Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Diyanet İşleri’nin fetva makamı Din İşleri Yüksek Kurulu midye, kalamar, yengeç, ıstakoz ve karides hakkında yine bir fetva verdi ve fetva iki gün boyunca sosyal medyada tartışılan konuların ilk sıralarında yeraldı.

        Kurul bu deniz ürünlerinin yenmesinin Henefî mezhebine göre helâl olmadığını duyurdu, bazıları hakkında da “haramdır” buyurdu.

        Konunun uzmanı olmadığım için fetvanın dinî mahiyeti hakkında söz söyleme hakkına sahip değilim ama tek bir hususa temas edeceğim: Gerek ben, gerekse dün konuştuğum ilâhiyatçı dostlarım Diyanet’in bazı mezhep imamları tarafından “haram” değil, sadece “mekruh” kabul edilen deniz ürünleri hakkında “haram” fetvası vermesine, özellikle de bir mezhep imamının, yani İmam Şafii’nin her çeşit deniz ürününün “helâl” olduğu şeklindeki içtihatlarına rağmen bunlara yine de apaçık “haram” diyebilmesine hayret ettik!

        Bu fetva, Din İşleri Yüksek Kurulu’nun kendisini mezhep imamlarının üzerinde görmeye başlamış olması gibisinden bir tehlikeli tuhaflıktır!

        Kurul, pek dikkat çekmeyen bir başka fetva daha vermiş...

        Fetvanın konusu suşi, yani son senelerde pek bir moda olan pirinç temelli Japon yemeği...

        Vatandaşın biri “Suşi yemek câiz midir?” diye sormuş, Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan “Suşi, çeşitli yöntemlerle haşlanmış pirince deniz ürünleri katılarak yapılan bir yemektir. Söz konusu yemekte, balık türleri veya deniz ürünleri çiğ ya da pişmiş olarak kullanılabilmektedir. Buna göre, helâl deniz ürünlerinden yapılan suşi, sağlık açısından bir zararı bulunmadığı sürece tüketilebilir. Ancak hazırlanmasında alkol içerikli sos ve malzemelerin kullanıldığı suşiyi yemek caiz değildir” fetvası çıkmış...

        REKLAM

        Yani suşi yapıldığı sırada içerisine şayet alkol konuyorsa haram, konmuyorsa helâl oluyormuş!

        İyi güzel de, suşide alkol ne arar? Fetvanın konusu şarap ilâvesi ile yapılan İtalyan pilâvı “risotto” olsa âmennâ ama suşide alkol olduğunu zannetmek nasıl bir cehalettir?

        Din İşleri Yüksel Kurulu’ndaki “alkollü suşi”nin mucidi fetva emîni için kısaca anlatayım: Suşi, bizim yaprak dolmasının Japon versiyonudur; onlar da pirinçle yaparlar ama yaprak yerine yosuna sararlar, içerisine deniz ürünleri, bazen de ince doğranmış salatalık gibi sebzeler koyarlar fakat suşide alkol yoktur! Yaprak, biber, domates yahut kabak dolmasına alkol ilâve etmek zevksizliği şimdiye kadar nasıl kimsenin hatırına gelmemiş ise, suşiye alkol katmak da düşünülmemiştir!

        Mesele, işte burada!

        Bir konuda fetva vermenin ilk şartı, sorulan meselenin ayrıntılarını bilmek, anlamak ve konuya iyice hâkim olduktan sonra âyetlere, hadislere yahut o hususta önceden verilmiş fetvalara müracaat edip hüküm vermek ama şayet konu hakkında hiçbir bilginiz yoksa, fetvayı erbâbına havale etmektir.

        Bilmediğiniz ve anlamadığınız bir konuda istenen fetvayı yazmadan önce o meseleyi öğrenmenizin şart olduğunu hatırınıza bile getirmeden çalakalem fetva karalamaya kalkışırsanız bu bahiste olduğu gibi çuvallar, suşide alkol olduğunu zanneder ve böyle apaçık saçmalarsınız!

        Din İşleri Yüksek Kurulu’nun evlere şenlik suşi fetvası ile “Demlenmiş çay, içerisinde alkol olmadığı takdirde helâldir”, “Alkol katılmış kuru fasulye hâşâââ haramdır!” yahut “Köfte yapmak için yoğurduğunuz kıymaya alkol ilâve ettiğiniz takdirde cehennemliksiniz!” gibisinden saçmalıklar arasında hiç fark yoktur!

        Diğer Yazılar