Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İSRAİL'in Gazze'ye günlerden buyana ölüm yağdırması, kadın-erkek, genç-ihtiyar ve çoluk-çocuk demeden sivil halkın canını alması Türkiye'yi de ayağa kaldırdı...

        Ortadoğu'da olup bitenlere ve yaşanan en kanlı hadiselere karşı devletimiz bundan birkaç sene öncesine kadar tamamen kayıtsız kalır, dışişlerimiz İsrail'in en kanlı katliamlarını bile göstermelik kınama bildirileri ile geçiştirir ve sokaktaki vatandaş da oralarda nelerin olup bittiği ile hiçbir şekilde alâkadar olmazdı. Ama zamanla herşey değişti ve Gazze'de yaşanan son facianın ardından Türkiye'nin sesi şimdi Arap dünyasının neredeyse tamamının sadâsını bastırır hâle geldi...

        Gazze konusunda böyle hassasiyet gösterirken, bugünlerde bizim için yine Gazze ile ilgili son derece önemli bir olayın yıldönümünü hatırlayamadık: Kasım ayının, Gazze'nin elimizden çıkışının tam 95. yıldönümü olduğunu...

        TAM 95 YIL GEÇMİŞ

        İsrail'in şimdi ateş yağdırdığı ve masum ve sivil Filistinliler'in canını aldığı Gazze'de, bundan tam 95 sene önce, yani 1917 Kasım'ında, Anadolu'nun dört bir tarafından gönderilmiş Mehmetçikler can veriyordu!

        Kısaca hatırlatayım:

        Türkiye, bundan 98 sene önce yine bugünlerde, 1914'ün 11 Kasım'ında dünya savaşına girmiş, varını-yoğunu bu savaşta harcamış ama cepheler ardarda çökmüştü ve çöken cepheler arasında Filistin de vardı...

        Savaşa girmemizin hemen ardından, Filistin'de İngiliz birliklerine karşı mücadele ettik, Gazze'de İngilizler ile ardarda üç muharebe yaşadık ve 6 Kasım 1917'deki üçüncü muharebenin hemen ertesi günü, yani 7 Kasım'da tamamen geri çekilmek zorunda kaldık.

        Gazze'nin ardından 120 kilometre daha geriye gidip Suriye de tutunmaya çalıştığımız sırada da Filistin'in tamamı elimizden çıkıverdi...

        Biz böyle geri çekildikçe İngilizler ilerlediler, 17 Kasım'da Yafa işgal edildi ve 9 Aralık'ta da 401 sene boyunca Türk hâkimiyetinde kalan Kudüs elden çıktı. İngiliz birliklerinin kumandanı Sir Edmund Henry Hynmann Allenby, o gün üç semâvî dinin de kutsal şehri olan Kudüs'ü işgal etti.

        KİBAR BİR GENERAL

        General Allenby'nin "Böyle bir şehre at üzerinde girilmesi ayıp olur" diyerek Kudüs'e Arapların "Hazreti İbrahim Kapısı" mânâsına gelen "Babu'l-Halil" yani "Halil Kapısı" dedikleri Yafa Kapısı'ndan yürüyerek girdiğinin duyulmasının ardından, hemen o gece, Londra'nın yanısıra Berlin'de de tuhaf bir hadise yaşandı: Müttefikimiz olan Almanlar, Kudüs'ün hem bizim hem de kendilerinin düşmanı İngilizler tarafından işgal edildiğini öğrenince o gece kiliselerinde şükür âyini yapıp zafer çanları çaldılar. İngiltere gerçi Almanya'nın da düşmanı idi ama asırlar boyunca Müslümanlar'ın hâkim olduğu Kudüs artık eski sahiplerinin, yani Haçlılar'ın soyundan gelen bir milletin eline geçmişti!

        Gazze'de bugün yaşanan katliama karşı çıkmak insanlık vazifesidir ama o topraklarda bundan tam 95 sene önce onbinlerce Mehmetçik'i bir daha dönmemek üzere bırakmış olduğumuzu hatırlamak da bizler için vicdanî bir borçtur.

        Diğer Yazılar