Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        RAMAZAN geldi ya, bazı doktorlara ve zayıflama uzmanlarına gün doğdu. Gazetelere demeç üstüne demeç veriyor, tavsiye üstüne tavsiyede bulunuyorlar. Ve tabii, bütün bu tavsiyelerinin, akıl vermelerinin ve yönlendirmelerinin yanında da hâzik tabiplerimizin boy boy fotoğrafları... Neler neler söylemiyorlar! "İftarın acele ile açılmaması" gereğinden tutun "oruç sonrasında fazla yemenin vücuda zararına", "tansiyonu olanların Ramazan'da sağlıklarına dikkat etmelerine" ve "oruçluyken kolestrol dengesinin kontrolüne" kadar yığınla tavsiye... Hakkımızda şimdiye kadar hiçbirşey duymamış, öğrenmemiş ve bilmemiş bir yabancı düşünün... Türkiye'ye Ramazan'ın başında ve ilk defa gelmiş olsun... Doktorlarımızın gazetelerde çarşaf çarşaf çıkan böylesine eşsiz ve emsalsiz öğütlerini birisine tercüme ettirdiği takdirde, ilk kanaati, eminim "Türkler demek ki bir hafta önce dinlerini değiştirip Müslümanlığı kabul etmişler. Bu yeni dinin uygulamalarını iyice öğrenebilmeleri için doktorları bile harıl harıl faaliyette" olacaktır. Lâtife bir yana, gazetelere Ramazan ve sağlık konusunda ahkâm kesen hekimlerimiz küçük bir ayrıntıyı unutuyorlar: Türkiye'nin Müslüman olduğunu, bu topraklarda neredeyse 12 asırdan buyana oruç tutulduğunu... Ama, kabahat aslında doktorlarda ve diyetisyenlerde değil, onlara gidip kıymetli fikirlerini soran muhabirlerde, hattâ muhabirlerden de öte, her Ramazan'da "Sayfaya biraz din, biraz da oruç ve sağlık haberleri koyalım" diye muhabirleri konuşmaya âmâde doktorlara gönderen yazı işleri masasında oturanlarda.

        HELE BİR KIŞ GELSİN DE...

        Dikkat edin, şu Ramazan bir geçsin ve havalar biraz soğumaya başlasın, şimdi oruç ve sağlık konusunda şakır şakır konuşan aynı isimler, o zaman "Soğuklara dikkaaaat!" diye başlayacaklar ve kimselerin bilmediği tıbbî sırları ardarda dizeceklerdir: "Çocuklarınızın başını açık tutmayın, nezle olurlar... Soğukta yakanızı kapatmazsanız soğuk algınlığı kaparsınız... Hanımlar ayaklarını üşütmesinler, üşütürlerse sistit gelir hâââ... Karda dikkatli yürüyün, yoksa Allah korusun düşer ve bir tarafınızı kırarsınız... " Böylesine herkesin meçhulü olan tıbbî sırları sâyelerinde öğrendiğimiz doktorlarımıza bakarsanız, insanımız kış yahut soğuk hakkında hiçbirşey bilmez. Anneler nezlenin nasıl geleceğinden habersiz bir cahiller sürüsüdür, halkımız kış kıyamette yaka-bağır açık dolaşacak kadar alık, hanımlarımız ise bir taraflarının üşüdüğünü ve bir derde müptelâ olacaklarını hissedemeyecek derecede saf! Doktorlar haydi görünmeye, isimlerinden bahsettirmeye heves etmişler diyelim... Ama kendilerini bildi bileli oruç tutanlara Ramazan boyunca her gece TV'lerden orucun faziletlerinden bahsedip 40 senedir namaz kılanlara da abdestin nasıl alınması gerektiğini öğretmeye kalkan ulemâmız yok mu...

        HASAN PULUR ÜSTÂDIMIZA

        Hasan Pulur'un önceki günkü yazısının başlığı "Hiciv eskimez" idi. Üstad, 1940'lardaki bir seçimden bahsediyor, parti yönetiminin ön seçime almadığı adayları merkezden göstermeleri üzerine, Neyzen Tevfik'e ait olduğu iddiasıyla bir beyit yazıyordu: "Ehl-i namus yoklamada düştü hep meyus oldu / Merkezinden koyduranlar, cümlesi mebus oldu". Şairin, hadisenin ve hicvin aslı böyle değildir, dikkat edilirse mısralarda vezin de bozuktur. Beyit, rahmetli doktor, bestekâr, kemanî, kemençeci ve Yahya Kemal'in meşhur "Sessiz Gemi"sini ilk besteleyen kişi olan Dr. Âsım Di-rim'e aittir. Tek Parti döneminde adaylığını koyup CHP'nin genel merkezinden veto yemesi ve milletvekilliğine bir başkasının seçtirilmesi üzerine söylenmiştir ve aslı şöyledir: "Ehl-i nâmus veto ile düştü meyyûs oldular / Merkezinden koyduranlar hepsi meb'ûs oldular". Hadiseyi ve beyti 1970'lerin ortalarında bizzat rahmetli Dr. Âsım Dirim'den dinlemiş, not almış ve ezberlemiştim. Üstadımız Hasan Pulur'un yazısını okuyunca doğrusunu nakledeyim dedim.

        Diğer Yazılar