Son Dakika

Zırvalığa bakın! Yeşil alanlara ve millet bahçelerine rant avcıları değil, şehir plâncısı mimarlar karşı çıkıyor!

17.12.2018 - 07:13 | Güncelleme:

 

Memleketin dört bir tarafında ardarda “millet bahçeleri” açılıyor…

“Millet bahçesi” demek şehirlerin kalabalığından, gürültüsünden, betonundan canına tak edip rahatlamak isteyenin çoluk-çocuk gidebileceği; tabiatla içiçe olup nefes alabileceği, hem ruhî, hem de fizikî huzur bulabileceği mekân demektir.

Böyle bahçeler bizde geçmişte bol miktarda mevcuttu ama zamanla çoğu ortadan kalktı yahut kaldırıldı, neticede yabancı memleketlerdeki benzerlerine hasret çeker olduk ve yeşil alanlar uzun seneler sonra nihayet şimdi ardarda açılıp milletin istifadesine arzediliyorlar.

Halk için böylesine faydalı ve güzel bir iş yapılır da iyiye, doğruya, gerekliye ve mükemmele her vesile ile karşı çıkmayı vârolma sebepleri zanneden ideolojik takozlardan “İstemezüüüüük!” çığlıkları gelmez olur mu?

Geldi! İyi olan herşeye muhalif olan mâlûm Mimar-Mühendis Odaları Birliği’nin bünyesindeki “Şehir Plâncıları Odası”ndan “Mekân Politiktir; Millet Bahçeleri İktidar İdeolojisinin Mekansal Boyutta Yeniden Üretilmesinin Bir Aracıdır” başlıklı bir bildiri olarak geldi…

Ama ne bildiri! Dağınık ve ille de muhalefet edebilme inadı ile yazıldığı için neye, niçin karşı çıkıldığını ifadeden ve ne istediğini açıkça söyleyebilmekten âciz; karmakarışık bir Türkçe ve üslûp ile kaleme alınmış, en kısa cümlesi beş satır olan muammadan da beter bir metin!

BU BİLDİRİYİ OKUYUN VE GÜLÜN!

Bu “İstemezüüüük!” metninden birkaç paragrafı gülüp eğlenmeniz ve hiçbir şekilde ciddîye almamanız gerektiğine bizzat karar verebilmeniz için burada aynen naklediyorum:

“…Planlama disiplini açısından diğer kentsel kullanımlardan farklı olarak, varlığı ve oransal büyüklüğü ile çoğu zaman koşulsuz bir biçimde olumlanan bu alanlara yönelik olarak yerel yönetimler veya merkezi iktidar tarafından oluşturulan kararlar ve yapılan müdahaleler de kuşkusuz siyasi bir içerik taşımaktadır…”

“…Öyle ki, iktidarın yeni bir kentsel yeşil alan projesine ilişkin kararı, kamusal alan miktarının artacak olması nedeniyle olumlanmakta, bu kamusal alanda tariflenen kullanım biçimi veya gündelik hayat pratiklerine etkisi gibi önemli bileşenler değerlendirilmeksizin, teknik-apolitik bir bakış açısıyla, yapılan müdahale tamamen meşru kılınmaktadır…”.

“…Kentsel-kamusal alanlara ve mekana dair kararların siyaset ile olan doğrudan ilişkisi, iktidarın mekanın yeniden üretilmesi süreçlerinde izlediği yöntem ve kullandığı araçlar birlikte düşünüldüğünde, millet bahçelerinin yeşil alan miktarının arttırılması üzerinden salt teknik bir değerlendirme ile olumlanmasının hatalı bir yaklaşım olduğu açıktır…”.

Hani 1970’li senelerde bir “sol kitap” furyası vardı; sol düşüncenin Batı’daki önde gelen isimlerinin eserleri Türkçe’ye çevrilirdi… Ama tercümelerin bazıları öylesine berbat idi ki, metinde ne denmek istendiğini anlamanın ve dolayısı ile sol kavramları, teorileri kuralları, vesaireyi doğru ve düzgün şekilde öğrenebilmenin imkânı yoktu; dolayısı ile herşey bir “slogan” bulutunun içerisinde kalırdı!

Bu eserleri gençlik senelerinde orijinallerinden değil de güdük bir Türkçe ile ve hattâ bazı bölümleri makaslanmış şekilde yayınlanmış tercümelerinden okuyup da solcu, entel, çevreci, antiemperyalist, vesaire olduklarına inananların kaleme aldıkları bildirilerde dilin de, üslûbun da bu şekilde kırık-dökük olmasına hayret etmemek gerekir!

SORUMLU KİMDİR, MERAK ETTİNİZ Mİ?

Ikına sıkına yazılmış böyle bildiriler bu işin aslında basit ve artık alışılmış tarafıdır; asıl ise garabet “mimar” unvânını taşıyanların iyi ve güzel olan herşeye muhalefet hırsını milletin nefes alabilmesini sağlayacak olan yeşil alanlara da karşı çıkmaya kadar götürebilmeleridir!

Bir meslekî kuruluş yeni yollara, köprülere ve havaalanlarına karşı çıkabilir, hattâ sesini duyurabilmek uğruna üzerlerine hiç vazife olmadığı halde daha önce de yaptıkları gibi Suriye politikası, emperyalizm, İslâmî hareketler, cihad gibi kavramları da kullanabilir; “Adamlar meslekî değil ideolojik çaba içerisindeler işte” der, ciddîye almaz, güler geçersiniz…

Ama mimarlıkla, hem de şehir mimarîsiyle alâkalı bir meslek birliği “Yeşil alana hayır, bahçeye hayır, millete nefes aldıracak mekânlara hayııır!” demeye kalktığı takdirde iş hakikaten vahim hâle gelmiştir!

“Mekân Politiktir; Millet Bahçeleri İktidar İdeolojisinin Mekansal Boyutta Yeniden Üretilmesinin Bir Aracıdır” terânesi ile yeşil alanlara karşı çıkan beyler ve hatunlar!

İstanbul’u bugün baştanbaşa saran çarpık-çurpuk binaların, göz zevkini kör eden çirkin yapıların ve şimdi şikâyet ettiğiniz bütün gökdelen ve rezidans projelerinin hepsinin altında bakkalın, kasabın yahut manavın değil, üyeleriniz olan mimarların imzaları vardır! Doksan küsur yaşındaki Cumhuriyet’in dünyaya kendini tanıtabilmek için hâlâ asırlar öncesinin sultan saraylarından, haremden, Peribacaları’ndan, hamamlardan ve Bizans yapılarından medet ummasının sebebi de övünebileceğimiz tek bir eser bile verememeniz ve sadece lâfta kalan “Cumhuriyet Mimarisi”ni sembolü olacak tek bir bina bile dikememenizdir!

Üstelik sadece İstanbul değil, memleketin bütün şehirleri üyeleriniz tarafından böyle hunharca kirletildiği için milletin yeşil alanlara muhtaç kalmasının sorumlusu da sizlersiniz!

Ama nerede o akıl, idrak ve hayâ?

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • afatsumkilec 20 Aralık 2018 Perşembe 14:23
    Doksan küsur yaşındaki Cumhuriyet’in dünyaya kendini tanıtabilmek için hâlâ asırlar öncesinin sultan saraylarından, haremden, Peribacaları’ndan, hamamlardan ve Bizans yapılarından medet ummasının sebebi de övünebileceğimiz tek bir eser bile verememeniz ve sadece lâfta kalan “Cumhuriyet Mimarisi”ni sembolü olacak tek bir bina bile dikememenizdir
  • koreapresidency 19 Aralık 2018 Çarşamba 12:42
    sayın bardakçı tek suç mimarların mı acaba mendere doneminde istanbul'un içine edilirken hangi mimara sorulmuş acaba 16/9 rezidansı kim dikti mimarlar odası mı belediyeler mi acaba
  • afatsumkilec 20 Aralık 2018 Perşembe 14:29
    gecekondu hariç her bina öyle yada böyle bir mimarı kaşesini imzasını taşır. b>ilmiyorsan ögreniver.  16/9 unda altında Alpar Mimarlık ın imza
  • ukelaa 18 Aralık 2018 Salı 09:18
    Güzel tarafı her ne kadar yazınızı olumsuz oylamak için dahi olsa muhalefetin bile okuma ihtiyacı duyması. Umarımki bilinç altlarında soru işaretleri peydah olur , körü körüne destekledikleri zihniyeti sorgulayarak değiştirme güdüleri oluşur.
  • kuskasifi 18 Aralık 2018 Salı 03:21
    Öncelikle millet bahçelerinin nereye yapıldığı oldukça önemli.Örneğin Eymir gölünün hemen yanına yapılacak olan millet bahçesini çok iyi karşılamayan kesim içerisindeyim.Çünkü Moganı yapılaşma ile kötü bir duruma sokan sonuç olarak bu izihniyettir.Aynı şekilde ilerleyen zamanlarda kafe vs gibi yapılarla Eymir 'de elden gidebilir.Türkiye'nin en önemli kuş alanlarından bir tanesi Mogan'dır.Eymir'de kuş alanlarımızdan bir tanesidir.Yani bu tip girişimler yapılırken tek açıdan değerlendirmek yerine başka konularda da bakmak gerekir.Doğada yaşayacağız diye orayıda Mogan gibi bir hale sokacaksak hiç kurulmasın daha iyi.Selamlar...
  • against 17 Aralık 2018 Pazartesi 12:56
    Çarpık kentleşmenin sorumlusu imar planını belirleyen ve üzerinde sürekli çıkar ilişkisi içinde oldukları kişilere rant sağlamak için değişiklikler yapan belediyeler ve siyasi kadrolar.Sonuçta mimar belirlenen imar planına göre proje oluşturuyor.O zaman memleketi hunharca talan edenler kimler acaba?
  • yenercan 17 Aralık 2018 Pazartesi 10:58
    evet haklısınız sayın bardakçı ama bu siyasi gösteriden başka bir şey değil zamanında yeşili yok edip göstermelik bir kaç bahçe ile sorun çözülmüyor tamamen oy odaklı yapılan bir iş bu
  • murat_1982 17 Aralık 2018 Pazartesi 09:49
    Adaşınız olmakla gurur duydum valla bunlar hakkındaki düşüncelerimi çok güzel kaleme almışsınız, Kimbilir bizim de tekrar bir Mimar Sinan'ımız olur. :)
  • binaenaleyh 17 Aralık 2018 Pazartesi 09:17
    Halbuki millet bahcelerinde iktidarı tebrik ve teşvik etseler. İktidar da bu odalara bazı konularda görüş sorsa ciddiye alsa. Bu hastalıklı muhalefet hali bi nebze olsun ortadan kalkar. Bu şekilde iktidar odaların doğru işlerde yanında olabileceğini ve muhalefet ettikleri konularda samimiyetlerinden şüphe etmez. Odalar da,iktidar tarafından daha fazla ciddiye alınır; bazı süreçlerin içinde yer alarak kendi görüşlerinin vücut bulmasını sağlarlar. Lakin ideolojik inat millet bahçeleri gibi ortak bi zeminde buluşmayı ve karşılıklı empati geliştirmeyi sağlayacak bir fırsatın kaçmasına sebebiyet vermiş. Oysa Oda ve İdare arasında olumlu bir ilişki her zaman mümkün. Misal Antalya Kepez Belediyesi ve Antalya Mimarlar Odası çok olumlu bi işbirliği olduğu görülüyor. Umatım yaygınlaşır.
  • rgaraudy 17 Aralık 2018 Pazartesi 09:15
    Son paragraflar nefis olmuş. Elinize sağlık. Osmanlı mimarisi, Selçuklu mimarisi, Fransız mimarisi vs. Eee nerde bizim dönemin mimarisi sayın mimarlar odası? Diktiğiniz ucubeleri, gelecek nesil dedelerimizin mimari anlayışı diye gösterecek.
  • okuryazmaz 17 Aralık 2018 Pazartesi 08:56
    Bu yazıda belediye kelimesi kaç defa geçiyor?
  • formula111 17 Aralık 2018 Pazartesi 08:19
    Altınada attım imzayı.Ancak bu kadar net anlatılabilirdi...
Kalan karakter : 300