Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ÖNCEKİ gün son LYS sınavında sorulan, Türkçe'yi sadece andıran ama Türkçe ile alâkası bulunmayan tuhaf, tatsız ve ahenksiz bir kelimeler yığınından bahsetmiştim. Genç öğrencilerin önüne soru niyetine takır tukur bazı ifadeler atmışlar ve "Geleceğiniz bu saçmalığa vereceğiniz cevaba bağlı" demişlerdi.

        Bir okuyucum, Gökhan Bey, dün gönderdiği e-mail'de bu şekildeki tuhaf sorulara ÖSYM'nin yaptığı her sınavda rastlanabileceğini yazmış ve Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tesbit Sınavı'ndan, yani KPDS'den ibret alınacak bir örnek vermiş!

        ÖSYM'nin soru hazırlama tekniği şöyle: Hiçbir akademik özelliği olmayan yayınlardan, meselâ bir dergiden rastgele bir cümle alıyorlar. Cümleyi ortasından bölüyor, soru olarak başını yahut sonunu yazıyor, yazmadıkları kısmı beş ayrı şıktan birine yerleştiriyor ve "Boş yeri bu şıklardan biri ile doldurun" diyorlar.

        Kesilip biçilen cümle bazen upuzun bir paragraftan rastgele alınmış oluyor. Cümle, anlamını o paragrafın bütününde kazanmasına rağmen gene de alıyor, üstüne üstlük bir de ortasından ikiye bölüyorlar.

        Ve, netice: Geçen 22 Mayıs'ta yapılan KPDS sınavının 29. sorusundaki tuhaflıktan buyurun:

        HOCALAR NE İŞ YAPARLAR?

        Soru haline getirilmiş olan cümle, üniversitelerimizde İngiliz edebiyatı üstadlığı yapan ve ÖSYM'nin yabancı dil sınavlarındaki soruları hazırlayan profesör yahut doçent unvanlı zevât tarafından 27 Ocak 2011 tarihli "The Economist" Dergisi'ndeki "The Scent of Jasmine Spreads" yani "Yasemin kokusu yayılıyor" başlıklı makaleden makaslanmış! Makale, Tunus'ta başlayıp Mısır'a sıçrayan olaylardan bahsediyor, soru kitapçığına giren cümle ise işte makaledeki koskoca bir paragrafın onda biri kadar! Giriş kısmı, yani yazarın merâmını ifade ettiği asıl kısım zaten yok, cümlenin hem başı hem de sonu kesilmiş, yazının ruhu çoktaaan uçup gitmiş ama ortaya devlet antetli "resmî" bir İngilizce sorusu çıkıvermiş!

        KPDS sınavının gösterdiği şudur: Üniversitelerimizin İngilizce yahut İngiliz dili ve edebiyatı hocaları soruları oturup bizzat hazırlamaktan kaçınmakta, bu işi zahmet olarak görmekte, hattâ belki de kendilerine güvenememektedirler. Kafa böyle olunca, sorular akademik yayıncılık ile hiçbir alâkası olmayan yerlerden, haftalık haber dergilerinden bile makaslanabilmektedir!

        ŞİFRE Mİ, DİL DERSİ Mİ?

        Ama, KPDS'deki soruları ve hazırlık kitaplarını dikkatli bir şekilde incelediğiniz takdirde gayet üzücü ve saçmadan da öte bir vaziyetle karşılaşıyorsunuz: Bu sınavda artık yabancı dile hâkimiyet falan ölçülmüyor, KPDS bir "öğütücü mekanizma" olarak kullanılıyor! Sınava girenin o dili bilip bilmediğine ve okuduğunu anlayıp anlamadığına bakılmadığı için tercüme temelli sorular gittikçe azaltılıyor. "Yabancı dil" kavramı, KPDS'ye göre lüzumsuz ve tuhaf bir gramer hâkimiyetinden ibaret! Ama böyle bir gramer bilgisi o dili öğrenmeye, yazılanları yahut söylenenleri anlamaya falan değil, sınava girenleri öğütmeye yarıyor.

        Merak ediyorsanız sınava hazırlık kitaplarını açıp bir bakın ve saçınızı başınızı yolun! Ben, şimdilik İngilizce sınavına hazırlık kitaplarına bakabildim, bunların yabancı dille bir alâkaları falan olmadığını, sadece şifreyi andıran birşeylerden bahsettiklerini ve "Bunları ezberleyin, yeter" dendiğini gördüm.

        İşte, birkaç örnek: "Sorudaki boşluktan sonraki 'whether' kelimesinden önce gelebilecek olan şu kelimeleri ezberleyin", "Baştaki 'too much' sözü, arkasına mutlaka sayılamayan isim ister, sayılabilen ismin olduğu şıkkı işaretlemeyin", "Cümlede 'unlikely' gibi olumsuz bir kelimeden sonra 'nor', 'neither' ve 'none' gibi başka olumsuz formlar varsa sizi yanıltıyorlar demektir, bu şık yanlıştır, ötekini işaret edin" diyorlar ve bu işin adı gûya "yabancı dil öğretimi", "yabancı dil sınavına hazırlık"!

        Eğitim alanında çok farklı işler yaptığımızı söyleyenler meğerse haklı imişler!

        Diğer Yazılar