Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bu sütünu geçen hafta iki gün boyunca, Klasik Batı Müziği'nin Türkiye'deki konumuna ayırdım... "Cumhuriyet tarihimiz boyunca, en başta 'Türk Beşleri' dedikleri grup olmak üzere dünya çapında bir besteci çıkartamadık, herkesin dilinde olan bir Türk eseri yoktur, musiki inkılâbımız maalesef başarısız olmuştur" dedim.

        Fazıl Say cevap verdi, Türk bestecilerin Batı'da büyük takdir gördüğünden bahsetti ve yazısını burada kelimesine dokunmadan, aynen yayınladım. Sonra, nazik bir üslûpla başka türlü düşündüğümü yazdım ve "O eserler alkışlanıyorsa, sizin güzel icranız sayesindedir" dedim.

        Piyanistimiz bunun üzerine ne yaptı biliyor musunuz? Bir TV'ye çıktı, "dehâsının verdiği "Ben Hazretleri" havası içerisinde benden "Bu adam müzikten ne anlar? Nota bile bilmez!" gibisinden sözlerle verdi veriştirdi...

        Önceki gece bizim Tarihin Arka Odası programında söz bir ara bu konuya geldi, "Cevabımı pazartesi günü gazeteden vereceğimi ve BBC'nin "CD Review" köşesinde Fazıl Say'ın kayıtları hakkındaki yorumları da yayınlayacağımı söyledim.

        Fazıl Bey dün telâşlanıp ortalığı birbirine katmış, klasik müzik meraklılarının tartışma sitesi olan Yahoo'daki "Klasik Müzik Grubu"na "Murat Bardakçı ve haksızlıklar üzerine" başlıklı bir mesaj

        göndermiş, sesini duyuramayacak olmasından endişe duyduğunu söylemiş ve bana karşı "dayanışma" çağrısı yapmış...

        Endişeden kurtulmasını sağlamak için, mesajını aşağıda aynen yayınlıyorum...

        İŞTE, YAZDIKLARI...

        "Bu gruptaki üyelerden ricam:

        Murat Bardakçı yarınki yazısında bana saldıracaktır. Bunu 400.000 tirajlı bir gazetede yapacak.

        Biz burada 1000 kişilik bir grubuz. Ama ben bu yazımı 1'e 400 ezikliğinde kalmasın diye yazmaktayım. Yani bu yazımı yayınlatacağım... Minimum tartışmadan maksimum zarar ile ayrılacak olan benim. Erkin'i , Saygun'u savunduğum için...

        Lanet olsun. Artık bıktım.

        Savaşmaktan bıktım.

        Haksızlıkları önlemekten bıktım.

        Bıktım ben Türkiye'de saldırılardan. Bıktım kendimi ve bizleri aklamaktan...

        Haksızlıktır bu...

        Yaşamı dar etmektir...

        Cihat, Gülsin, Gürer Hoca, Andante yönetimi; lütfen benimle dayanışma içinde olun... Murat Bardakçı, bir tarihçidir. Müzisyen değildir. İyi bir tarihçi midir? Bilmiyorum. Konum değil. Ama Bardakçı, "Türkiye'de iyi besteci yoktur, olmamıştır" dedi. "Atatürk'ün kültür devrimleri başarısız olmuştur" dedi. Bir sürü gerçek verilere dayanmayan şey söyledi. Bizler de cevapladık.

        Ben, Gülsin Onay, Cihat Aşkın, Gürer Aykal, müzikologlar, müzik eleştirmenleri... Savunduk.. Bir tarihçi tarihe yanlış not düşmesin diye. Yanlışı var dedik. Bestecilerimizin çok iyi eserleri var dedik... Erkın'i, Saygun'u anlattım.Verilere dayanarak. Konserlerden örnekler vererek. Yayınevlerinden örnekler vererek. Ne yaşadıysak onu anlattık. Yalan hiç bir şey yoktu. Tek kelime yoktu. Erkin iyi bestecidir. 2. Senfoni dahiyanedir dedik. Piyanolu beşilini tüm dünyada çalıyorum, büyük beğeni alıyor dedim. Saygun iyidir, 3. Senfonisi müthiştir. Gülsin Onay piyano eserlerini ve konçertolarını tüm dünyada tanıtıyor dedim. Bunlara kötü besteci denemez dedik özetle.

        Bu adam bunu anlamak istemiyor.

        Bardakçı, yarın BBC müzik sıralaması diye bir şeyden örnek verecekmiş benimle ilgili! Bu BBC müzik sıralaması nedir ben bilmiyorum, inanın ki ilk kez duyuyorum. Bildiğim şey, müzikte sıralama olmayacağıdır. Olamayacağıdır.

        Nasıl olur ki? Beethoven birinci, Bach ikinci, Caykovski yedinci, Alban Berg elli altıncı, Takemitsu ikiyüz seksenikinci, Adnan Saygun üçyüz yetmiş üçüncü filan mı oluyor? Nedir bu?

        BBC SIRALAMASI NEDİR?

        Duymadım BBC sıralaması nedir. Duymak da istemiyorum. BBC ödüllerini ise bilirim. BBC ödülleri ile ilgili bildiğim tek şey, bütün dünyaya benim tanıttığım kemancı Kopatchinskaja'nın geçen yıl

        BBC ödülünü kazanmasıdır. Patricia'nın şu ana kadar yaptığı 3 CD'den ikisi de benimle iledir. Onu plak firmasına getiren benim, tüm dünyaya götüren benim, menejer ayarlayan benim... Onu BBC ödülünü kazanmasında en büyük rolü de biz Facebook'dan Patricia'yı tıklayarak elde etmiştik hatırlarsanız. Bu kadar gülünç...

        Ben İngiltere'de çok az konser verdim. Bunu bir yazımda anlattım burada. Menejerlik sorunumuz var o ülkede. Her konsere ayrı vize isteniyor, vize alması zor, ben o ülkeye çok ender gidiyorum. Present değilim. Pek adım sanım da anılmıyor açıkçası İngiltere'de. Ve ben bunu değiştirecek bir formül düşünmüyorum.

        Almanya, Fransa, İsviçre, İtalya,

        Avusturya, Japonya, Amerika, Türkiye, Hollanda, İsrail, İspanya benim sanatımı yoğun bir şekilde sürdürdüğüm ülkelerdir.

        İngiltere değil. Dolayısıyle orada olabilecek muhtemel bir sıralamada ön sıralarda yer almayacağım aşinadır. Bilmiyorum belki dünya sıralamasında 7235. besteciyimdir. 976. piyanistimdir. Bilemedim. Umurumda da değil... Bu mühim de değil, benim hayatımın gerçeği de değil, hiç bir şey değil..

        Ama Bardakçı bunu bildiği halde, bu saldırıyı yapacaktır. Savunmasını da bilmiyorum artık... Durum bu"

        İSPAT ETMEK ZORUNDADIR!

        Böyle bir ruh hâli içerisindeki kişiye ne dersiniz? Mevlânâ'nın "Divânerâ kalem nîst" sözünü hatırlayıp "Bu gibilere günah bile yazılmaz, ne yapsa yeridir" deyip geçer misiniz; yoksa mesajındaki "Amcaaaa! Yukarı mahalledeki ağabeye sapanla taş atmıştım, galiba beni dövecek, haydi, beraberce gidip önceden biz onu dövelim" misali çocukluklarına ve aczine bakıp "Cevap vermeye değmez" mi dersiniz, kararsızım...

        Gazeteciliğim ile musiki yönümü birbirinden her zaman ayırdığım için, Türkiye'de ve dışarıda yaptığım musiki konulu yayınlarımdan basında hiçbir zaman sözetmedim. Dolayısı ile Fazıl Bey'e kendimi ispat için bunlardan bahsetmeyi zül addederim. Merak ediyorsa "müzikolog" dostlarına sorar, öğrenir.

        Ama, Fazıl Say'dan şimdilik tek bir ricam var: Bir sanatçının sahip olması gereken ahlâkın, namusun, dürüstlüğün, hattâ iddia edilen "dehâ"nın gereğini yapsın ve benim "Atatürk'ün kültür devrimleri başarısız olmuştur" şeklindeki sözü nerede, ne zaman sarfettiğimi ispat etsin. Ama edemez ise otursun ve "Ben müfterî miyim?" diye düşünsün! Yazık, hakikaten çok yazık!

        Diğer Yazılar