Son Dakika

Semerkand ve Buhara’da evliya kabri ziyaretleri!

30.09.2018 - 04:44 | Güncelleme:

Bu hafta başında Meclis Başkanı Binali Yıldırım ile beraber yaptığımız Özbekistan ziyaretinden önceki gün bahsetmiş, Timur’un başkenti Semerkand’daki bazı tarihî eserleri yazmış ve Timur’un İslâm Sanatı’nın en önemli yapılarından olan “Gur-ı Emîr” isimli türbesindeki asıl kabrini, yani zeminin altında bulunan ve çok özel ziyaretçilere açılan mezar odasını anlatmıştım…

Türk tarihinin ve Türk sanatının yanısıra İslâm itikadı bakımından da çok önemli mekânları barındıran Özbekistan seyahatimizde bu yerlerden bazılarını görebilme fırsatını bulduk. İslâm dünyasının en güçlü tarikati olan Nakşıbendîlik’in kurucusu Bahaeddin Nakşibend’in Buhara’da bir dut ağacının gölgesindeki kabrini, İslâm dünyasının ana hadis kitaplarının başında gelen “Câmîü’s-Sahîh”in sahibi İmam Buharî’nin türbesi ile mezar odasını ve Sünnî âleminin İmam Eş’ârî ile beraber önde gelen iki itikad imamından biri olan İmam Mâturîdî’nin kabrini ziyaret ettik.

Bahaeddin Nakşibend’in türbesini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz Mayıs’ta yaptığı Özbekistan seyahatinde ziyaret etmiş ve intibalarımı o zaman yazmıştım…

Şimdi, dört ay aradan sonra bu hafta tekrar ziyaret imkânını bulduğum türbeden yeniden bahsedeyim:

İslâm dünyasının yaygınlık bakımından Kadirîlik’ten sonra ikinci ama siyasî güç olarak birinci tarikatı Nakşibendîlik’in kurucusu Muhammed bin Muhammed Bahaeddin el-Buharî, yani Bahaeddin-i Nakşibend, Buhara’da ortasında geniş bir havuzun bulunduğu avluda etrafı insan boyundan yüksekçe mermerlerle çevrili ve büyücek bir dut ağacının gölgesinde kalan üzeri açık, yani kubbesiz kabrinde yatıyor…

Kabrin önünde şekil bakımından bizdekileri andıran kitabeli bir mezar taşı var ve kitabede özetle “Burası 1318’de buradaki mübarek Kasr-ı Ârifân köyünde doğan, Baba Muhammed Semmâsî ile Emîr Külâl tarafından yetiştirilen, hakikatlerin kâşifi ve hakkın halk üzerindeki delîli olan ve 1389’da vefat eden Seyyid Muhammed oğlu Seyyid Muhammed Bahaeddin’in nurlu kabridir” yazılı.

Bahaeddin Nakşıbend’in kabrinden sonra onun asırlar önceki arzusunu yerine getirerek beş yüz metre kadar yürüdük ve annesinin mezarını da ziyaret ettik…

Bu huzur dolu mekânın gerisinde bulunan medresenin önündeki hayli geniş meydana gidebilme fırsatını bulanlar, Anadolu’da hâlâ yaşayan bir inancın birebir aynını görüyorlar: Meydanın ortasında, Bahaeddin Nakşıbend’in zamanından kaldığına inanılan ama kurumuş ve etrafı çevrilerek koruma altına alınmış bir dut ağacı bulunuyor.

Bahaeddin Nakşıbend, anlatılanlara göre etrafın bozkır gibi olması ve tek bir ağacın bile bulunmaması üzerine elindeki dut ağacından yapılma asâsını toprağa vuruyor, yerden su fışkırıyor, baston da yeşillenip dut ağacı hâline geliyor, asırlar boyunca ayakta kalıyor ama zamanla her fânî gibi ağaç da ölüyor.

Türbeyi ziyaret edenler Anadalu’daki benzer efsanevî ağaçlarda olduğu gibi dua ederek kurumuş gövdesi muhafaza edilen ağacı tavaf ediyor, bez bağlıyor ve böylelikle arzularının kabul olacağına inanıyorlar. Özbekistan’ın din işleri ile alâkalı idarecileri bu yüzden ağacın önüne üzerinde yine bizde olduğu gibi “Ağaçtan bir şey beklemek bid’attir, din ile alâkası yoktur, isteyeceğinizi sadece Allah’tan isteyin” yazan koskoca bir tabelâ dikmişler!

MERMER KİTABENİN ALTINDA

Seneler süren seyahatlerinde topladığı 600 bin civarındaki hadisi ayıklayan ve 7 bin kadarını “Câmîü’s-Sahîh” isimli eserinde kayda geçirdikten sonra 870’de vefat eden İmam Buharî’nin, tam adı ile Ebû Abdillâh Muhammed bin İsmâîl bin İbrahîm el-Cu’fî el-Buhârî’nin türbesi ise, Semerkand’da…

Buharî’nin isminden de anlaşılacağı gibi Buharalı olmasına rağmen kabrinin Semerkand’da bulunmasının sebebinin, Buharalı idarecilerin bazı arzularını yerine getirmemesi olduğu söyleniyor.

Memleketi olan Buhara’dan Semerkand’a geçen, şimdi şehrin içinde bulunan ama o devirde Buhara’nın hayli dışında kalan Hartenk köyüne akrabalarını ziyaret giden İmam Buharî, bir günlük bir hastalıktan sonra 1 Eylül 870’de burada vefat etmiş ve Hartenk’te defnedilmişti…

Buharî’nin on bir asır boyunca sıradan bir mezar olarak kalan kabrinin üzerine Özbekistan’ın bağımsızlığının ardından, 2000’lerin başında Orta Asya Türk Sanatı’nın özelliklerini taşıyan bir türbe inşa edildi. Asıl kabir, eski Türk mezar geleneğine uyularak “zîr-i zemîn” yani yeraltındaki mezar odası olarak tutuldu ve yukarıya, kabrin tam üzerine isabet eden yere de mermer bir sanduka kondu.

Meclis Başkanı Binali Yıldırım ile yaptığımız ziyarette Timur’un türbesinde olduğu gibi Buharî’nin de asıl kabrine, yani mezar odasına girdik. Kur’an burada okundu, dualar da yine burada üzerinde mermere işlenmiş bir kitabenin bulunduğu mezarın hemen yanıbaşında edildi.

KABRİ BETONUN ALTINDA KALDI

Sünnî İslâm Dünyası amelde “İmam-ı Âzam” olarak bilinen Ebu Hanife’ye, itikad bahislerinde de genellikle iki imama, İmam Eş’ârî ile İmam Mâturîdî’ye bağlıdır ve Türkiye’de asırlar boyunca itikaddeki mezhep imamı olarak Mâturîdî kabul edilmiştir… Hanefîlerin ekseriyeti Maturîdî’yi, Şafiîler de Eş’ârîyi imam kabul ederler ise de Maturîdî ile Eş’ârî arasında temelde çok önemli bir fark yok gibidir, değişik görüşleri genellikle ayrıntılardadır.

944 yılında vefat eden ve tam adı Ebû Mansûr Muhammed bin Muhammed bin Mahmûd el-Mâtürîdî es-Semerkandî olan İmam Mâturîdî de isminden anlaşılacağı gibi Semerkandlı, Semerkand’ın Mâtürîd kasabasından idi. Kabrinin bulunduğu Siyab mahallesindeki mezarlık Özbekistan’ın Sovyetler Birliği’nin parçası olduğu senelerde iskâna açılmış, önceleri mezarlık olan alanın tamamına beton dökülmüş, Mâturîdî’nin kabri bir evin bahçesinde kalmıştı!

Özbekistan, bağımsızlığının ardından İmam Buharî’nin kabrinin inşasında olduğu gibi Mâturîdî’nin kabrinin bulunduğu alandaki evleri de yıktırdı, dökülmüş betonları kaldırdı ve mezarın üzerine bir türbe, etrafına da fıkıh eğitimi veren bir külliye inşa ettirdi. Mâturîdî’nin etrafında yattıkları bilinen ama mezarları zamanla kaybolan diğer din âlimlerinin kazılarda çıkan granitten dil şeklinde yapılmış mezartaşları da Mâturîdî’nin mermer sandukasının etrafına yerleştirildi…

AVRUPA’YA ARA VERİP BURALARA GİDİN!

Daha önce de yazmıştım: Türk ve İslam Tarihi’nin en eski medeniyet merkezlerinden olan Buhara, Semekand ve Hive’de “Taht Oyunları” dizisinin çevrildiği mekânlara rahmet okutacak derecede esrarlı bir hava teneffüs edilir ve bu şehirler muhteşem bir film plâtosunu andırırlar…

Yurtdışı seyahatlere çıkmaya meraklı olanlar Paris, Londra, Roma, New York, vesaire gibi merkezleri zaten görmüşlerdir ama on dördüncü asrın meşhur şairi Şirazlı Hâfız’ın “Bir Türk güzelinin yanağındaki bene tercih ettiğini” söylediği Semerkand ile Buhara henüz hiçbirinin mâlûmu değildir…

Bu şehirler Türkiye’ye sadece dört saat mesafede; üstelik Semarkand, Buhara ve Orta Asya’daki diğer şehirler Anadolu’ya gelmeden önceki mekânımız, yani anavatanımızdır; dolayısı ile seyahate düşkün iseniz ve mâlî durumunuz da müsait ise Avrupa başkentlerine defalarca gitmeye bir an için olsun ara verin ve bu beldeleri ziyaret edin…

***

Meclis Başkanı Binali Yıldırım, eşi ve bazı heyet mensupları, İmam Buhari’nin mezar odasındaki duada.

İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ 

Özbekistan Millî Orkestrası, Buhara’daki meşhur Kelan Camii ile Mir Arap Medresesi’nin önündeki meydanda, muhteşem bir atmosferde konser veriyor ve orkestranın hemen gerisinde, 1120’lerde yapılmış olan meşhur Kelan Minaresi yükseliyor. Özbekler, Mustafa Kemal Paşa’nın ordularının 1921 Eylül’ünde Sakarya’da kazandığı zaferi öğrenmelerinin hemen ardından bu meydanda toplu şükür namazı kılmışlardı…

İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

 

 

 

 

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 05 Ekim 2018 Cuma 10:24
    Teşekkürler sayın Murat BARDAKÇI ... Ellerinize, beyninize,  yüreğinize sağlık ... Ata yurduna gitmiş gibi olduk... İnşallah Rabbim nasip eder de dünya gözü ile o mübarek ata topraklarını görmek bizlere de nasip olur.
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 16:35
    Uzun zamandır sizi görmüyorduk Murat Bey, iyi oldu.
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 16:00
    Gitmiş kadar oldum Murat Abi. Teşekkür ederim.
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 14:46
    Tesekürler Abi ben gezmeye görmeye gidecegim Tesekür ederim bu güzel bilgiler icin
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 14:19
    Çok güzel. Özendirdiniz muhterem. Keşke seyyahat şirketleri buralara da tur düzenleseler. Biz de imkan bulurduk.Çok güzel. Özendirdiniz muhterem. Keşke seyyahat şirketleri buralara da tur düzenleseler. Biz de imkan bulurduk.
  • Misafir 01 Ekim 2018 Pazartesi 11:26
    Hisar turizmi bir araştır derim
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 13:35
    Allah sizden razı olsun.
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 12:54
    Allah razı olsun. Bu ülkenin kültürünün, inancının can damarı olan Aslımızı gösteren güzel bir yazı. Çok teşekkür ederim.
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 12:48
    Murat Bardakçı beye teşekkürler. Ben de çok gitmek istiyorum. İnşaallah nasip olur. Burada şunu belirtmek isterim: Türk Tarihi'ne bir bütün olarak bakalım. Osmanlı, Timurlu diye ayırt etmeyelim. Hiç birini diğerine tercih etmek durumunda değiliz. Çünkü hepsi bizim tarihimiz. Tarih geçmiştir, kavga edilmez; sadece okuyup ders alınır, ibret alınır. Türk Tarihine, kültürüne ve şahsiyetlerine medyanın daha çok yer vermesi gerekmektedir. Yaşar Yeniçerioğlu
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 12:41
    çok güzel yazı olmuş tşk murat bardakçı
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 12:41
    Allah onlardan razı olsun
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 11:54
    Allah razı olsun
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 11:53
    ALLAH o maneviyat dolu yerlere gitmek bizlerede naip olsun...
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 11:52
    verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ederim. Türki Cumhuriyetlere gidilmeli fikrinize katılıyorum. Üniversite sınavında çeşitli puan türlerinde derece yapanların devlet tarafından masrafları karşılanarak bu tür kültür turlarına gönderilmesi iyi olur
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 11:50
    müthiş
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 11:30
    yine harikasınız
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 11:28
    ÜSTADIM EMEĞİNİZE SAĞLIK,BEN ORALARA MADDİYAT NEDENİYLE GİDEMEM AMA ŞÜKÜRLER OLSUN FATİHALARIMI GÖNDERİRİM..ÜSTADIM EMEĞİNİZE  SAĞLIK,BEN ORALARA MADDİYAT NEDENİYLE GİDEMEM AMA   ŞÜKÜRLER OLSUN FATİHALARIMI  GÖNDERİRİM..
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 11:11
    Yine döktürmüşsünüz elinize sağlık.
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 10:55
    harika!
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 10:49
    Murat abi sağolasın.
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 10:44
    Guzel bilgilendirme olmuş..Teşekkürler...
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 10:18
    Allah razı olsun sizden, çok güzel bir yazı.
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 09:29
    Çok istedim gitmeyi. Hala da istiyorum. Ancak, uçak fiyatını görünce şimdilik vazgeçiş oldum.
  • Misafir 30 Eylül 2018 Pazar 09:03
    Yine harika bir bilgilendirici yazi.Kaleminize sağlık.
Kalan karakter : 300