Yırtık don sâkinleri ve göbekçiler
MESLEK büyüğümüz Orhan Birgit, anılarının ikinci cildini de yayınladı...
Birgit, "Kalbur Saman İçinde" isimli hatıralarının bu bölümünde gazetecilikten ziyade 1960'lardan sonraki siyasi hayatını anlatıyor ve ağırlığı milletvekili olduğu CHP'de o senelerde yaşananlara veriyor...
"Kalbur Saman İçinde"yi okurken, CHP'nin görevinin 1960'ların sonundan itibaren iktidardaki Süleyman Demirel'in Adalet Partisi'ne muhalefet etmekten ziyade bir parti içi kavgaya döndüğünü, parti yöneticilerinin sadece birbirlerini yemekle meşgul olduklarını, CHP'lilerin siyaseti Meclis'te değil Genel Merkez'de yaptıklarını ve bu siyasetin temelinde de hizipçiliğin yattığını öğreniyorsunuz...
"Parti içinde klik kurmak istendiğinde neler yapılır?", "Genel Başkan'ı düşürme mücadelesi nasıl sürdürülür?", "Ana muhalefetin aslî görevi olan iktidar partisine muhalefet meselesi bir yana bırakılıp Genel Merkez'e muhalefet faaliyetine ne şekilde dönüştürülür?", "Parti kongrelerinde rakiplere ve delegelere karşı hangi taktikler uygulanır?", "Liste savaşlarından zaferle çıkmanın yolları nelerdir?" ve "Bir siyasî partinin iktidarda bile olsa kendi milletvekillerine karşı tatbik edeceği şaşırtma politikalarının temelleri nelerdir?" gibisinden parti didişmelerinin geleneksel esaslarını ayrıntılı şekilde öğrenmek istiyorsanız Orhan Birgit'in kitabını okumalısınız!
'ORTANIN ORTACILARI'
Ben, vaktiyle CHP'nin parti içi literatüründe kullanılmış ama siyaset dünyasında her nedense yaygınlık kazanamamış olan "yırtık don sâkinleri", "ortanın ortacıları" ve "göbekçiler" gibi bazı terimlerin mevcudiyetini ve ne mânâya geldiklerini de Orhan Bey'in hatıralarından öğrendim...
Meğerse, Bülent Ecevit'in genel sekreterliğe aday olduğu senelerde İsmet Paşa'nın bu adaylığı desteklemesine karşı çıkan Kemal Satır grubuna "yırtık don sâkinleri" denirmiş. Orhan Bey'in yazdıklarından bu deyimin İsmet İnönü mü yoksa Turhan Feyzioğlu tarafından mı verildiğini pek açık şekilde anlayamıyoruz ama Ecevit yanlıları Kemal Satır taraftarlarına "göbekçiler" dermiş; Bülent Ecevit'in hazırladığı listeyi delmeye çalışanların ismi de "ortanın ortacıları" imiş...
Diyelim ki genel başkanlığa göz dikip parti içi bir ayaklanma başlattınız, hattâ kongrede delegeleri de kazandınız ama seçmeniniz sizden pek hoşlanmıyor ve isyanınıza meşruiyet kazandırmak, üzerinize dikkat ve muhabbet çekmek istiyorsunuz...
HİZİPÇİYE TAKTİKLER!
Orhan Birgit'in yazdıklarından 1970'lerde bunun yolunun Çankaya merkezli bir randevu operasyonundan geçtiğini öğreniyoruz. Parti içinde kazan kaldıran ekibin liderine cumhurbaşkanından binbir güçlükle ve mutlaka gizli kalması şartıyla randevu alacaksınız, lider adayı köşke çıktığı sırada en saf milletvekillerinden birini arayıp "Ortalıkta bir görüşme dedikodusu dolaşıyor" diyeceksiniz... O saf arkadaşınız da hemen haber ajanslarına telefon edip "Neler oluyor?" diye soracak, gazeteciler Çankaya'nın kapısına yığılacaklar, cumhurbaşkanı "Buluşma hani gizli tutulacaktı? Güle güle beyefendi!" deyip görüşmeye onuncu dakikada son verecek, gazetecilerin gözleri önünde köşkten ayrılacaksınız ve çevrilen bütün bu manevralardan habersiz olan parti tabanı da "Genç lider adayı meğerse ne kadar büyük adammış; baksanıza, Cumhurbaşkanı daha şimdiden davet bile etmiş!" diye düşünecek...
"Kalbur Saman İçinde"yi okuduğunuz takdirde böyle daha dünya kadar taktiği, ince politik manevraları ve nice hizipleşme metodlarını mükemmel şekilde öğrenebilirsiniz...
Gazeteci ağabeyimiz Orhan Birgit, bu son kitabı ile siyasî tarihimize hakikaten çok büyük bir katkıda bulunmuş; CHP'de kırk küsur seneden buyana devam eden didişmelerin ve partinin yarım asırdan fazla bir zamandır bir türlü tek başına iktidar olamamasının sebepleri ile sırlarını her bakımdan aydınlığa kavuşturmuştur, ellerine sağlık!