Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SEÇİMLERE, şunun şurasında iki gün kaldı. Pazar gecesi dananın kuyruğu kopacak ve aylardan buyana devam eden mücadelenin, gerilimlerin, hırçınlıkların ve karşılıklı dalaşmaların neticesini hep beraber göreceğiz.

        Son senelerde hemen her seçim öncesinde yaşanan bir tuhaflığı herhalde siz de farketmişsinizdir: Bazı köşe yazarlarının hangi partiye oy vereceklerini açıklamaları garabetini...

        Beyefendi kendisine öylesine bir önem vehmediyor ki, "İşte benim tercihi hümâyunum" deyip kime oy vereceğini köşesinde ilân buyuruyor, hattâ oy vereceği partiyi seçmesinin sebeplerini de madde madde sıralayıp yazıyor....

        Gazeteci, siyasî partilerden birini tabii ki tercih edecektir. Duruşu, yazdıkları ve konuşmaları tercihi zaten gösterir ama "Aha benim favorim! Mübarek oyumu buraya lütfediyorum!" dercesine iktidar olmasını istediği partiyi kör gözüm parmağına misâli apaçık yazması, bambaşkadır! Bu "yönlendirme" yahut "reklâm" gibisinden birşeydir, gazetecinin vazifesi ise yönlendirme değil, bilgilendirmeden ibarettir!

        GEREKÇE DE HAZIR!

        Türk basınında, her seçim öncesinde oy vereceği partiyi açıklama âdetini, 1970'lerde rahmetli Metin Toker başlatmıştı. Seçim öncesi yayınlanan son yazısının son cümlesinde favorisi olan partinin adını verirdi, bu parti 12 Eylül sonrasında kapatılmasına kadar hep CHP olurdu ve senelerce Metin Toker'in dışında hiçbir gazeteci kime oy vereceğini açıkça yazmaya cesaret edememişti.

        Metin Toker zamanının önde gelen gazetecilerindendi, önemli işler yapmıştı ama gazeteciliğinin dışında bir başka özelliği daha vardı: İsmet Paşa'nın damadı idi! Dolayısı ile CHP'ye oy vereceğini yazması da mâlûmu ilâmdan ibaretti.

        Bugünün bazı yazarları oylarını hangi partiye lûtfedeceklerini yazmakla kalmıyor, üstüne üstlük uzuuun bir de "gerekçe" gösteriyorlar.

        Birkaç örnek: Efendi hazretleri oyunu CHP'ye verecekmiş ama bu, seçimleri CHP'nin kazanmasını arzu ettiği şekilde anlaşılmamalı imiş! AK Parti iktidarının devam etmesini ve başlattığı bazı işleri tamamlamasını istemesine rağmen gönlünde daha güçlü bir CHP varmış ve vereceği oy, AK Parti'ye bir yerde "dur" demek anlamına gelirmiş!

        ÇAĞDAŞ RAKKASELER

        AK Parti'ye oy vereceğini söyleyen bir başka üstad ise, böyle yapacak olmasına rağmen, iktidara CHP'nin gelmesini cân ü gönülden istiyormuş. Ama CHP tek başına bir iktidar için henüz hazır değilmiş, staj maksadıyla koalisyona falan katılması lâzımmış, dolayısı ile önümüzdeki pazar günü vereceği oyun böyle bir kapıyı açma ihtimali varmış!

        Mübarekler, sandık başına sanki ellerine sihirli değnek almış, öyle gidiyorlar!

        İşin aslı şudur: "Ben, şu partinin iktidar olmasını istiyorum!" diye açıkça ve dürüstçe yazmaya çekineceksiniz... Şu andaki güçlü tarafı yahut seçimden birinci çıkma ihtimali bulunan başka bir partiyi karşınıza almak istemeyeceksiniz... İçinizde "Ya beklenmedik bir şeyler olur da tahminim tutmazsa ne yaparım?" endişesi bulunacak ve neticede böyle tuhaf yorumlarla her tarafı memnun etmeye çalışacaksınız...

        Bu gibi ifadelere, Türkçe'de "kıvırma" derler!

        Diğer Yazılar