Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İran’da devrimin bir-iki sene sonrasıydı, yani 80’lerin başıydı, siyasî idamlar eskisi kadar sık olmasa da devam ediyordu ve gazeteler idam haberlerinin yanında “Falanca şehirde sahte votka yüzünden şu kadar kişi öldü” diye yazarlardı...

En fazla tercih edilen içki votka idi, zira kokusu pek olmadığı için içip de dışarı çıkıldığında Devrim Muhafızları tarafından yakalanma tehlikesi azalıyordu, üstelik karaborsadan falan almıyor, şakır şakır evlerde imal ediyorlardı.

Ama binlerce can bahasına...

Tahran’da yahut Tebriz’de yaptığımız bir sohbette sahte içki meselesinden bahsedilirken meclistekilerden biri “Sadece ölmüyoruz, kör olanlarımız da var” deyip anlattı:

“Humeynî gelişinin haftasında barlarda, otellerde, evlerde alkol nâmına ne varsa hepsinin imha edilmesini istedi ve inkılâp aşkına yüzbinlerce şişe içkiyi bir gece içerisinde lâvaboya, tuvalete, vesair yerlere boşalttık. Aradan biraz zaman geçince canımız içki çekti, bulmak gerçi mümkündü fakat çok pahalıydı, bu yüzden evde kendimiz imal edelim dedik ve başlarda bir türlü beceremediğimiz için binlerce kişi telef oldu”.

Sonra güldü ve “Velhasıl birkaç bin kişiyi öldürdük, en az on bin kişiyi de kör ettik ama artık nefis votkalar yapıyoruz. İşi öğrendik!” dedi.

Türkiye’de rejimin ve lâikliğin geleceği ne zaman tartışılsa birileri mutlaka çıkar, “İran’a benzeyeceğiz, şeriat gelecek!” diye haykırıp çığlık çığlığa bağırışırlardı; hâlâ da bağırışıyorlar...

Korkuları gerçek olmadı, olması da zaten mümkün değil fakat vaktiyle İran’ın çektiği sahte içki belâsı şimdi bizim başımıza geldi ve son birkaç gün içerisinde elli küsur kişi can verdi!

Ama, ölümlerin sebebi bakımından İran ile aramızda büyük bir fark var: İranlılar içerken yakalandıkları takdirde başlarına bir iş gelmemesi, “şallak”, yani “kırbaç” yememek için içkilerini evlerinde imal edip gizlice içiyorlar; bizde ise tam tersi: Gözünü para hırsı bürümüş ve tam mânâsı ile profesyonel katil olan herifler metil alkolü yahut metanolü dayıyor, imal ettiği zehiri şişeleyip üzerine bir de “viski”, “votka”, her ne menemse onun etiketini yapıştırdıktan sonra piyasaya veriyor, bunlar etrafta şakır şakır satılıyor, alıp birkaç yudum içen de doğru öbür tarafa!

Böyle can alan müskirata “kaçak içki” denmesi yanlıştır. Kaçak olan herşey öldürmez, meselâ sigaranın kaçağı içenin gırtlağını sıkmaz, gümrüksüz gelen çay yudumlayanın boğazını delmez, bavul ticareti yapanların sattıkları elbise de cildi tahriş etmez, zira bunlar “sahte” değil, sadece “kaçak”tırlar, yani vergisi ödenmeden getirilmiş mâmüllerdir.

Dolayısı ile ortada bir katiller sürüsünün tezgâhladığı basbayağı bir “katliam” mevcuttur...

VERGİ KONUSU BAHANEDİR!

Sahte içki imâline bahane mi istiyorsunuz? Alkolden alınan vergi yüksekmiş de, içki Türkiye’de bu yüzden pahalı imiş de, millet kendi içkisini evinde kendisi yapmak zorunda kalıyormuş da...

Lâf! Polisin ele geçirdiği sahte içkilerin fotoğrafları gazetelerde ve internetteki haber sitelerinde çarşaf çarşaf yayınlanıyor. Bu fotoğraflara bakın, ölümlere sebebiyet veren zıkkımların neredeyse tamamının evlerde imal edilenler değil, dükkânlarda ve mekânlarda satılmaları maksadıyla gizliye yapılıp şişelenmiş sahte müskirat olduğunu hemen farkedersiniz.

Şimdi açık söyleyeyim: Millet olarak içki içmeyi maalesef bilmeyiz, kaçıncı kadehten sonra durmamız gerektiğini de bir türlü öğrenememişizdir! İçki kimimize göre kafayı dağıtma vasıtası, kimimiz için de statü sembolüdür. Bu iş son senelerde daha da tuhaflaşmış; alkole, özellikle de rakıya “rejimin sigortası”, “lâikliğin teminatı” gözüyle bakılır olmuştur. İçki içmek bugün bir kesimin gözünde çağdaş, ilerici, aydın ve lâiklik olmanın şartıdır ve C2H6O, yani içkilerde kullanılan etanol de “sistemin teminatı” haline getirilmiştir!

Tuhaflık şimdi başka şekilde devam ediyor, sahte içkinin sebep olduğu cinayetler sadece haberlerde kalıyor ve siyasetin gündemine gelemiyor. Türkiye günlerdir son senelerin en münasebetsiz tweetini, yani “ışıkların yanıp yanmadığı” meselesini tartışıyor, tamam, böyle bir boşboğazlığın tartışılıp bir neticeye bağlanması şart ama vahim, hattâ vahimden de öte sahte içki faciaları sadece haberlere konu oluyor ve gerektiği kadar konuşulmuyor.

Yukarıda da söyledim: Ortada çetelerin yaptığı ciddî bir katliam vardır ve çetenin mensupları şişelenmiş zehirleri imal eden vurdumduymaz açgözlülerden ibaret değildir, bunları bilerek alıp satanlar da aynı çeteye dahildirler.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!