Son Dakika

Ağaçkakan “Felsefe Türkçesi”ni işitecek olsa hasedinden çatır çatır çatlar!

26.09.2018 - 02:14 | Güncelleme:

 

Önce şu güzel, zarif, âhenkli, tantanalı, mânâlı, füsunlu, iç gıcıklayıcı, vesaireli şâheser ifâdeleri okuyup hatmederek Türkçemizi geliştirelim:

“…Söylenmiş olanlar Usun ereksel etkinlik olduğu söylenerek de anlatılabilir. Sözde bir Doğanın yanlış tanınmış düşüncenin üzerine yükseltilmesi, ve herşeyden önce dışsal erekselliğin yadsınması genel olarak Erek biçiminin saygınlığına gölge düşürmüştür. Gene de, Aristoteles’in de Doğayı ereksel etkinlik olarak tanımladığı anlamda, erek dolaysız ve dingin olandır, devimsizdir ki öz-devimlidir, ve böylece Öznedir. Onun devinme kuvveti, soyut olarak alındığında, kendi-için-varlık ya da arı olumsuzluktur. Sonuç başlangıç olanla aynıdır, çünkü başlangıç erektir; ya da, edimsel olan kendi Kavramı ile aynıdır, çünkü dolaysız olan, erek olarak, ‘kendi’yi ya da arı edimselliği kendi içinde taşır. Yerine getirilmiş erek ya da varolan edimsel ise devim ve açınmış ‘oluş’tur; ama tam olarak bu dinginliksizlik ‘kendi’dir; ve ‘kendi’ başlangıcın o dolaysızlık ve yalınlığı gibidir, çünkü sonuçtur, kendi içine geri dönmüş olandır, - kendi içine geri dönmüş olan ise yalnızca ‘kendi’dir ve ‘kendi’ kendisi ile bağıntılı özdeşlik ve yalınlıktır”.

“…Edim ancak içsel olarak benim tarafımdan belirlenmişse benim Amacım ve Niyetimdir. Edimde yalnızca bildiğim sonuçlardan sorumlu olmam Amaçtan Niyete geçiş kıpısını oluşturur.

Amaçta sonuçlar konusunda sorumluluğum ikircimli kalabilir. Niyet ise Eylemin ortaya çıkardığı sonuçların bilinçli olarak bana ait olduğunu gösterir.

Amaç Eylemin üzerinde etkili olduğu belirli-Varlıkta birçok sonuç getirebilir. Bunlardan hangisinin benim sorumluluğumda olduğunu Niyet belirler. Niyet kavramsal olarak Amaçta kapsanır, ve Niyet de bir Amaçtır. Ama Niyeti Amaçtan sonuçlardaki ‘bilme hakkı’ açısından ayrılır. Bu nedenle çocuklar, budalalar, deliler vb. durumunda hesap verme yeteneği dikkate alınır. (Niyette Amacın kıpı olarak kapsanması iki sözcük aralasındaki semantik benzerliği açıklar.)

Amacın tüm sonuçları bana saltık olarak değil, göreli olarak yüklenebilir. Bu Niyet için böyle değildir. Niyet saltık olarak bana aittir.

Biri insan öldürmüş olabilir, ve hiç kuşkusuz bunu amaçlamıştır. Ama gene de burada dışsal edimin Amacından ayrı olarak yakın zamanlarda ‘güdü’ denilen şey aranır, çünkü Güdü bilinçli olduğu düzeye dek Niyettir.

Amaç karşısındaki bütün belirli-Varlığın yalnızca tek bir noktasında etkili olmakla aynı zamanda bütünün kendisi üzerinde etkili olur. Amacın hedeflediği tikel nokta kendini evrensel olarak gösterir, çünkü dizgesel bir bütündeki tikellik olmakla o denli de bütün bir evrensel ile bağıntılıdır, kendinde evrenseldir”.

“…Tin şimdiye değin içinde varolduğu ve imgelediği dünya ile bozuşmuştur ve onu geçmişe gömme düşüncesini taşımaktadır. Bundan böyle kendi dönüşümünün emeği içindedir. Hiç kuşkusuz hiçbir zaman dinginlikte değildir, tersine her zaman ilerleyen devimi kavramıştır. Ama nasıl çocukta uzun dingin bir beslenmeden sonraki ilk soluk o salt nicel gelişimin dereceliliğini kırarsa -nitel bir sıçrama ve çocuk şimdi doğmuştur oluşumu içindeki Tin de öyle yavaş ve usulca yeni şekline doğru olgunlaşır”.

“…Tikellik ilkin genelde istencin evrenseline karşı belirli birşey olarak öznel gereksinimdir ki, nesnelliğine, e.d. doyumuna (a) şimdi başkalarının gereksinim ve istençlerinin eşit ölçüde mülkiyeti ve ürünü olan dışsal şeylerin aracılığı ile, ve (b) öznellik ve nesnellik yanlarını dolaylı kılan etkinlik ve emek aracılığı ile erişir. Emeğin ereği öznel tikelliğin doyumu olduğu için, ama başkalarının gereksinimleri ve özgür özençleri ile ilişkide evrensellik kendini geçerli kıldığı için, bu ussallık görünüşü bu sonluluk alanında Anlaktır, irdelemede herşeyin gelip dayandığı yandır ve bu alanın kendisinin içersindeki uzlaştırıcı öğeyi oluşturur”.

“…Bilginin Bilim olmasının iç zorunluluğu onun doğasında yatar ve bunun doyurucu açıklaması ancak felsefenin dizgesel betimlenişinin kendisidir. Dış zorunluluk ise, kişiden ve bireysel güdülerden gelen olumsallık bir yana bırakılarak genel bir yolda anlaşıldığı ölçüde, iç zorunluluk ile aynıdır, ya da,başka bir deyişle, zamanın kendi kıpılarının belirli varlığını sergileyiş şeklinde bulunur. Felsefenin Bilim düzeyine yükseltilmesi zamanının geldiğini göstermek öyleyse bu amacı güden çabanın biricik gerçek aklanışı olacaktır, çünkü bunu yapmak amacın zorunluluğunu tanıtlayacak, üstelik aynı zamanda onun yerine getirilmesi olacaktır”.

“…Gerçek bütündür. Bütün ise ancak kendi gelişimi yoluyla kendini tümleyen özdür. Saltık üzerine söylenmesi gereken onun özsel olarak sonuç olduğu, gerçekte ne ise ancak erekte o olduğudur; ve doğası, e.d. edimsel, özne, ve kendisinin kendiliğinden oluş süreci olmak tam olarak bunda yatar”.

“…Koşulsuz buyruk, pratik aklın özerkliğinin, yani akılsal istencin kendisi yoluyla belirlenmesinin anlatımı olmalıdır. Evrensel olarak geçerli bir yasa olmalıdır. İstenç ancak ona kendisi tarafından verili bir yasayı gerçekleştirdiğinde özerktir. Koşulsuz buyruk itkilere, güdülere göre değil düzgülere/maximlere göre ve akılsal olarak isteyen tüm insanlar için evrensel yasama olacak şekilde, eylememiz gerektiğini söyler. KENDİSINDEN EYLEDİĞiN DÜZGÜ/MAXİM ISTENCİN YOLUYLA EVRENSEL BİR DOĞA YASASI OLACAKMIŞ GIBi EYLE”.

“…Özgür ve gerçek düşünce kendi içinde somuttur ve böylece İdeadır; ve bütün bir evrenselliği içinde ise genelde İdea ya da Saltıktır. Bunun bilimi özsel olarak dizgedir, çünkü somut olarak Gerçek yalnızca kendini kendi içinde açındırarak ve birlik içine getirip bir arada tutarak, e.d. bütünlük olarak vardır ve ancak ayrımların ayırt edilmeleri ve belirlenmeleri yoluyladır ki bütünlüğün zorunluluğu ve bütünün özgürlüğü olanaklıdır”.

TALEBEYİ ALLAH KORUMUŞ!

Hiçbirşey anlamadınız değil mi, Vallahi ben de anlamadım!

Peki, saksağanı yahut ağaçkakanı bile kıskandırıp “Ben niçin böyle takırdayamıyorum?” dedirtecek derecede hırıltılarla dolu bu ifadeler neyin nesidir biliyor musunuz?

Felsefe Türkçesi imiş!...

Türkçe olduğu iddia edilen bu cümlelerden bazılarını üniversitelerimizdeki felsefe bölümlerinin ders notlarından, bir kısmını da felsefî yayınlardan aldım…

Haberlere göre üniversitelerin felsefe bölümlerine yapılan başvurular ülke çapında yüzde 56 oranında azalmış, bunun üzerine bazı bölümlerin kapanması ihtimali başgöstermiş ve felsefe hocaları feryad ü figan ediyorlarmış…

Üniversitelerin en işe yaramaz bölümünün bile kapanacak olması tabii ki üzüntü verecek bir hadisedir ama maalesef söylemeden edemeyeceğim:

Öğrenciyi “ders” niyetine böyle gevelemelere mahkûm olmaktan Allah korumuş Allah!

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 10 Ekim 2018 Çarşamba 11:59
    Allah senden razı olsun. Osmanlı'nın son dönem Türkçesi bir Almanca kadar felsefe yapmaya müsait iken mahvolduk bittik.
  • Misafir 05 Ekim 2018 Cuma 16:54
    sayfası 1,1 TL .
  • Misafir 28 Eylül 2018 Cuma 08:42
    Bu metinlerin alıntılandığı eserler, büyük ölçüde Almanca'dan tercüme edilmiştir. Tercüme işini ise yabancı dil bölümlerinden yeni mezun olanlarlar, ek bir iş olarak yaptığından, tercümesini yaptıkları eserlerin alanları ile ilgili Türkçe literatürü bilmediğinden sölüklerde karşılarına çıkan ilk anlamları kullanmak suretiyle tercüme yapıyorlar. Sonuç ortada.
  • Misafir 28 Eylül 2018 Cuma 00:30
    tarih ve felsefe bölümlerini kapatalım
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 23:52
    Türkçenin kurtuluşu, 1950'lerin Türkçesine dönmektedir.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 17:07
    en güzel türkçe 1960 lardaki roman ve gazetelerdeydi
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 16:49
    Bilim Tarihi de felsefe bölümleri içerisinde bulunmakta, hatırlatmak istedim.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 13:52
    Siz hep çok bilirsiniz(!)
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 13:42
    İngilizler hergün yeni sözcükler üretiyor. Türkçe yeni kelimeler üretilmesine karşı olmak Türkçe'nin zenginleşmesine karşı olmak demektir.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 13:04
    ayrica gunluk hayatini ortalama 400 kelime ile idame ettirmeye mahkum edilen,bahcelerde kek yeyip yuvarlanmasi beklenen bir kutle, felsefe dili uretemez, uretse de anlayamaz......
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 11:31
    Buradaki parçaların bazılarının çevirisi de kötü. Bence iyi çevrilmiş metinlerden örnek vermelisiniz ve o şekilde eleştirmelisiniz, yoksa demagoji yapmış olmakla kalırsınız. Ne kadar okusak yazsak da, olmuyor işte, belki bu coğrafyanın geleneğinde rasyonel, serinkanlı, mantıklı düşüncenin pek bulunmayışındandır. Ben de yaşayan Türkçenin kullanılmasından yanayım, ama öte yandan "fazla" Türkçe gelen bazı terimleri de, eğer uygun ve doğru iseler tölere edebiliriz kanısındayım. Abartmamak lazım.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 12:55
    Bir garipliği savunmak çabası ve hevesi ile bir coğrafyayı "belki bu coğrafyanın geleneğinde rasyonel, serinkanlı, mantıklı düşüncenin pek bulunmayışındandır." şeklinde bir ifadesi ile aşağılama çabanız neden ?? Halkları ve coğrafyayı yaftalamak yerine kendi kusurlarınızı kendinize ifşa etmeniz size daha faydalı olur. Veya en iyisi fillandıya ya gidin soğuk tepelere doğru kendi kendinize konuşun. Bu hepimize faydalı olur.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 10:54
    Yabanci dillerden dilimize yerlesip , kabul gören kelimeler artik türkcedir. Bir kelime Öztürkce degil diye yeniden oramizdan buramizdan kelime yumurtlamaya gerek yok. Insanlara zorla yeni yumurtlanmis kelime kabul ettiremezsiniz.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 10:47
    Felsefi Türkçesi ile bu yazılanı anlamak için kendimi çok zorladım.Bu yazılanları beş cümle ile sağlıklı bir insana anlayacağı dilden anlatmanın mümkün olduğunu düşünüyorum.Kasmamak lazım.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 10:39
    kullanılan ama halkın kullanımından uzak kelimeler aslında çok hoş. Türkçenin özüne de çok uygun.Sıkıntı halkın çoğunluğunun kullanımına sunulamamış olmasıdır.Bizim milletin huyudur bu. Hemen sonuç bekleriz eleştirmekten başka bir şey yapmayız yapanı da sevmeyiz.Yüzyıllarca ihmal edilen dili yeniden canlandırma girişimleri bunlar. Arapçıların şikayetleri aşağılamaları normal.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 10:11
    Yalçın Pekşen'in 25-30 yıl önce yazdığı "İmgelemimizin izdüşümünde yitik süreci" taşlaması geldi aklıma. 80'lerde sanat dergilerinde yayınlanan yazılar böyle değil miydi?
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 10:09
    Yüzyıllarca Farsça, Arapça kendi dilimiz gibi kakalandığı için anlaşılmaması normal.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 11:55
    Çok iyi anlamışsınız gerçekten!!Bu zihniyet olduğu için Türkçe bu halde, arı Türkçe bulmak için gittiğiniz yolda Türkçe diye bir şey bırakmadınız. Yukarıdaki paragrafları bitiremedim bile Fransızca olsaydı daha iyi anlardım ama siz anlamışsınız tebrikler.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 15:10
    İngilizce sözlüğündeki kelimelerin kaç tanesi İngilizlere ait bir fikrin var mı? Sözlükteki kelimelerin yıllara ait artışına hiç baktın mı? Her sene artması da garip değil mi? Ama kime anlatıyorum değil mi?!
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 09:42
    Hocam Felsefi kavramlara daha güzel kelime öneren var sa, kapı herkese açık.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 08:58
    Neyse ki Ingilizce bilen bir Felsefe meraklisiyim. Ingilizce olarak okudugum felsefe kitaplarinin, Turkce cevirilerini aldigimda on dakikaokumaya tahammulum yok.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 13:51
    Çünkü Kavramın Türkçe karşılığını zahmet edip iyi kötü koymuşlar. İngilizcesini kullansaydılar daha mı iyiydi. Bul iyisini öner.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 08:44
    çeviriyi mi iyi yapamamışlar acaba garip cümleler
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 11:36
    Birinin de bunu akıl etmesi ve sorgulaması çok iyi olmuş.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 06:57
    siz anlamiyorsunuz belki ama anlayanlar var..
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 15:11
    Murat Bardakçı anlamamış ama anlayan çıkarmış. Öğrenciler ne olacak öğrenciler?
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 17:36
    Anlamadım ki yorumlayayım. Yerlidir,millidir.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 11:37
    “Su içerken suyun boğazda kalmasından dolayı ölmek arızidir”. Demem o ki; suyu (felsefeyi) suçlamaktansa içeni gözden geçirmek (aklı yoklamak) yeğdir.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 13:53
    Kavramların ingilizcesini kullanmayıp millileştirmişler. Beğenmediysen iyisini öner.
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 17:01
    güzel türkçeyi nereden öğreneceğiz Murat bey
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 16:58
    Turkce'de terminoloji kittir. Arapca kelimeler falan da dilde geri plana atildiktan sonra ortaya yetersiz bir terim ve terminoloji kaliyor. Ki Turkce'nin olan terimleri de pek korunmadi. Ilber Hoca hep atcilik ve hayvancilik uzerine Turk terimlerinin yokolusundan ornek verir mesela.
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 16:47
    universitelerin en gereksizz bölümü ne demek acaba?
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 15:43
    murat abi sayende hem öğreniyor hemde gülüyorum allah ta seni korusun
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 14:39
    Sayın Bardakçı, Ziya Paşa'nın şu sözü aklıma geldi felsefe bölümleri için: "Bir yerde ki yok nağmeni takdir edecek gûş tazyi'-i nefes eyleme tebdîl-i makam et."
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 14:19
    Aynı anlatım ingilizce olsa yoldan geçen adam anlar.Çok derin anlamı varmış izlenimi vermek için böyle bir yol seçilmiş olmalı.
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 14:17
    Altına imzamı atıyorum. Her zaman felsefe okumak istemişimdir fakat kullanılan bu dil yüzünden okumuyorum. Neden mi? Anlamıyorum da ondan. En son liseye giderken hocanın isteği üzere Descartes'in "Yöntem Üzerine Konuşmalar" adlı kitabını okumaya çalışmıştım. 25-30 sayfa anca okuyup anlamadığımı görünce bırakmıştım. Hocaya da bir şeyler saçmalayıp almıştım notumu. O günden beri felsefe kitabının kapağını bile açmam.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 13:07
    felsefe bilimdir..kendine ozgu terminolojisi vardir...oyle bir kitap alip okuyunca anlasilmaz...sizin anlamadiginiz dil degil, metinlerde gecen , o bilim dalina ozgu kelimelerdir...Turkce yazilmis Tip,Matematik, Psikoloji vs.. kitabi da okusan, ilk okuyusta hepsini anlamazsin..
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 13:54
    Kapasite meselesi.
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 12:39
    :)))
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 15:55
    Bolumun ise yaramaz olusu derken keske biraz daha aciklama yapsayfiniz. cunku bu haliyle koskoca bir dusunce tarihinin degerinin yok sayilmasi anlamina gelmis.
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 12:35
    Çok güzel tespit olmuş Murat hocam. Felsefe bölümleri bugüne kadar hep ateist yetiştirme merkezi olmuştu. Sonunda Allah cezalarını verdi kendi elleriyle ateist olmak isteyeni bile soğuttular.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 09:12
    Bu yorumdan sonrasını okumadım. :)))
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 12:33
    üsdat eline sağlık.
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 11:53
    Ya süper bir yazı. Böyle uyduruk ve anlasilmasi zor olan ifadeler kullanilarak entelektüel olunmaz. Entelektüel olmak için felsefeyi hikmet olarak algilayip yorumlamak gerekir
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 11:53
    Dili bu bu şekilde kullanan kesinlikle art niyetlidir, dili ve düşünceyi anlaşılmaz hale getirmeye, bozmaya yönelik bir çabadır..
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 11:29
    felsefe bolumunun tercih edilmemesinin nedeni bu mu yani. buradaki elestirinizi ayrica yapsaydiniz daha iyi olurdu
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 11:16
    Bu yazınız akademisyenler ve lise felsefe öğretmenleri için bi hakarettir. Sizi esefle kınıyorum böyle bir yazıyı size hiç yakıştıramadım. Keşke yansız ve gerçek bir araştırma sonucu yazınızı yazsaydınız.
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 17:52
    Bırakın Allah aşkına bu saçmalığı korumayı. Biraz aynaya bakın bu manasızlığın farkına varın.
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 10:47
    Gerçi bu dile asistanlık yıllarımdan beri mâruz kaldığım için anlayabiliyorum ama bir meslekdaşımın bunlara bile taş çıkaracak bir paragrafını görmenizi isterdim doğrusu:)))
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 10:11
    Bunun böyle olmasının sebebi nedir ? Türkçe hep ihmal edilmiş. Aşağı tabakanın, avamın dili olarak görülmüş. Tüm bilimler Türkçe dışındaki dillere yakıştırılmıştır. Türk aydını kendi dilini hep ihmal etmiş, küçümsemiştir. Şimdi de beğenmiyor.
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 10:10
    kendi sözlerinize külliyen yalan dediğiniz kitabın yazarından ne zaman özür dileyeceksiniz? Veya kendi tabirinizle " utandınız mı"?
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 10:08
    Sayin Hocam, Yaziyi okumaya baslayinca, "Allah Allah... Murat bey bu uydurukca kelimeleri kullanmaz, ne oldu acaba?" diye düsündüm. Ancak sizin yorumunuzu okuyunca ferahladim. Bu "öztürkceciler" cok "aydin" olduklari icin, Türk halki anlamasin diye "bilimsel" bir dil kullanmada mahirdirler(!) Bunlarin dil felsefesi hep "sal ve sel'lerle" doludur o yüzden dilleri Sal'in üzerinde sel'lere kapilmis gidiyorlar... Sonuc: Bir dil ancak böyle katledilebilir! Saygilar.
  • Misafir 27 Eylül 2018 Perşembe 13:59
    İngilizcelerini kullansınlar daha iyi yani.
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 09:18
    abi ağzına sağlık
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 09:06
    Çok güzel bir yazı , teşekkürler
  • Misafir 26 Eylül 2018 Çarşamba 08:19
    Sayın Hocam, felsefe bu uydurukça kelimelerden bir araya getirdiklericumlelerle öğretiliyorsa, vay
Kalan karakter : 300