri kilise olan Zeyrek, Fethiye, Fenarî İsa, Gül, Molla Gürani ve Eski İmaret Camleri’nin de “kılıç hakkı artık mevcut bulunmadığı” için eski hallerine getirilmelerini ve “Pentakrator”, “Pammakaristos”, “Kostantin Lips”, “Azize Teodosia”, “Aziz Teodor” ve “Pantepoptes” olmalarını, yani fetih öncesindeki isimlerini almalarını isteyenler bile çıkabilir!

BURKULMAMASI TUHAF OLUR!

Ertuğrul ağabey “Balkanlar’da, İspanya’da ne zaman kiliseye çevrilen bir cami görsem için burkuluyor” diyor…

İşte, camileri bugün kilise yapanlar ile aramızdaki fark burada: Ayasofya bizde müzedir, Ertuğrul Özkök’ün sözünü ettiği camiler ise müze falan değil, artık birer kilise! Adamlar bizim asırlar önce “kılıç hakkı”na dayanarak yaptığımızın tam tersini şimdi alenen yapıyorlar! Atina’da ve Selânik’te bugün ibadete açık tek bir cami bile bulunmuyor, Selânik’teki Hamza Bey Camii’nin bir bölümünün birkaç sene öncesine kadar erotik filmlerin oynatıldığı sinema olarak kullanılması hâlâ hatırlanıyor, Sırplar ise Bosna’da 1990’ların yüzkarası olan savaştan sonra ellerine geçirdikleri camilerin tamamını çoktan kiliseye çevirdiler!

Kaynağı hukuk olan “kılıç hakkı”na dayanan geçmişteki uygulamalarımızın neticeleri artık birer gelenek olarak devam etmektedir…

Ama gelenekleri bir tarafa fırlatıp atan bu çıtkırıldımlığımızla, nâzeninliğimizle ve “İslâm hukuku bugün geçerli değildir, dolayısı ile Ayasofya da cami olmamalıdır!” kafasıyla gittiğimiz müddetçe adamlar bizden kalmış ne kadar cami varsa kiliseye çevirirler ve içimiz daha çooook burkulur!


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 24 Eylül 2018 Pazartesi 12:16
    yaziniza ve fikirinize tamamen katiliyorum üstadım
  • Misafir 23 Eylül 2018 Pazar 15:19
    Endülüsteki camilerin akibeti eksik kalmış.Yüreğinize sağlık.
  • Misafir 20 Eylül 2018 Perşembe 15:16
    "Bilenle bilmeyen hiç bir olur mu"? Ağzınıza sağlık Murat Bey!
  • Misafir 18 Eylül 2018 Salı 16:12
    bravo murat bardakci
  • Misafir 18 Eylül 2018 Salı 16:02
    Kılıç hakkını bilmeyenlere ve Kılıç hakkını inkar edenlere Kılıç hakkını öğretmeliyiz.
  • Misafir 18 Eylül 2018 Salı 15:40
    Misafir AŞ. :Sayın Bardakçı, bilmediğin ve ihtisas gerektiren konuları yazmasan daha iyi olur.Kilise konusunda Hac suresi 40.ayueti oku.Osmanlı uygulamaları Kur'an hükümlerini bağlamaz. Taklitçi fıkıhçıların içtihatları ise eşittir İslam değil. Kur'anda kılıç hakkı diye bir ifade yoktur. Saygılar.
  • Misafir 18 Eylül 2018 Salı 15:19
    enfes bir yazı olmuş.
  • Misafir 18 Eylül 2018 Salı 14:42
    Allah seni başımızdan eksik etmesin Murat ağabey.
  • Misafir 18 Eylül 2018 Salı 13:57
    kaleminize sağlık Murat bey.
  • Misafir 18 Eylül 2018 Salı 13:39
    HOCAM AĞZINIZA SAĞLIK.
  • Misafir 18 Eylül 2018 Salı 09:56
    çok güzel bir yazı okullarda taririh öğretmenleri sınıfa girdiklerinde okutsunlar lütfen
  • Misafir 18 Eylül 2018 Salı 09:37
    :clap::clap::clap::clap::clap::clap:
  • Misafir 18 Eylül 2018 Salı 09:26
    Muray bey kaleminize saglik bazi bilgili oldugunu dusunen cahillere çok güzel bir cevap vermissiniz umarim anlarlar
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 17:19
    % 100 haklısınız.Ayasofyanın müze kalması ılımlı islam projesidir.
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 16:59
    Evet Ayasofya kılıç hakkıdır ve kullanım şartlarını da Türkiye cumhuriyeti devleti belirler. Bencede cami olarak hizmete açılmalıdır. İstemeyenlere gelince, bence onların bir kısmı din ile iman ile alakaları yok, bir kısmının da geçmişle olan bağları karışık. Yani dönme veya devşirmelerden olabilirler. Bunların isimlerine ve kimliklerine bakmamak gerekir. İçlerinde gizli Türk düşmanlığı veya hıristiyanlık özlemi olabilir.
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 16:23
    Anlayana güzel ders güzel laf murat hocam da anlayana işte ..
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 16:02
    Yapamıyorlarsa biz yaparız. Cami olsun. Hayırlı uğurlu olsun.
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 15:49
    açık ve net olmuş elinize fikrinize sağlık tamamen katılıyorum
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 15:43
    Çok güzel acıklamıssınız murat bey amma velakin anlayabılırlermı orası mechul
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 15:27
    sayın bardakçı istanbulda hangi camide cuma hutbesi kılıç ile okunuyor
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 14:51
    Kılıç hakkıdır, sonuna kadar da hakkımızdır.Ayrıca hiçbir din gerçek değildir; gerçi siz insanlar diyanetin, cami ve kiliselerin kapısına kilit vurulsa bile tapacak başka garip bir mahlûkat bulursunuz...
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 14:48
    Sana katıliyorum Murst abi.
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 14:18
    Eyvallah. işte ilmi mantiki ve delilli bir konu bu kadar anca anlatılabilir. Allah razı olsun. kılıcınız keskın olsun. ha buradaki kılıç kalem. hani mecaz yaptık. yanlış anlamasınlar. Saygılar selamlar efendim.
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 13:37
    Aynen Murat Abi,sana katılıyorum.
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 13:10
    Siyasetci olmadiginiz icin cok sansliyiz. Bu bakis acisiyla ancak taraf olunur, siyasetcilere de duzeltecek bir is daha cikar.
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 13:09
    Aynen.
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 13:01
    ADAMSIN
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 12:24
    aynen baba
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 11:56
    Rabbim rahmet eylesin amin
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 11:55
    yüreğine sağlık
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 11:47
    Sayın Murat Bardakçı, sizi tebrik ediyorum.
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 11:01
    Sn Bardakçı YAZDIKLARINIZA - YURDUN EN AZINDAN YÜZDE 80 DESTEK VERMEKTEDİR
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 10:20
    harika bir yazı
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 10:12
    Helal olsun saygi deger tarihcim. Sonuna kadar katiliyorum
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 09:58
    Adamsınız Murat Bey, saygılar...
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 09:41
    HOCAM ÇOK İYİ YAZMIŞSINIZ KALEMİNİZE SAĞLIK.
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 09:38
    Budur :clap::tone1::clap::tone1::clap::tone1:
  • Misafir 17 Eylül 2018 Pazartesi 09:20
    Hocam çok iyi anlatmışsın derdimizi
Kalan karakter : 300