Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan plastik poşetlere sınırlama getirilmesinden bahsederken “kenevirden yapılmış filelere dönüleceğini” söyledi, Türkiye’nin uzun bir aradan sonra yeniden kenevir üretimine başlayacağını duyurdu; ardından da Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli hazırlıklar tamamlanınca 19 ilde kenevir yetiştirileceğini açıkladı.

Nerede ise bir asırdan buyana “netameli” kabul edilen kenevirin yetiştirilmesi uzun senelerdir sıkı takibat altında idi, kaçak ekenlerin başına türlü dertler gelirdi ve bütün bunların sebebi de mâlûm, kenevirin bazı cinslerinden esrar gibi kafa bulduran maddeler elde edilebilmesinin mümkün olması idi!

Kenevir ve benzeri bitkilerin yasaklanması için 20. asrın ilk senelerinden itibaren başlayan çalışmalar zamanla milletlerarası bir anlaşmaya varılması ile neticelendi, anlaşmaya 1931’de biz de imza koyduk, kenevir üretimini denetim altına aldık ve tıbbî maksatlarla yapılacak üretim dışında yetiştirilmesini de yasakladık.

Ama, kenevir sadece yasağa konu olan sebeple, yani uyuşturucu elde edilebilmesi maksadıyla yetiştirilmiyordu; bu iş kenevirin diğer faydalarının yanında önemsiz bile kalırdı ve yasağa rağmen urgan, halat, ip ve kâğıt elde edilmesi maksadıyla Türkiye’de 1930’lardan itibaren kenevir ekilen alanların arttırılmasına çalışıldı.

Kenevir üretiminin öncülüğünü de, Atatürk’ün kurmuş olduğu Orman Çiftlikleri yaptı!

Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde muhafaza edilen belgeler, Atatürk tarafından kurulmuş olan Yalova’daki “Baltacı”, Silifke’deki “Tekir”, Tarsus’taki Piloğlu” ve Adana’daki “Dörtyol Portakal” Çiftlikleri’nde kenevir ekimi konusunda ciddî çalışmalar yapıldığını gösteriyor. Belgelerden üretimin sonraları sadece bu çiftliklerle sınırlı kalmadığı; Kastamonu ve Sinop’ta da kenevir ekildiği, elde edilen ürünün urgan ve halat imâlinde kullanıldığı görülüyor.

Arşivdeki belgeler arasında, çiftlik idarecilerinin çiftliklerin o senelerde sahibi olan ve tamamını sonradan devlete bağışlayacak olan Atatürk’e tarım faaliyetleri konusunda her ay gönderilen raporlar da yeralıyor. Çiftlik müdürlerinin yanısıra Ticaret Borsası da her ay aynı şekilde ayrıntılı bir rapor hazırlıyor, Türkiye’deki tarım üretiminin gözden geçirildiği bu raporlarda Orman Çiftlikleri’ndeki faaliyetlere de yer veriliyor ve raporların tamamı Atatürk’e sunulmak üzere Riyaset-i Cumhur Kâtib-i Umumîsi, yani Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Bey’a yollanıyor.

Tamamı binlerce sayfa olan bu raporlar üzerinde sadece göz gezdirilmekle de olsa yapılacak küçük bir çalışma, kenevir üretimine verilen önemi ve elde edilecek üründen halat ve ip elde edilmesi için yapılan çabaları da gösterecek mahiyettedir…

Kenevirden uyuşturucu elde edilmesini önlemeye yönelik uluslararası anlaşmalara taraf olmasına rağmen kenevirin faydalarından istifade maksadı ile üretimden vazgeçmeyen, hattâ bu işi 1930’lu senelerde bizzat zamanın cumhurbaşkanının, yani Atatürk’ün sahibi olduğu çiftliklerde ve ciddî şekilde devam ettirmeye çalışan Türkiye, sonradan ne oldu da şimdi dışarıdan kenevir ithal etmeye mecbur kaldı?

Türkiye’nin plâstik poşet vesilesi ile de olsa kenevir üretimine tekrar başlama kararı vermesi, 1930’lardaki hayâlin 80 sene sonra gerçek olması demektir.

Atatürk’e sunulması için Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’a gönderilen raporlardan birinin ilk sayfası (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, no: 010224125)
Atatürk’e sunulması için Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’a gönderilen raporlardan birinin ilk sayfası (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, no: 010224125)

 

Kenevirden halat yapılması konusundaki çalışmalarla ilgili bir yazışma (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, no: 010224126-47).
Kenevirden halat yapılması konusundaki çalışmalarla ilgili bir yazışma (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, no: 010224126-47).

Atatürk’e sunulan tarım ile ilgili bir raporda kenevir üretimi hakkında bilgi veriliyor (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, no: 010224125-35).
Atatürk’e sunulan tarım ile ilgili bir raporda kenevir üretimi hakkında bilgi veriliyor (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, no: 010224125-35).

Ticaret Borsası’nın Cumhurbaşkanlığı’na gönderilen 28 Kasım 1935 tarihli raporundaki kenevir bahsi (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, no: 010224039-27).
Ticaret Borsası’nın Cumhurbaşkanlığı’na gönderilen 28 Kasım 1935 tarihli raporundaki kenevir bahsi (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, no: 010224039-27).

Ticaret Borsası’nın Cumhurbaşkanlığı’na gönderilen bir başka raporu: 26 Mayıs 1936 tarihli raporda, Sinop’ta ekilen kenevirler hakkında bilgi veriliyor (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, no: 010224056-14).
Ticaret Borsası’nın Cumhurbaşkanlığı’na gönderilen bir başka raporu: 26 Mayıs 1936 tarihli raporda, Sinop’ta ekilen kenevirler hakkında bilgi veriliyor (Cumhurbaşkanlığı Arşivi, no: 010224056-14).

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • lutfido 9 ay önce Benim çocukluğumda (55 – 65 arası) bizim aile dahil birçok aile (Seydişehir’de) kenevir ekerdi. Amaç bitkinin liflerini çıkarıp çeşitli ürünlere dönüştürmekti. Ayrıca sapları da yakacak olarak kullanılırdı. Tohumları da başta yağ elde etmek olmak üzere değerlendirilirdi. Kenevir bitkisi olgunlaşınca biçilir, demetler halinde kurutulur, belli bir süre (sanırım 10 -15 gün) suda ıslatılır, tekrar kurutulduktan sonra, yüzeydeki uzun liflerden oluşan elyaf (kendir) soyulur, eğirilerek önce ip, sonra halat (urgan) yapılırdı. İpler dokunarak çuval, heybe, torba vs. yapılırdı. Tahıl hasadı yapanların başlıca depolama aracı kendir çuvallar idi. Kendir elyafı ketenden daha uzun, biraz daha kalın olduğundan ancak çuval ve kilime benzer sergi dokumacılığında tercih edilirdi. Aslında kağıt ve benzeri selüloz ürünleri için önemli bir hammaddedir. Tarımına yeniden başlanılması bence çok isabetli olmuştur.
    CEVAPLA