Kemal Bey ve şiir
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta AK Parti Gençlik Kolları'nda yaptığı konuşmada Necip Fazıl'ın "Gençliğe Hitabe"sinde geçen "kin" bahsini tekrar etmesinden sonra başlayan tartışma hâlâ devam ediyor...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün Başbakan Tayyip Erdoğan'a yeniden seslendi ve "Yüreğin yetiyorsa, o şiirin devamını okursun. Okuyamaz, yüreği yetmez" dedi.
Anlaşılan, bazı MİT yöneticileri hakkında önceki hafta verilen tutuklama kararını "Tansu Çiller hakkında tutuklama emri çıktı" diye anlayıp kürsüde konuşan liderlerine not olarak veren ve siyaset dünyasında son senelerin en trajikomik hadiselerinden birine sebep olan danışmanları, Kemal Bey'i yine yanıltmışlar... Danışmanlardan biri çok büyük ihtimalle "Beyefendi, Necip Fazıl'ın sözlerinin tamamını buldum... Bunu kullanırsak hem Tayyip Bey'i fena sıkıştırır, hem de büyük puan toplarız" demiş ve Kemal Bey de hemen demeci patlatmış olacak...
Eğer öyle olmasa Necip Fazıl'ın "düzyazı" olan "Gençliğe Hitabe"sini "şiir" zannedip "Yüreğin yetiyorsa oku!" diye kükremezdi!
BİLMEDEN KONUŞMAK
Bir memleketin anamuhalefet partisi, iktidarın başındaki kişiye karşı "Haydi, var mısın? Yapabiliyor musun? Gücün yetiyor mu? Yap da görelim..." diyebilir ama konusuna hâkim olması şartıyla! Bir parti lideri önündeki metnin düzyazı mı yoksa şiir mi olduğunu bile anlamadan hüküm verip muhatabına düello misâli bir davet yapmaya kalkıştığı takdirde, ortaya böyle bir garabet çıkar!
Anamuhalefet lideri böyle yapıyor da basınımız sanki farklı mı?
Kılıçdaroğlu'nun dün yaptığı konuşmadan hemen sonra, Necip Fazıl'ın "Gençliğe Hitabe"sinin tamamı olduğu iddia edilen bir metin hemen internet sitelerinde boygösterdi... Hem de "İşte, Necip Fazıl'ın şiirinin tamamı" başlığı ile...
Ama ne metin...
Necip Fazıl'ın bu meşhur konuşması, 1970'lerin sonuna doğru kaset olarak elden ele dolaşırdı. Ses arşivi yapmaya meraklı olduğum için kasetten o senelerde ben de almıştım ve hâlâ muhafaza ederim.
ZAHMETE NE GEREK VAR?
Adamın biri oturmuş, Necip Fazıl'ın kasetteki sözlerini yazıya geçirmiş ama dünya kadar eksik yahut hata ile kâğıda aktardığını zannetmiş, sonra bu metni tutup internete koymuş...
İnternete düşen hemen her veri doğru mu, yanlış mı yahut noksan mı diye bakılmadan kopyalandığı için bu metin de binlerce sitede yer bulmuş. Bazı sitelerde ses kaydının aslı da var ama ortada hazır bir metin bulunduğuna inanıldığı için metin ile kaydı mukayeseye ne gerek var? Basınımız da böyle yapmış, bu eksik ve yanlış metni alıp internetteki sayfalarına bir güzel aktarmışlar! Üstelik "İşte, Necip Fazıl'ın şiirinin tamamı" diyerek!
Şiir zannedilen ve sıra sıra yanlışlarla dolu olan bu düzyazı, bugün büyük ihtimalle gazetelerde de çıkacak...
İşte "kitap" ve "kaynak" kavramlarını unutup herşeyi internette aramanın, dijital ortamda ne varsa tamamının doğru olduğuna inanmanın, hiçbir kontrol ihtiyacı duymadan yayınlamanın ve bütün bunları, üstüne üstlük düzyazı ile şiir arasındaki farkı bile bilmeden yapmaya kalkışmanın son örneği...
Şimdiye kadar "Google nesli"nin okumaktan hazzetmeyen gençlerden ibaret olduğunu zannederdim, meğerse koskoca anamuhalefet partisinin lideri bile artık aynı kolaycılığı tercih ediyormuş...