Son Dakika

Şoka gel şokaaa!

28.12.2012 - 09:35 | Güncelleme:

TÜRKİYE, vefatının üzerinden 739 sene geçtikten sonra, Hazreti Mevlânâ'yı şimdi yeniden keşfediyor...
Gazetelerde ve internet sitelerinde "Şok, şok, şok! Mevlânâ hakkında şok iddia... 'Gel gel, ne olursan ol yine gel' diye başlayan şiir meğerse Mevlânâ'ya ait değilmiş" başlıklı haberleri görmüşsünüzdür...
Bu meşhur dörtlük, daha doğrusu "rubai" hakkında bazı üniversite hocaları bir açıklama yapmışlar, Mevlânâ'ya ait olmadığını söylemişler ve basınımız da açıklamayı almış ve büyütmüş.
Sanki yeni ortaya çıkartılmış ve kimselerin bilmediği birşeymiş gibi...
"Gel, gel ne olursan ol yine gel" diye başlayan meşhur dörtlüğün Mevlânâ'nın değil, ondan üç asır önce yaşamış Ebû Said Ebu'l-hayr'ın olduğu halk arasında pek bilinmezdi ama edebiyatçıların, Mevlevîler'in ve akademik çevrelerin zaten mâlûmu idi...

MAL BULMUŞ MAĞRİBÎ
İşin tuhaf tarafı, akademik dünyanın bildiği ve hakkında daha önce yayın da yapılmış olan bir konunun üniversite hocaları tarafından şimdi yepyeni bir buluşmuş gibi tekrar gündeme getirilmesi ve basınımızın da mal bulmuş mağribî gibi bu mükerrer keşif iddiasının üzerine atlaması!
Gazeteler ve internet siteleri bu hafta "Şok, şok, şok! Mevlânâ konusunda şok!" başlığı ile kullandığı haberin aynını çok değil, bundan dört sene önce de vermişti ve kaynak, Fatih Altaylı ile yaptığımız "Teke Tek Özel" programı idi... 2008'in 27 Kasım gecesi Prof. İlber Ortaylı'nın da katıldığı programda söz Mevlânâ'ya ve ona atfedilen bazı sözlere gelmiş, meşhur rübainin Mevlânâ'nın değil Ebu'l-hayr'ın olduğunu söylemiştim ve gazeteler ile internet siteleri anlattıklarımı hemen ertesi gün şimdi olduğu gibi "Şok, şok, şok!" başlıklarıyla vermişler, tartışmaya daha sonra haftalık dergiler de dâhil olmuştu.
Haydi, basınımız artık dün ne yediğini bile unutacak kadar balık hafızalı bir hâle geldi diyelim ama üniversite hocalarının senelerden buyana yazılmış ve söylenmiş bir konuyu sanki yepyeni bir bilgi imişçesine ortaya sürmelerine ne diyeceğiz? Eski yayınları takip etmeme, onlar hakkında bilgi sahibi olmama mı yoksa bilimsel bahislerin bile sansasyon malzemesi haline getirilmesi çabası mı?
Bana sorarsanız, ikincisi... Akademik camiaya son senelerde ârız olan bu tuhaflık, yani üniversite hocalarının ilmî kaliteleri ve ortaya koydukları eserleri ile bilinmeyi önemsemeyip tanınma, meşhur ve hattâ yıldız olma heveslerinin neticesi!

ÂHİR ZAMAN ULEMÂSI
Merak edenler için, şimdi yeniden gündeme gelen meşhur rübâide şairinin aslında ne dediğini tekrar hatırlatayım:
Dörtlükte geçen "Bâzâ" sözü Farsça'da "yine, tekrar gel" demektir ve klasik Farsça'da aynı zamanda "tövbe et" anlamına da gelir. Dörtlük bugün "Gel, gel, ne olursan ol gene gel, kâfir de, putperest de olsan, ateşe de tapsan gene gel... Bizim dergâhımız ümidsizlik dergâhı değildir, yüz kerre de tövbeni bozmuş olsan yine gel" diye tercüme edilmektedir ama "bâzâ"yı yahut ifadenin aslı olan "bâz âmeden" kavramını "tövbe et" şeklinde aldığımız takdirde mânâ tamamen değişir; "Tövbe et, ne olursan ol tövbe et; kâfir de, putperest de olsan, ateşe de tapsan tövbe et... Bizim dergâhımız ümidsizlik dergâhı değildir, yüz kerre de tövbeni bozmuş olsan tövbe et" hâline gelir. Yani, şair "Gel, gel de istersen yanında putunu da getir, beraberce tapınalım" değil, "Tövbe et, öyle gel" demektedir!
Dörtlük, dolayısı ile sansasyon ve reklam meraklarına artık Hazreti Mevlânâ'yı bile âlet eden âhir zaman ulemâsına hitaben söylenmiş gibidir!


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • talebe1 28 Aralık 2012 Cuma 22:25
    selam üstadım üniversite profları daha yeni ,yeni rubaileri okumayı öğreniyorlar eski farsçayı zamanla öğrenirler ,bu tip proflar,doçlar öğr.gör ,eğit grövlilerinin albayrak okuması gibi yeni yeni öğreniyorlar proğramlarınız tekrarı olmazsa özellike gündüz vakitlerde , olacağı bu proflar falan bi haber yaşarlar dünyadan ,sizin proğramların yayınlandığı günlerde onlar ılık sütleri içip ilk akşamdan uyuyorlar görünüyor saygılarımla ,sağlıcakla kalın,hoşçakalın
  • ribozom 28 Aralık 2012 Cuma 19:57
    ee şimdi mevlanaya ne olacak? şeb-i aruz törenleri bundan sonra iptal o zaman! ya da, yaşasın yeni "mevlana ebul hayr" mı diyeceğiz.?
  • misafir- 28 Aralık 2012 Cuma 17:17
    rahmetli timurtaş hoca "gel ne olursan gel" i açıklarken , şarap şişesiyle değil , şarap şişesini kapının önüne koy öyle gel demişti... allah rahmet eylesin ...
  • attractivee 28 Aralık 2012 Cuma 16:27
    murat bey umarım bu yorumu okursunuz. tarihin arka odası programında çok fazla geyiğe sarıyorsunuz. sizi severim ancak bu malesef benim gibi tarih meraklılarını çok üzüyor. örneğin geçen hafta 2. bayezid konusu işlenecekti saat 23:15 de program başladı ancak 2. bayezide geçtiğinizde saatler 01:45 i gösteriyordu. sürekli daldan dala atladınız. oysa değerli bilgilerinizden yararlanmak isteriz.
Kalan karakter : 300