Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ÖNCEKİ hafta, "sabık" bir dostum vefat etti: Türk çalgıları koleksiyoncusu Etem Ruhi Üngör. Vefatının ayrıntılarını anlatan haberleri gazetelerde okumuşunuzdur; sabahın erken bir saatinde evinden çıkıp süt ve ekmek almak için bakkala giderken sokakta can vermiş, cenazesi savcının gelmesine kadar birkaç saat boyunca kaldırımda kalmış. Etem Bey'in vefatından sonra, evinde bulunan çalgı koleksiyonu hakkında çok sayıda haber yapıldı. Kültür Bakanlığı'nın bundan seneler önce koleksiyonu satın almak için teşebbüste bulunduğu, hattâ zamanın Kültür Bakanı olan İstemihan Ta-lay'ın 1998 Kasım'ında Etem Bey'in evine giderek fiyat konusunu bizzat görüştüğü ama anlaşamadıkları yazıldı. Bakan'ın Etem Üngör'ü ziyareti ile ilgili haberlerde benim de adım geçtiği için rahmetli Etem Bey'in Kadıköy'deki evinde o gün olanların ayrıntılarını yazmam gerekiyor.

        YOLU MANAVA SORDUK

        İstemihan Talay, kendisinden önceki kültür bakanlarının yapmak isteyip de bir türlü yapamadıkları önemli bir işi halletmek, İstanbul'da bir "Türk Müziği Çalgıları Müzesi" kurmak istiyordu. Haberi alan bazı çalgı imalâtçıları ise, kendi imâl ettikleri yepyeni enstrümanları kurulması düşünülen müzeye "tarihî" ve "müzelik obje" olarak pazarlama çabasındaydılar. Bakan, 27 Kasım 1998 günü öğleden sonra, Yıldız Sarayı'nda bu maksatla "danışma kurulu" benzeri bir toplantı yapacaktı. 26 Kasım akşamı beni telefonla aradı ve ertesi günkü toplantıya davet etti. İstemihan Bey'e İstanbul'da Etem Üngör isminde bir zâtın yaşadığını, bir çalgı koleksiyonuna sahip olduğunu, bu koleksiyonun kurulacak müzenin temelini teşkil edecek zenginlikte bulunduğunu ve yakından bildiğim müzik camiasında başka bir koleksiyonun mevcut olmadığını söyledim. İstemihan Bey, Etem Üngör'ün koleksiyonunu görmek istedi, o arada Etem Bey'i aradım ve ertesi gün saat 11'de bakan ile beraber ziyaret etmek üzere randevulaştık. Ertesi gün tatildi. Kültür Bakanı ile Tak-sim'de buluştuk. İstemihan Bey yanına korumalarını yahut özel kaleminden birilerini almamıştı ve sadece şoförü vardı. Etem Bey'in evi Kadıköy'de idi ve hiç unutmam, yolu kaybedince açık bir manav bulmuş ve adresi manava tarif ettirmiştik. Etem Üngör bizi gayet sıcak karşıladı, hoş-beşten sonra konu bakanlığın koleksiyonu satın almasına geldi, Etem Bey 1 milyon 200 bin dolar talep etti, İstemihan Talay ise o sırada bakanlığının bütçesinde sadece 800 bin dolar bulunduğunu ve daha fazla ödeyemeyeceklerini söyledi. Bir ara, bakanı çalgıların yanında bırakarak Etem Bey ile yan odada yaptığımız ve beni hayli üzen kısa konuşmayı ise, "Ölülerinizi hayırla yâdedi-niz" kuralına uyarak yazmıyorum. Neticede, anlaşamadılar.

        ŞAŞIRTAN MEKTUP

        Görüşmeyi, iki gün sonra gazetede yazmam üzerine hem İstemihan Talay'ı, hem de beni şaşırtan bir başka gelişme oldu. Kültür Bakanı, Etem Üngör'ün o sırada ayrı yaşadığı eşinden bir mektup aldı. Mektupta "Koleksiyonun yarısı, benim mülkiyetimde-dir. Rızamı almadan hiçbir şekilde satış yapılamaz" diyordu ve mektupla beraber noter tasdikli bir de belge vardı. Belge, Etem Üngör'ün koleksiyonunun yüzde ellisini hakikaten ayrı yaşadığı eşine terkettiği anlaşılıyordu. Kültür Bakanı'nın, bundan on sene önce koleksiyonu satın alamamasının tek sebebi, işte budur. Etem Üngör, İstemihan Talay'ın ziyaretinden birkaç gün sonra, görüşme hakkında bir dergiye konuştu, o gün konuşulanları başka türlü ifade etti ve benimle ilgili olarak maalesef aslı astarı olmayan sözler etti. O günden sonra Etem Bey ile bir daha görüşmedim, daha doğrusu görüşmek istemedim ama hatırasına gene de rahmet diliyorum.

        Diğer Yazılar