Soyağacı çıkartmaya çalışmak, sadece vakit kaybıdır
"Soyağacımı nasıl çıkartabilirim?" derler.
En fazla dört nesil geriye gitmiş ama orada kalmışlardır. En azından şöyle bir 15. yüzyıla kadar uzanmak, cedlerinin kim olduğunu öğrenmek istemektedirler.
Sorunun cevabını tek kelimeyle vereyim: Çıkartamazsınız!
Batı dünyasında, özellikle de kıt'a Avupası'nda olduğu gibi nesiller öncesine uzanan bir şecere, yani soyağacı çıkartmak bizde imkânsızdır, zira Batı'dakilerin benzeri nüfus kayıtlarımız yoktur.
Olmamasının en önemli sebebi, Hıristiyan memleketlerdeki "vaftiz" benzeri bir uygulamanın bizde vârolmamasıdır. Hıristiyan dünyasında, özellikle de Katoliklerde, yeni doğmuş bebek daha birkaç günlükken kiliseye götürülüp vaftiz edilir, yani dine girmiş olur. Ama, papazın işi vaftizle bitmez, kilisedeki vaftiz defterine çocuğun doğduğu tarihi, vaftiz gününü ve annesi ile babasının ismini kaydeder.
İşte, bir Avrupalı'nın, özellikle de Katoliklerin yedi cedlerini öğrenebilmeleri bu yüzden gayet kolaydır. Vaftiz defterleri sayesinde nesiller boyu geriye gidebilir, hattâ yine kiliselerdeki dinî nikâh kayıtlarını yahut sivil nikâhın başlamasından sonra belediyelerde yazılan nikâh defterlerini inceleyerek bilmem kaçıncı göbekten dedelerinin hangi nineleriyle ne zaman evlendiklerini görebilir ve soyağaçlarını eksiksiz tamamlayabilirler.
Savaşlarda tahribata uğramamış en küçük köylerde bile kilise kayıtları mevcuttur ama sadece Rusya'nın bazı bölgeleri, vaftiz kayıtları düzenli olmadığı için bunun dışındadır.
BİZDE AİLE KAYDI YOKTUR
Bizde ise, öncelikle din dolayısıyla, yani vaftiz benzeri bir uygulamamız bulunmadığı için böyle bir imkân yoktur. Geçmiş asırlardaki nüfus sayımları kişi değil "hâne" yani ev ve aile temelinde yapılmıştır. Zira, eski Türk devletlerindeki nüfus sayımlarının maksadı memlekette kaç kişinin yaşadığını değil, vergi salınacak ve askerlik yapabilecek kişilerin miktarını belirlemektir. Dolayısıyla, bizde şahıslar temelinde bir kaynak bulunmaz ve birkaç aile müstesna olmak üzere, neredeyse hiç kimse soyağacı araştırmalarında birkaç nesilden öteye gidemez. Gidebilenlerin kaynakları ise, genellikle aileden duyduklarından ibarettir.
Türkiye'de şecereleri tam olarak, hattâ doğumları dakikasına kadar tesbit edilebilecek ailelerin sayısı, bir elin parmaklarını bile geçmeyecek kadar azdır. En başta Osmanlı ailesi, yani "hanedan" gelir ve "taht" sözkonusu olduğu için, doğumlar, özellikle de 17. yüzyıl sonrasında bütün ayrıntılarıyla kayıtlıdır.
EN ESKİ AİLE, ÇELEBİLERDİR
Hanedanı, Konya ve Hacıbektaş Çelebileri, Yani, Mevlânâ'nın soyundan gelenlerle Bektaşi-Alevî yolunun pirlerinin aile kayıtları takip eder. Her iki makam da önemli inanç merkezleri olduğu, hattâ Konya Çelebileri bir yerde Osmanlı Tahtı'nın vârislerinden sayıldığı ve son derece geniş olduğu vakıf ağına sahip bulundukları için, kayıtları mükemmeldir. Kaydı mevcud olan en eski aile de, zaten 900 küsur yaşındaki Konya Çelebileri'dir.
Şecerelerde en nihayet, eski devlet adamlarından zengin vakıflar kurmuş olanlar yahut büyük emlâk sahipleri gelir ve bu saydığım ailelerin dışında kalanların soyağacı çıkartma çabaları dört, bilemediniz beş nesil sonra nihayet bulur.
İşte, maillerle yahut mektuplarla hiç durmadan gelen değişmez soruya cevabım: Şecere çıkartmaya çalışmayın, maalesef vaktinizi israf etmiş olursunuz...