Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Haber sitelerinden biri “piyanist” olduğunu söylemiş, diğeri “müzisyen” demiş, bir başkası da “şarkıcı” diye bahsetmiş...

Basınımız, önceki gece vefat eden Timur Selçuk’un musikideki yeri hakkında işte böyle kararsız kaldı.

Hele mevsimlik falan değil aylık, hattâ sadece haftalık o “ünlü sanatçı” denen şöhretlerin “Işıklar içinde uyusun” diye attıkları mesajlar yok mu!

Timur Selçuk, 1960’ların ortalarından itibaren “Hafif Batı Müziği”; sonradan da “Pop” vesaire dediğimiz müziğin bizdeki en önemli ismi idi.

“En önemlilerinden biri”, “önde gelen” yahut “seçkin” falan değil, “en önemli” dediğime dikkat buyurulsun!

Bizde eseri besteleyen, o eserin orkestrasyonunu yapan, icra eden orkestrayı yöneten ve üstüne üstlük bestesini bizzat okuyan bir başka sanatçı yoktur. Timur Selçuk bütün bunları tek başına yapmış, yani eserin bestesi ile orkestra uyarlamasını mükemmel şekilde tamamladıktan sonra kurduğu orkestraya icra ettirmiş ve eser şayet sözlü ise kendisi okumuştu.

Ardında bıraktığı “İspanyol Meyhanesi”, “Sen Nerdesin?”, “Beyaz Güvercin”, “Ayrılanlar İçin” gibi gençlik senelerimizin unutulmaz şarkıları ile oyun, filim müzikleri ve orkestra için yaptığı besteler, herşeyi ile ona ait eserlerdi!

Böyle sanatkârlara, Batı’da “artiste complet” derler...

Sanatında bu derece mükemmel bir seviye elde etmesinde dünyanın önde gelen müzik okullarından birinde, Paris’teki Ecole Normale’de aldığı ciddî musiki eğitiminin yanısıra Türk Musikisi’nin son büyük üstâdı Münir Nureddin Selçuk’un oğlu olması gibi sahip olduğu ırsî özelliğin de etkisi vardır. Timur Selçuk’un eserleri, iki haftada bir Pazar sabahları şefliğini babası Münir Nureddin’in yaptığı İstanbul Belediyesi İcra Heyeti’nin Şan Sineması’ndaki konserlerine gidip dönüşte evdeki Dual marka pikaptan “İspanyol Meyhanesi”ni ve diğer şarkıları dinlediğimiz güzel zamanların hatıralarıdır.

GERMİYAN BEYİ’NİN TORUNU

Erbâbı ve Selçuk ailesinin yakınları bilirler: Osmanlı İmparatorluğu’nun asırlarca idarecilik yapmış aristokrat bir ailesine mensup olan Münir Nureddin’in anne tarafından soyu tâââ Germiyanoğulları’na, yani Selçukîler sonrası Osmanlı sanatının ortaya çıkmasında büyük etkisi olan Germiyan Beyleri’ne uzanır ve Münir Bey, Vezir Germiyanoğlu Ali Paşa’nın doğrudan küçük torunudur...

Münir Nureddin 1934’te Soyadı Kanunu çıktığında “İçses” diye bir soyad almış, vereceği konserlerin gazetelerdeki ilânları bir ara “İçses” diye çıkmış, sonra “Gürses” olmuş ama üstad bunları kısa bir müddet sonra bunları bırakmıştı.

Münir Bey’in kızı çok sevgili Meral Hanım anlatmıştı: Annesi rahmetli Enise Hanım soyadlarının “İçses” olduğunu öğrenince Münir Bey’e “Bu ‘İçses’, bana “içyağı’nı hatırlatıyor. Münir, vallahi midem kalktı! Böyle soyad olmaz, git değiştir! Hem sen Selçuklu prensisin, düzgün isim bul” demiş ve üstad bunun üzerine “Selçuk” olmuştu!

Burada, Münir Bey’in güftesi Yahya Kemal’e ait olan şâheserlerinden birinin, “Rindlerin Ölümü”nün, yani “Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış” mısraı ile başlayan eserinin 1960’ların sonlarında verdiği konserlerden birinde oğlu Timur Selçuk’un piyanosunun refakatindeki icrasının ve üstadın anonsunun nadir bir kaydını yayınlıyorum; ciddî musikinin meraklıları keyifle dinleyebilirler...

Selçuklu aristokratı olan büyük sanatkâr Timur Selçuk’a rahmet diliyor, ailesine de sabır temenni ediyorum...

Timur Selçuk, piyanosuyla babası Münir Nureddin Selçuk’a refakat ediyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • bahtiyar515 28 gün önce Sağ olun üstadım, ellerine gönlüne sağlık
    CEVAPLA