Bedelli konusunun artık tadını kaçırdılar
AYLARDIR, bir bombardımana uğradık: Bedelli askerlik isteyenlerin gönderdikleri e-mail bombardımanına... Askerliğini çeşitli sebepler yüzünden zamanında yapamamış olanlar birleşmiş, internet siteleri falan kurmuş ve "bedelli istiyoruz" diye bir e-mail kampanyası başlatmışlar. En başta gazeteciler, yazarlar ve politikacılar olmak üzere, bulabildikleri mail adreslerine mesaj üstüne mesaj gönderiyorlar. Posta kutumuza her gün, mübalâğa etmiyorum, yüzlerce mesaj geliyor. Önce, askerliklerini ailevî, maddî yahut bir başka zarurî, daha doğrusu "mücbir" sebeplerden dolayı zamanında yapamamış olan kişileri şimdi yazacaklarımın dışında tuttuğumu açıkça ifade edeyim.
KUMAR OYNAR GİBİ
Ama ya diğerleri? Bazı gençlerin askerlik konusunu bir çeşit kumara çevirdiklerini hepimiz gayet iyi biliriz. Okullarını bitirdikten sonra "Çok yakında nasıl olsa bedelli çıkar, birkaç ayda bu işten sıyırırız" diye düşünmüş, askerliklerini ertelettikçe erteletmiş, bu arada iş ve ev-bark kurmayı ihmal etmemiş ama beklentileri bir türlü çıkmayınca bu defa çözümü "bedelli istiyoruz" kampanyalarında, e-mail bombardımanlarında arar olmuşlardır. Şimdi birisi yahut birileri oturup bir metin hazırlıyor, yüzlerce, binlerce bedelli heveslisi bu metni alıyor; bulabildikleri yazar, çizer, siyasetçi, vesairenin adreslerine kendi isimleriyle gönderiyorlar ve bu yaptıklarının ismi de "kampanya"! Millî Savunma Bakanlığı hep yurtdışındaki işçilerin askerliği ile meşgul oluyormuş ama kendi ülkesindeki vatandaşlarına yardımcı değilmiş ve hayrı dokunmuyormuş da, duble torpilliler yaratılmış da, herşey zengin ailelerin çocukları içinmiş de, şımarık zenginler askere gitmiyor, aksine askerlik onların ayaklarına götürülüyormuş da, bakaya kaçakları bedelli askerliğin çıkmaması üzerine ikinci sınıf vatandaş haline gelmişlermiş de, vesaire, vesaire... Mesele sanki askerlik değil, idamlıklara af talebi! Bedelli askerlik uygulamasının bir takım yeni zenginler tarafından suistimal edildiğinin ben de farkındayım. Ama, bunların bütünün yanında çok küçük bir oran teşkil ettiğini ve vatanî hizmetlerini zamanı geldiğinde hiçbir ayrıcalığa ve erteletmeye tevessül etmeden sessiz sadasız yapıp tezkeresini alan zenginden de öte, ciddî servet sahibi ailelere mensup gençlerin vârolduğunu da biliyorum, hattâ bu aileler ve gençler arasında yakından tanıdıklarım da var.
KÜSTAHLIĞIN BÖYLESİ!
E-maillerinin konu kısmında bundan birkaç hafta öncesine kadar açıkça "bedelli istiyoruz" diyenlerin bir kısmı şimdi taktik değiştirdiler ve işi artık bir kandırmacaya götürüyorlar. Meselâ bir bayram kutlaması yahut yeni yıl mesajı geliyor, gönderenin ismini hatırlamıyor, "eski arkadaşlardan biri olabilir" diye düşünüp mesajı açıyorsunuz. Karşınızda koskoca bir "Bedelli İstiyoruz!" ibaresi, altında da "Millî Savunma Bakanlığı'nın zulmü" gibisinden ifadelerle dolu upuzun, Türkçe fakiri bir yakarış... Ve, böyle mesajların en cür'etkârı, daha doğrusu terbiyesizi: Adam kalkmış, "Bedelli isteğimizin dikkate alınması için dağa çıkmamız mı lâzım?" diyor. Çık yavrum, git istediğin dağa çık, çık ve oradan sakın inme! Askerliği bu kadar zamandır kumara çeviren ama beklediği zar gelmeyince "Dağa mı çıkalım yani?" demeye cür'et edenlerin askerliğini bizler gibi vakarla yapmış olanların yanında yerleri zaten yoktur ve bu gibilerin lâyık oldukları mekân, dağların kovuklarıdır. İstediğin dağa çık, orada kal ve sakın inme!