"Yayına hazırlama" dedikleri rezalet
TÜRKİYE'de son senelerde "yayına hazırlayan" unvanını takınmış yeni bir meslek grubu ortaya çıktı.
Bu işi ciddî ve gerektiği şekilde yapan birkaç kişiyi tenzih ederim ama, neredeyse hemen tamamının vazifesi, seneler önce yayınlanmış çok önemli eserleri berbad etmek!
Alanında kaynak olan eski bir kitabı alıyor, eserin yeni baskısı için güya elden geçiriyor, aklının estiği yeri atıyor, kesiyor, biçiyorlar. Hattâ kendi fikirlerine ve ideolojilerine uymadığından dolayı, hiç sıkılmadan attıkları cümlelerin yerine "Rahmetli bu konuda yanılmış olduğu için, yazdıklarının bazı bölümlerini bu yayına almadık" gibisinden notlar bile koyuyorlar.
Dünya klasiği romanların başına gelenler ise, daha da vahim: Birkaç yüz sayfalık roman, "yayına hazırlayan"ın elinde bir anda beşte birine iniveriyor. Sebep, onlara sorarsanız "okuyucunun sıkılma ihtimali" ama asıl maksat, baskı masrafından tasarruf!
UYARLAMA DEĞİL, TACİZ!
Hele, bir eseri "günümüz Türkçesi'ne uyarlamaları" yok mu! Lisanı âhenkli bir musiki gibi kullanan bir zamanların en meşhur yazarlarının ifadelerinin başına, tacizden ve tecavüzden de öte işler geliyor ve buna "uyarlama" deniyor. Eski kelimelere karşılık olarak tatsız, tuzsuz ve genellikle o kelimeyi asla karşılamayan ifadeler yerleştiriliyor; üslûp çoktaaan gitmiş oluyor ve huzurlarınızda artık bambaşka bir yazar var: Aslında yazar da değil, Türkçe'den nasibini alamamış, sadece kakofonik kelimeler yığınından ibaret cümleler kuran bir yazar müsveddesi! Ve, yeni okuyucu "yayına hazırlayanın" elinde tecavüze uğramış bu tuhaf ifadelerle dolu sayfalarda yazılı olanları, Türk Edebiyatı'nın en meşhur isimlerine ait orijinal bir metin zannediyor.
Yayın hayatımıza şimdi maalesef işte böyle eser katilleri hâkim. Bankalara yahut büyük şirketlere şık baskılı, bol resimli protokol kitapları hazırlamak için müesseselerin kapılarını aşındıranlar da işin cabası... Anlamadıkları, bilmedikleri, âşina olmadıkları mevzu zaten yok! Tarihten yumurtacılığa, bahçecilikten edebiyata, mimariye, musikiye, balıkçılığa kadar her konuda hepsi birer âlim-i küll! Falancanın kitabından birkaç sayfa, filânın eserinden bir bölüm makaslanıp eski zamanlardan kalma mebzul miktarda kartpostallardan da bir tomar ilâve edildi mi, buyrun size şık mı şık bir protokol kitabı! İçlerinde bilgi, fikir yahut düşünce nâmına hiçbirşey olmayan ama adına "kitap" denen biblodan farksız böyle cildli kâğıtların gönderildiği kişiler konudan zaten bîhaber oldukları için resimlerine bakıp teselli buluyorlar ve eserin devlethânelerindeki yeri çoktan hazır: Salondaki sehpanın üzeri...
HIRS VE CEHALET
Türk Edebiyatı'nda sadece bir zamanların değil, bütün zamanların önemli isimlerine ait, dili ve üslubu rahatça ve zevkle anlaşılan, baskısı zarif, çizimleri zamanının büyük ressamlarına ait eserlerinin böyle nevzuhur editörün, redaktörün, yayına hazırlayanın vesairenin elinde bu hâle düşürülmelerinin birkaç basit sebebi var: Yayıncının umursamazlığı, yayına hazırlayanın eskilerin tâbiriyle "fülus-ı ahmer" yani para hırsı ve yazarın vârislerinin bilgisizliği...
Zira, elâlemin hayratına böylesine umursamaz şekilde tecavüzün başka bir izahı olamaz.