Türk Tarihi’nin en önemli simalarından olan Yavuz Sultan Selim, dünyaya bundan 499 sene önce, 1520’nin 21 Eylül gecesi, İstanbul’dan Edirne taraflarına gittiği sırada Çorlu taraflarındaki Sırt Köyü’nde kurulan otağında veda etmişti.

“Yavuz Selim” dendiğinde hatırlara öncelikle iki husus gelir: İmparatorluk tarihimizin önde gelen “fatih” hükümdarlarından biri ve hilâfet meselesi…

Yazılıp söylenenlere göre, Mısır’daki Memlûk Devleti’nin himayesindeki son Abbasî Halifesi Üçüncü Mütevekkil Alellah, Yavuz’un 1517’de Mısır’ı Memlûklerden alıp Kahire’ye girmesinin ardından hilâfeti o senenin Şubat’ında Kahire’de yapılan büyük bir merasimle Osmanlı hükümdarına devretmiştir…

Ama bu söylentinin geçmişi sadece bundan 232 sene öncesine dayanır ve Yavuz’un zamanına ait olan, yani 16. asırda kaleme alınan kaynaklarda hilâfetin devri konusunda hiçbir kayıt yoktur. Gerçi, Yavuz Selim’in yakınındaki en yakın kişi olan Hasan Can Çelebi’nin oğlu meşhur tarihçi Hoca Sadeddin Efendi Yavuz hakkında “Libas-ı hilâfeti istihkak ile telebbüs eylemişken dervişâne kisvet ve libâsı ihtiyar etmişti”, yani “Hilâfet elbisesini hakederek giydiği halde dervişâne giysileri kullanmaya devam etmişti” der ise de, hilâfetin devri meselesinden bahsetmez.

Kahire’deki son Abbasî Halifesi Üçüncü Mütevekkil Alellah’ın hilâfeti Arap Yarımadası’nı fethettikten sonra “Hâdimü’l-Haremeyni’ş-şerîfeyn” unvânını alan Yavuz Selim’e devrettiğinden bahseden ilk kaynak, İstanbul’daki İsveç Elçiliği’nin aslen Katolik bir Ermeni olan baştercümanı Ignatius Mouradgea d’Ohsson’un ilk cildi 1787’de, yani Üçüncü Selim zamanında Paris’te basılan “Tableau Général de l’Empire Othoman” isimli eseri ve bu eserde geçen birkaç satırdır!

Hilâfetin Osmanlılar’a intikali hakkında yazılan hemen herşey, işte d’Ohsson’un bu kitabına dayanır. Osmanlı tarihçileri, d’Ohsson’un verdiği bilgilerin doğru olup olmadığını kontrol etmeye gerek görmeden kullanmışlar ve neticede ortaya “Son Abbasi Halifesi’nin İstanbul’da yapılan bir törenle hilâfeti Yavuz’a devrettiği” şeklinde bir efsane çıkmıştır.

Burada, d’Ohsson’un “Tableau Général de l’Empire Othoman” isimli eserinin kapağı ile Abbasi Halifeleri’nin listesinin kayıtlı olduğu sayfanın ve aynı sayfada hilâfetin Yavuz’a devri hakkında yazdıklarının görüntülerini yayınlıyorum. d’Ohsson, Mütevekkil Alellah’ın hilâfeti Yavuz’e devretmesinden sonra üç sene boyunca Yedikule’de gözetim altında kaldığını, sonra serbest bırakıldığını, ufak bir maaş bağlanarak Mısır’a dönmesine izin verildiğini ve 1538’de Mısır’da öldüğünü söylüyor.

Buraya kadar anlattığım gibi, hilâfetin Osmanlılar’a geçişi hakkındaki tek kayıt İstanbul’daki İsveç Elçiliği’nin baştercümanı Ignatius Mouradgea d’Ohsson adındaki Katolik bir Osmanlı Ermenisi’nin bu satırlarıdır ve d’Ohsson’un ifadeleri bizde ders kitaplarından akademik eserlere kadar hemen bütün yayınlarda aynen kullanılmış ama doğru olup olmadıkları konusu hiçbir şekilde düşünülmemiştir!

Önümüzdeki sene, Yavuz’un vefatının üzerinden 500 sene geçmiş olacak… Bu 500. yıldönümü münasebetiyle belki ciddî bilimsel toplantılar yapılır ve hilâfetin Osmanlılar’a intikali meselesi de gerektirdiği ciddiyetle herhalde ele alınır…


d’Ohsson’un ilk cildi 1787’de çıkan eserinin ilk sayfası.


d’Ohsson’un eserindeki Abbasi Halifeleri’nin listesi.


d’Ohsson’un hilâfetin Yavuz Sultan Selim’e devri hakkında verdiği bilgi, bu metnin son beş satırındaki ifadelerden ibarettir.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!