Tansu Hanım'ın yakılan arşivinde neler vardı, kimbilir!
DYP'nin eski milletvekili Salih Çelen, iddiaya göre, avukatının Ankara'da, Eymür Gölü'nün kıyısındaki villasında Tansu Çiller'in başbakanlık dönemine ait klasörler dolusu evrak yakmış. Yakılacak daha çok evrak varmış ama neyse ki polis zamanında yetişmiş ve bahçedeki küllerin yanıbaşında üzerleri brandayla örtülmüş, tepeleme evrak dolu 19 adet klasör dolabı daha bulunmuş ve kurtarılmışlar. Konunun ayrıntıları her gazetede başka türlü yazıldı fakat haberlerin ortak noktası, Salih Bey'in uzun müddetten buyana kendisinde bulunan bu evrakı muhafaza için büro kiralayıp hayli masraf ettiğiydi. Sabık milletvekili, bu boş masraftan kurtulmak için nihaî çözümü bulmuş ve belgeleri yakmaya karar vermiş! Salih Çelen'e aslında tek bir söz bile etmememiz gerekir, zira belgeyi fazlalık görüp kurtulmanın yollarını arayıp yakıvermek eski, çok eski bir millî hasletimizdir. Türkiye'de bu yüzden "özel arşiv" kavramı pek gelişmemiştir ve hattâ yok gibidir.
DEVLET ADAMI, ARŞİVCİDİR
Batı dünyasının önemli devlet adamları, özel arşivlerini daha hayatta iken bir kütüphaneye yahut bir enstitüye devrederler. Eğer vermedilerse, bu iş ölümlerinden sonra aileleri tarafından yerine getirilir. Belgeler bağışlandıkları kurumlarda tasnif edilir ve araştırmacıların istifadesine sunulurlar. Bizde ise bu yapılmaz, zira devlet adamlarımız arşivlerini kamunun istifadesine açmaları yükümlülüğünden ya genellikle habersizdirler yahut bir zamanlar idare ettikleri devletle herhangi bir sebeple kavgalı oldukları için işi ciddiye almamışlardır. Dolayısıyla, birçok devlet adamının arşivi ölümlerinden sonra ya kaybolmuş veya aileleri tarafından yokedilmiştir. Zira, özel arşivler, vârislerin, özellikle de bir zamanlar kaderinde söz sahibi oldukları devletle kavgalı olan idarecilerin çocuklarının ve torunlarının gözünde zaten bir tehlike addedilirler. Vârisler, çok eski senelerden kalmış olan belgeleri ellerinde bulundurdukları takdirde başlarına bir iş gelmesi ihtimalinden korkar ve ellerindeki evrakı, geride en küçük bir delil bile kalmayacak şekilde imha ederler. Türkiye'de birçok devlet adamının evrakı işte böyle sebeplerle yokolup gitmiş, bu belgelere ulaşılamadığı için bazı konular karanlıkta kalmış ve dolayısıyla tarihin o dönemi bir daha aydınlanmamaya mahkûm edilmiştir.
KOPYASI MUTLAKA VARDIR!
Bazen, nadir de olsa, belgelerin bir köşede unutulduklarına da rastlanır. Bu durumun en yakın şahitlerinden biri olarak, eski zamanın çok önemli bazı devlet adamlarının soyundan gelenlerin kömürlüklerinde, garajlarında veya dolaplarının diplerinde birinci derecede öneme sahip belgeler bulmuş olduğumu söyleyebilirim. Ama, unutulmaması gereken bir husus daha vardır: Türkiye'de, resmî belgeler hiçbir zaman kaybolmazlar. Devlet adamının arşivine ait olup da daha sonra imha edilmiş özel belgenin başka kopyalarının bulunması tabii ki imkânsız gibidir ama aynı özel arşivdeki resmî bir belgenin eşi, devlette mutlaka bulunur. Nerede olduğu hemen bilinemese dahi ciddî bir aramadan sonra ortaya çıkartılmamaları diye birşey sözkonu değildir. Dolayısıyla, ben Tansu Çiller'e ait olan ve DYP'nin eski milletvekili Salih Çelen'in bir kısmını imha ettiği arşivdeki "resmî" belgeleri merak etmiyorum, zira bunların değişik arşivlerde bir değil, birkaç kopyası bile vardır. Benim asıl merakım, hakılan "özel" belgeler... Salih Çelen'in ettiği bu işin neticesinde, hâlâ tartışılan o dönemi aydınlatacak neler gitti, kimbilir...