TÜBA neye yarar?
TÜRKİYE Bilimler Akademisi'nin yani TÜBA'nın geleceği konusunda haftalardan buyana bir tartışmadır gidiyor.
Hükümet akademi ile ilgili yasada değişiklik yaptığı için üyeler istifa ediyorlar, bir taraf "Türkiye'de bilim özgürlüğünün bittiğini" iddia ederken diğer taraf "Karara, kurmuş oldukları tekel kırıldığı için karşı çıkıyorlar, yapılması gereken yapıldı" diyor ve neticede ortalık toz-duman!
Tartışmayı başından buyana takip etim, bir sorunun cevabını bulmaya çalıştım ama bulamadım: "TÜBA'nın ne işe yaradığı ve şimdiye kadar ne yaptığı, ortaya ne koyduğu" sorusunun cevabını!
Öğrenebilmek maksadıyla akademisyen arkadaşlara, hattâ TÜBA'nın üyesi olan bazı hocalara da sordum ama hiçbirinden tatmin edici bir cevap alamadım. Sonra, TÜBA'nın kendi internet sitesine girdim fakat yine nafile! Uzun isim listeleri ile dolu konseyler, kurullar, şeref üyeleri, sıradan üyeler, Allah'ın rahmetine kavuşmuş üyeler, bir kısmı tercüme ve bir kısmı da telif birkaç kitap, senelerden buyana bir türlü tamamlanamamış sözlük projeleri, ödül programları, sempozyum kitapçıkları, vesaire... "Biz şunu yaptık, bunu keşfettik, bilime şöyle bir katkıda bulunduk" cinsinden tek bir satır yok! Hazırlıklar, görüşler, açıklamalar, projeler, projeler, projeler ve yine projeler, projeler...
ENCÜMEN-İ DÂNİŞ ÖRNEĞİ
Ha, bir de TÜBA'nın yapısını değiştiren kararnamenin yayınlanmasından sonra yabancı bilim kuruluşlarından gelen "N'aaayır, n'olamaz, size bunu yapamazlar" cinsinden destek mesajları!
Bugün henüz 18 yaşında olan TÜBA'nın daha şimdiden 1635'te Kardinal Richelieu tarafından kurulan Fransız Akademisi gibi bir kuruluş olmasını, o âyarda faaliyet gösterip eser vermesini tabii ki beklemiyorum ama, tartışmaların devam edip gittiği şu günlerde artık daha da merak ediyorum: TÜBA şimdiye kadar ortaya ne koydu? Yayın yahut araştırma cinsinden dünya çapında olmasını bir tarafa bırakın, Türkiye'de ses getiren ne yaptı? Anlı şanlı, tantanalı, konseyli, şeref üyeli hangi buluşu yaptılar yahut patent alabildiler?
Türkiye'nin ilk bilimler akademisi, malûm, bundan tam 160 sene önce Sultan Abdülmecid'in fermanı ile kurulan "Encümen-i Dâniş"tir. Bu ilk akademimizin ömrü şimdi 18 yıllık TÜBA'dan çok daha kısa olmuş, on ikinci yılında kendiliğinden kapanmış ama ardında çok önemli bir kaynak eser bırakmıştır: Cevdet Paşa'nın bugün hem bizde hem de dünyada alanında bir numara olan meşhur eseri "Tarih-i Cevdet" bu akademinin faaliyetlerinden sadece biridir.
KARTVİZİT ÜYELİĞİ
Dolayısı ile hiç kimse, TÜBA'nın üyesi olan dostlarım ve özellikle de sevgili Celâl Şengör kusura bakmasınlar: TÜBA bugün için sadece bir "kartvizit kuruluşu", üyeliği de "kartvizit üyeliği"dir. Üstelik elektronikten deterjana ve hattâ uzay bilimlerine kadar faaliyet gösteren TÜBİTAK mevcut dururken yıllık bütçesi sekiz ile on milyon lira arasında olan TÜBA gibi bir kartvizit kuruluşu, Türkiye için sadece bir lükstür ve israftır!
1993'te Tansu Çiller'in başbakanlığı sırasında çıkartılan kanun hükmünde kararname ile kurulan TÜBA'nın yapısı 2011 'de Tayyip Erdoğan hükümetinin yayınladığı bir başka kanun hükmünde kararname ile değiştirildi. Bugün devam eden tartışmanın tek sebebi işte bu değişikliktir, söylenen sözler de "Tansu Hanım bize her türlü özerkliği ve rahatı sağlamıştı; hükümetin şimdi bizi rahatsız edip keyfimizi kaçırmaya ne hakkı var?" şeklindeki yaygaranın "demokrasi", "bilimsel özerklik" ve "akademik özgürlük" sosuna batırılmış şekilde servis edilmesinden ibarettir.
TÜBA'nın internet sitesinde dolaşırken, gözüme "Türkiye Niçin İleri Teknoloji Üretiminde Yetersiz" diye isminin cümle yapısı bile bozuk olan bir yayın ilişti...
Yeni bir akademi kuracaklarını söyleyip TÜBA'dan istifa eden yahut edecek olan üyeler kendilerine rehber olarak bu kitabı alıp "TÜBA'da 1993'ten 2011 'e kadar neden hiçbirşey yapmayıp da yetersiz kaldık?" sorusunun cevabını verebildikleri takdirde, ortaya buluş cinsinden ilk defa bir şey koymuş sayılırlar!