'Kurum' diye pazarlanan dernekler
ÖNEMLİ biri gibi gözükmek, isim yapmak, saygı görmek, sık sık kendinizden bahsettirmek ve her sözünüzü gazetelere manşet yaptırmak mı istiyorsunuz?
Gidip hemen bir dernek kurun!
Derneğin faaliyet alanı, üyelerinin sayısı yahut mâlî gücü pek önemli değildir; önemli olan taraf ismi ve isminin içinde mutlaka geçmesi gereken bir kelimedir: “Kurum” kelimesi...
Bu işi nasıl yapacağınıza dair bir örnek vereyim...
“Nükleer silâh” kavramını alın, yukarıda yazdığım formül uyarınca sonuna bir “kurum” ve bir de “dernek” sözlerini
ilâve edin, üç-beş arkadaşınızla beraber derneği resmen kurun, yani Emniyet’in Dernekler Masası’na kaydettirin ve başkanlığı da siz alın...
Artık, “Nükleer Silâh Kurumu Derneği”nin başkanısınız ve bol bol demeç verebilirsiniz demektir!
Ama resmî hale getirdiğiniz eş-dost grubunun sonundaki “dernek” kelimesinin biraz hafif
kaçtığından, gazetelerin “Alt tarafı işte bir dernek...” diyerek birbirinden kıymetli görüşlerinize istediğiniz büyüklükte yer vermediklerinden, unvanınızı hafife aldıklarından mı şikâyetçisiniz?
O KELİMEYİ ATIVERİN!
O zaman yapacağınız tek bir şey kalmıştır ve işin püf noktası da zaten buradadır:
“Dernek” sözünü ağzınıza bir daha asla almamak, “Nükleer Silâh Kurumu Derneği
Başkanı” olan unvanınızı son kelimeyi yokederek “Nükleer Silâh Kurumu Başkanı”
şeklinde kullanmak...
Arkadaş çevreniz artık “kurum”, siz de o kurumun “başkanı” zannedilirsiniz... İsminde bile devletin gücünü hissettiren bir “kurum”un en tepesindeki zâtın söylediklerini
gazetelerin kullanmamaları, ettikleri kelâmları sayfalarında manşetten görmemeleri artık
ne hadlerinedir?
Hele, kurduğunuz derneğin başkanlığından bir müddet sonra ayrılıp yönetim kurulunun
kararı ile kendinizi “onursal başkan” yaptırdınız mı...
Unvanınız artık “Nükleer Silâh Kurumu Onursal BaşkanıProf. Dr. Filân Feşmekânoğlu”
olmuştur ve bu unvan eskisine göre daha tumturaklı, çok daha tantanalıdır. Sizi hayâtî bir kuruluşun başında zannedenlerin hem sayıları artmış, hem de size karşı zaten
vârolan hürmetleri birkaç defa katlanmıştır!
Bu komedi, Türkiye’de son birkaç seneden buyana maalesef sıkça oynanır oldu.
Sıradan dernekler bir kelimenin kasten söylenmemesi ile “kurum” zannediliyor, dernek
başkanları da “kurum başkanı” diye tanınıyorlar.
BÖYLE BİRKURUM VAR MI?
Sırası gelmişken, merak ettiğim bir konuyu da sorayım:
Habertürk’te bugün bir profesörün muhtemel Marmara Depremi konusunda yaptığı
açıklamalar yeralıyor, okumuşsunuzdur.
Açıklamada yeralan tahminler hakkında, yani Marmara Depremi’nin 2040 yılında mutlaka olup olmayacağı, büyüklüğü, göçük altında kalacakların tahminî sayısı gibisinden hususlarda birşey söyleyecek değilim, zira bu konularda konuşması
gereken uzmanlar varken iş bana zaten düşmez.
Üstelik, bölgede tarih boyunca yaşanmış olan depremlerin listelerinin yeraldığı bazı yayınlar benim kütüphanemde bile varken, açıklamayı yapan hocanın bu depremleri tek tek belirlediği iddiasına da temas edecek değilim.
Merak ettiğim husus, başka: “Türkiye Jeofizik Kurumu” diye bir kurumun ve bu kurumun “onursal başkanının” hakikaten vârolup olmadığı...
Sözü edilen müessese devletin resmî bir kurumu mu, yoksa isminin sonunda hata
neticesinde unutulmuş yahut kasten kullanılmayan bir “dernek” kelimesi de var mı?
“Kurum”un “Onursal Başkan”ı bendenizi aydınlatırlarsa müteşekkir olurum!