Ertuğrul Özkök, Türklük'ten istifa eden ikinci kişidir!
ERTUĞRUL ağabey (Özkök), geçenlerde "Bugün itibariyle Türklüğümden vazgeçiyorum" diye yazdı ve sadece Türklüğünden değil, "Beyaz Türklük"ten de istifa etti.
İstifasının sebebi milliyetine karşı hissettiği nefret falan değil, bazı çevrelerin kendisini "Kürt çözümünün önündeki en büyük engel" diye göstermesi imiş... Meselenin çözümü için bundan böyle Türklüğünü bırakıp "pasaportlu bir haymatlos", yani "vatansız" olacakmış...
Ertuğrul ağabeyin Kürt meselesinin halline hakikaten engel teşkil edip etmediğini, istifasının yorumunu yahut son zamanlarda pek bir moda olan "Beyaz Türk" tuhaflığını falan bir tarafa bırakarak sadece bu "Türklük'ten istifa" bahsinin üzerinde durayım:
Özkök, "Türklüğünden vazgeçen" ve bunu açıkça yazan bildiğim kadarı ile ikinci kişidir; "milliyetini artık bir tarafa bıraktığını" açıkça ilk defa söyleyip yazan da, imparatorluğun son senelerinin önde gelen din âlimlerinden ve siyasetçilerinden olan ve Sultan Vahideddin'in de şeyhülislâmlığını yapan Mustafa Sabri Efendi'dir.
DİN ÂLİMİ POLİTİKACI
Mustafa Sabri Efendi, 1869'da Tokat'ta doğdu. Kayseri'de ve İstanbul'da medrese tahsili gördü, sonra siyasete girdi, Hürriyet ve İtilâf Partisi'nin kurucularından oldu ve Tokat'tan milletvekili seçildi. O günlerin en sert şekilde konuşup yazan politikacılarından idi, siyasî ve dinî çok sayıda yazı kaleme aldı, Damad Ferid Paşa hükümetlerinde dört defa şeyhülislâmlığa getirildi ve "sadrazam" yani "başbakan" vekilliği de yaptı. 1922'de zaferin ardından Türkiye'yi terkedip Romanya'ya gitti, Lozan Anlaşması'ndan sonra hazırlanan "150'likler" listesine alındı, Romanya'dan Yunanistan'a, oradan da Hicaz ile Mısır'a geçti ve hayatını 1954'te Mısır'da noktaladı.
Sabık şeyhülislâm, sürgün senelerinde de dinî eserlerin yanısıra siyasî yayınlar da yaptı, gazeteler çıkartıp kitaplar yazdı ve Türkiye'deki yeni rejimin en şiddetli muhaliflerinden oldu. Kalemi kuvvetli, üslûbu da hayli sertti; polemiklerinde "ahmak", "mel'un", "hayvan" ve "köpek" gibisinden sözleri rahatça kullanırdı...
Siyasî yayınlarında sadece tek bir kişiye, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları için "âsî" fetvası veren ve bir ara kendisinden sonra şeyhülislâmlığa getirilen Dürrizâde Abdullah Efendi'ye hayran olduğunu, hattâ onu kıskandığını yazacak, Dürrîzâde'den başka kim varsa herkesi suçlayacaktı... Sultan Vahideddin, Mustafa Sabri Efendi'ye göre Mustafa Kemal Paşa'ya müsamaha gösterip yumuşak davrandığı; Halife Abdülmecid Efendi de Ankara ile anlaştığı için suçlu ve "günahkâr" idi. Bütün devlet ricâli ile bürokratlar da Ankara ne istedi ise yaptıkları için İslâm'a hıyanet etmişlerdi... Mustafa Kemal'in, arkadaşlarının ve Türkiye'deki yeni rejimin vaziyeti ise söylemeye gerek yok, zaten mâlûmdu!
1927'DE "İSTİFA" ETTİ
Mustafa Sabri Efendi'nin, "Türklükten istifa ettiğini" açıkça yazan ilk kişi olmasının sebebi, Millî Mücadele'ye karşı olan düşmanlıktan da ötede bu muhalefeti idi...
"Türklük'ten istifasını", sürgününün ilk senelerinde, Yunanistan'da bulunduğu sırada çıkarttığı "Yarın" gazetesinde 1927'nin 29 Temmuz'unda yayınladığı "İstifa Ediyorum" başlıklı şiiri ile duyurdu. Şiir, "Ben de aynıyla reddedip Türk'ü, / Attım üstümden en elîm yükü.. / Tevbe yarabbi tevbe Türklüğüme!.. / Beni Türk milletinden addetme!.." mısralarıyla son buluyordu!
Ertuğrul Özkök'ün "Türklük'ten istifa" konusunda öncülüğü kaptırdığı sâbık şeyhülislâmın öyküsü, kısaca işte böyle...