Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TARİHİN Arka Odası'nda önceki gece, Türk Tarih Kurumunun Başkanı Prof. Dr. Ali Birinci'yi ağırladık.

        Prof. Birinci kitaba fazla düşkündür; hocayı yakından tanıyanlar "hasta", "çılgın" ve hattâ "deli" sözlerinin ondaki bu kitap merakını ifadeye yetmeyeceğini gayet iyi bilirler.

        Tâââ lise yıllarımdan buyana, yani neredeyse 40 senedir dostum olan Prof. Birinci'nin kitap ile muaşşakasını en iyi bilenlerden olduğum için, bundan üç sene önce Tarih Kurumunun başına getirilmesine ziyadesi ile sevinmiştim. Kurumu kitaba âşık ve yayıncılığın ne demek olduğunu lâyıkı ile bilen bir kişinin idare edecek olması, Türkiye'de sayı bakımından artmış ama kalite açısından maalesef geriye gitmiş olan tarih yayıncılığına yeni bir soluk getirecekti.

        Tahmin ettiğim gibi oldu, Prof. Birinci iki-üç sene içerisinde dünya kadar kitap çıkarttı. Hem yeni yapılmış çalışmaları yayınladı, hem de eskiden çıkmış ama artık bulunmayan ve nâdirattan sayılan kitapları tekrar basmaya başladı.

        Program sırasında Ali Hoca'nın elinde 20 küsur sayfalık bir liste gördüm: Tarih Kurumu'nun bundan senelerce önce, 1930'lu ve 40'11 senelerde yaptırdığı ama hangi akla hizmet ise bir türlü yayınlamadığı tercümelerin listesini...

        DEHŞET VEREN LİSTE

        Listeye göz atarken ürperdim, derinlemesine okuduğum zaman da hiç mübalâğa etmiyorum, dehşete düştüm!

        Ürperip dehşete kapılmamın sebebi listenin tuhaflıklarla dolu olması değildi. Eser seçimi son derece yüksek bir akademik titizlikle yapılmış, tercümeler konunun en önemli uzmanlarına ve o zamanın önde gelen mütercimlerine havale edilmiş, hattâ tercümelere olması gereken tatmin edici meblâğlar da ödenmişti ama eserler neredeyse 70 sene boyunca bir köşede tutulmuştu... İşte, bu yüzden sersemledim ve dehşete düştüm.

        Konuya âşina olanlar, listedeki eserlerden bazılarının isimlerini verdiğim takdirde, ne demek istediğimi eminim anlayacaklardır:

        Vambery'nin "Buhara yahut Mâverâünnehir Tarihi", Demombynes'in "Suriye"si, Cantacosin'in "Türkler'in Menşei", Yakubovski'nin "Timur ve Timuriler Devrinde Semerkand"ı, Baudier'nin "Osmanlı Devleti ve Saray"ı, Barthold'un dünya kadar eseri, Frances'in efsanevî "Vekayînâme"si, Makrizî'nin, Şerefeddin Yezdî'nin, Makdisî'nin, Münşî İskender Bey'in, Mesûdî'nin, İbn Esîr'in, Beyhakî'nin, Taberî'nin, Bîrûnî'nin, Cuveynî'nin cildlerce eseri...

        LİSTEDE KİM YOK Kİ?

        Tercümelerin kimlere yaptırılmış olduğunu merak edecek olanlar için de bazı mütercimlerin isimlerini yazayım: Halil İnalcık, Nahid Sırrı Örik, Sabahaddin Eyüboğlu, Kıvâmeddin Burslan, Zâkir Kadirî Ugan, Abdülbaki Gölpınarlı, Necati Lugal, Hrandt Andreasyan, Vladimir Mırmıroğlu, Abdülkadir İnan, Tahir Çağatay, Mehmed Emin Resulzâde, Behcet Cemal, Hâmid Zübeyir Koşay ve konularında o devirde "tek" olan daha pek çok kişi... Kemal Ortaylı, yani İlber Hoca'nın rahmetli babası, Yakobson'un meşhur "Kırım Tarihi"ni çevirmiş ve tercüme 1300 sayfa tutmuştu! Leone Caetani'nin 21 cildlik "İslam Tarihi"nin çevirisi de gazeteciliğinin yanı sıra o senelerin en mükemmel ve en verimli mütercimlerinden olan Hüseyin Cahid Yalçın'a emanet edilmiş, 4 bin 100 sayfalık tercüme daha sonra altı adet koliye doldurulup depoya atılmıştı.

        Türk Tarih Kurumu'nun bu derece önemli bir ilmî faaliyete giriştiği 1930'lu ve 40'11 yıllar, genç ama fakir Türkiye'nin hububat satarak döviz kazanmaya ve ayakta durmaya çalıştığı devirlerdir...

        Prof. Ali Birinci'nin gayretleri ile ancak şimdi yayınlanabilecek olan bu eserler o devrin Türkiyesi'ndeki azmi göstermektedir. Tercümeleri depolarda çürütenler ise Türkiye'yi 70 sene boyunca cehalete, tarihçiliğimizi de yine 70 sene devam eden bir karanlığa mahkûm etmişlerdir!

        Diğer Yazılar