Şiar Bey
ŞİAR Yalçın, Ankara'da önceki gün vefat etti.
Vefatı hakkında dün bir-iki gazetede gayet küçük şekilde yeralan haberlerde "Türkiye briç ustasını kaybetti" başlığı kullanılmıştı. Bu haberlere bakarsanız, Şiar Bey'in tek özelliği çok iyi briç oynamaktan, bu konuda bazı kitaplar yazmış olmaktan ve gazetelere bulmacalar hazırlamaktan ibaretti, o kadar! Üstelik senelerce köşe yazarlığı yaptığı gazetesi bile Şiar Bey hakkında "briç yazarı" demekten çekinmemişti.
Türkiye, Şiar Yalçın'ın vefatı ile yaşayan en önemli, en seçkin ve en renkli entellektüellerinden birini kaybetmiştir.
Hüzünden, ıstırabdan ve tesadüften meydana gelmiş bir ömür aradığınız takdirde, bütün bunlar için Şiar Bey'in hayatından daha uygun bir örnek bulmanız imkânsız gibidir.
Şiar Yalçın'ın kim olduğunu anlatmak için önce tâââ Sultan Abdülhamid zamanına gitmemiz gerekir:
Şehzade Burhaneddin Efendi, Abdülhamid'in en sevdiği ve yanından ayırmadığı oğullarındandır. Aliye Şöhret Nazlıyar adında Çerkes bir hanımla evlidir ve Osman adında bir çocukları vardır.
OSCAR WILDE BAĞLANTISI
Burhaneddin Efendi ile Aliye Hanım, 1919'da ayrılırlar. Şehzade 1924'te ailesiyle beraber sürgüne gider ve Amerika'da ardarda iki evlilik daha yapar. Hanımlarından biri, eserlerinin yanısıra skandallarıyla da meşhur İngiliz yazar Oscar Wilde'in uğruna hapislere düştüğü Lord Spencer'in oğlu olan sevgilisinin kızkardeşidir. Üvey anneden gelen bu aile bağlantısı, Lady Diana'dan romancı Barbara Cartland'a kadar uzanır.
Aliye Hanım boşandıktan sonra Türkiye'de kalır ve hayatını İttihad ve Terakki'nin en önemli isimlerinden biriyle birleştirir: Maliye Nazırı Cavid Bey ile...
Tesadüfün bu kadarı pes dedirtecek gibidir; zira Abdiilhamid'in gelini, sabık kayınpederini tahtından indirip Selânik'e sürgüne gönderen hareketin liderlerinden biri ile evlenmiştir.
Tek çocukları olan Osman Şiar 1924'te dünyaya gelir. Ama Osman Şiar, babasını hiç hatırlamayacak, zira Cavid Bey, İzmir'de Mustafa Kemal Paşa'ya karşı düzenlenen suikast teşebbüsüne karıştığı iddiasıyla tutuklanıp İstiklâl Mahkemesi'nde yargılanarak 1926'da Ankara'da idam edildiğinde henüz iki yaşında olacaktır.
Cavid Bey'in zindandan hanımı Aliye Hanım'a gönderdiği içli mektuplarda bahsettiği "Osman" ve "Şiar'ın Defteri"nde sözünü ettiği çocuk, önceki gün kaybettiğimiz Şiar Yalçın'dır.
Küçük yetimi, Cavid Bey'in en yakın dostu olan o zamanın büyük gazetecisi Hüseyin
Cahid Yalçın büyütür. Arkadaşının yadigârı olan çocuğu nüfusuna kaydettirip soyadını verir, iyi bir eğitim ve olabildiğince geniş bir kültür almasını, çok sayıda lisan öğrenmesini ve daha da önemlisi, küçük çocuğun babasını idam etmiş olan Cumhuriyet'e düşmanlık hissetmemesini sağlar.
Osman Şiar, artık "Şiar Yalçın" olacaktır ve Cumhuriyet rejimi ile hiçbir problemi yoktur...
İstanbul'da High School'dan sonra Hukuk Fakültesi'ni bitiren Şiar Bey, bir müddet Anadolu'da hâkimlik yapar. Paris'te milletlerarası bir kuruluşta çalışır, Türkiye'ye dönüşünde "solcu" olduğu için üstüste takibata uğrar, hattâ hapse bile düşer ve nihayet yazı hayatına atılır. Gazetelerde köşe yazarken değişik dillerden çok sayıda eser tercüme eder, hobisi olan briç üzerine ardarda kitaplar çıkartır. Ama asıl merakı, bozulmaya başlamış olan Türkçe'nin düzgün kullanılabilmesi için birşeyler yapabilmektir.
Şiar Bey'in bence en önemli olan ve özellikle de gazeteciler tarafından mutlaka okunması gereken eseri, "Doğru Türkçe" isimli kitabıdır...
Talihin tuhaflığına bakın: "Solcu" Şiar Yalçın'ın ağabeyi, yani annesi Aliye Hanım'ın ilk evliliğinden dünyaya gelen çocuğu "şehzade"dir: Osmanoğlu ailesinin "reisi" olan, 2009 Eylül'ünde İstanbul'da vefat eden ve Sultanahmed Camii'ndeki cenaze merasimine çok sayıda bakanın katıldığı Şehzade Osman Ertuğrul Efendi...
TAM 80 YILLIK DOSTLUK
Ben, her iki kardeşi de yakından tanıdım... Osman Efendi, Şiar Bey'i "validemin oğlu" diye tanıtırdı; Şiar Bey ise Osman Efendi'den "kardeşim" diye bahsederdi. İki kardeşin geçen sene telefonla son defa görüşmelerini sağlayanlardan biri olmaktan gayet memnunum.
Talihin gariplikleri bu kadarla da kalmıyor... Şiar Yalçın'ın babasını idama mahkûm eden İstiklâl Mahkemesi'nin başkanlığını "Kılıç Ali" yapıyordu ve Kılıç Ali'nin oğlu Altemur Kılıç, İngiliz okulunda aynı sırayı paylaştıkları Şiar Bey'in tam 80 sene boyunca en yakın dostu ve arkadaşı olmuştu. Hattâ, Cavid Bey'in Ankara'daki kayıp mezarını bile senelerdir beraberce arıyorlardı ama bir türlü
bulamamışlardı.
Bu yazıyı yazdığım sırada, Altemur ağabeyden bir e-mail aldım. "Canımdan can koptu" diyordu. Şiar Bey'in annesi Aliye Hanım'ın arkadaş olmalarını önce istemediğini, kendi ailesinin de "Aliye Hanım'ın evine gitme, seni zehirler" dediklerini söylüyor, "Aliye Hanım, sonra teyzem gibi oldu. Yassıada'dan tahliye edildiğimde beni bağrına o bastı. Şiar'ın solcu, benim de sağcı olmam bizi birbirimizden ayıramadı ama ölüm ayırdı" diye yazıyordu.
Şiar Bey'in ailesinden kimse kalmadığı için, tâziye maksadıyla aradığım Altemur ağabey, o sırada zannedersem ağlıyordu.