Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Genelkurmay Başkanlığı, Atatürk için kurduğu internet sitesinde Atatürk'ün ayakkabı numarasından sonra bir dizi Atatürk fotoğrafı yayınladı ve basınımız çoğu daha önce yayınlanmış olan bu resimleri "ilk" zannederek haberleştirdi. Ama, Genelkurmay bu fotoğraflar hakkında bilgi verirken bazı hatalar yapmıştı...

        GENELKURMAY Başkanlığı, arada bir çocuklara şeker dağıtır gibi Atatürk hakkında tarihî açıklamalar yapar ve pek bilinmeyen fotoğraflar yayınlar...

        Hafta başında Atatürk'ün gerçek boyu olduğunu iddia ettikleri "1.74"ü, kilosunu ve ayakkabı numarasını verdiler; son bonbon da önceki gün dağıtıldı ve Atatürk için açtıkları sitede fotoğraflarını yayınladılar.

        Gazetelerimizde ve internet basınımızda bir heyecan, bir heyecan ki sormayın! "İşte o fotoğraflar" diyeni mi ararsınız, "Genelkurmay, Atatürk'ün şimdiye kadar bilinmeyen görüntülerini yayınladı", yahut "Bilinmeyen fotoğraflar gün ışığına çıktı" başlığını atanları mı?

        ÇOĞU YAYINLANMIŞTI!

        Genelkurmay'ın yayınladığı son fotoğraf serisinde daha önce gördüğümü pek hatırlayamadığım sadece birkaç kare vardı ama resimlerin büyük bölümü az bilinir olmalarına rağmen vaktiyle zaten yayınlanmıştı... Dolayısı ile bir "fotoğraf hazinesinden" ve "şimdiye kadar bilinmeyenler"den sözetmek pek bir abesti!

        BİLİNMEYEN BİR FOTOĞRAF DA BENDEN...

        Ankara'da 1923 ile 1925 arasında çekilmiş olan bu fotoğrafta, Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa'nın yanında kayınbiraderi İsmail Vefik Bey var. Mustafa Kemal'in eşi Lâtife Hanım'ın kardeşi olan İsmail Bey daha sonra "Uşşaklı" soyadını alacak, hayata 1973'te veda edecek ve cenazesi 15 Aralık günü Şişli Camii'nden kaldırılarak Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilecektir.

        EKSİKLER VE YANLIŞLAR

        Fotoğrafların bazılarının, hattâ çoğunun daha önce yayınlanmış olmasını bir tarafa bırakalım... Genelkurmay'ın sitesinde resimler açıklanırken bazı hatalar yapılmış, tarihler ve mekânlar birbirine karıştırılmıştı ve hatanın bu kadarı açıkçası ayıp, hattâ ayıptan da öte idi. Yanlışlar dizgi yahut basit bilgi hatası sınırlarını çoktan aşmış, yabancı devlet adamlarını tanımamaya, hattâ kralları general zannetmeye kadar varmıştı...

        Bu sayfada, Genelkurmay'ın internet sitesinde yayınladığı Atatürk fotoğrafları hakkında bilgi verirken yaptığı yanlışların bazılarını gösteriyor ve doğrularını da veriyorum...

        O TARİHÇİLER NE OLDU?

        Bu yazdıklarımı "Atatürk düşmanlığı" yahut "asker karşıtlığı" diye değil, aksine "Atatürk'ün hatırasına yapılan ayıplara karşı çıkmak" olarak yorumlayın... Zira, Genelkurmay Başkanlığı'nın son asırların bu büyük başkumandanının fotoğraflarında bile hata yapması, artık hatırasına itina gösterilmemesi demektir ve hakikaten ayıptır!

        Genelkurmay'ın emrinde, özellikle de ATASE'de bir müddet öncesine kadar işinin erbâbı, mükemmel seviyede profesyonel askerî tarihçiler vardı...

        O tarihçilere ne oldu da işler şimdi bu hâle geldi, merak ediyorum...

        Osmanlı ordusunun sicil özeti, 'Safahat Cedveli' denen işte bu belgedir!

        GENELKURMAY'ın "Mustafa Kemal Atatürk'ün Özlük Dosyası" başlığı altında hafta başında Atatürk'ün boyu, kilosu ve ayakkabı numarası ile ilgili olarak yaptığı yayından sonra yazmıştım:

        Osmanlı dönemindeki hiçbir özlük dosyasında devlet memurlarının yahut askerlerin boyları, kiloları, üstelik ayakkabı numaraları yeralmazdı!

        Boydan "orta", "uzun", "kısa" yahut "ortadan uzunca" gibi ifadelerle bahsedilirdi; bizde o devirde kullanılmayan "kilo" ile kıt'a Avrupası'na mahsus ayakkabı ölçülerinin askerî özlük dosyasında bulunması da zaten imkânsızdı.

        Geçen çarşamba günü bunları yazdım ve Genelkurmay'ın elinde Atatürk'ün boyu yahut ayakkabı numarası konusunda bir belge varsa ortaya koyması, hattâ Atatürk'ün şimdiye kadar tamamı nedense ortaya çıkartılmayan özlük dosyasını da yayınlaması gerektiğini söyledim...

        Enver Paşa'nın "Sefahat Cedveli". Sayfanın altına askeri mahkemenin verdiği "askerlikten tardı" kararı yazılmış.

        Paşa'nın yeni harflere çevrilen şahsi dosyası.

        Zira, bir devletin kurucusu hakkındaki böylesine en basit bilgilerin bile o liderin vefatının üzerinden geçen 75 sene boyunca hâlâ sır gibi saklanmasının ve ortaya arada bir Kafdağı'ndan kar bağışlarcasına birkaç belge sürülmesinin hiçbir mânâsı yoktu. Atatürk sadece Genelkurmay'a ait değildi, milletin malı idi ve yalnızca özlük dosyası ile fotoğraflarının değil; onunla ilgili bütün belgelerin, tamamı bir türlü ortaya çıkmayan günlüklerinin ve yazışmalarının da eski harflerle olan orijinalleri ile beraber ciddî sivil araştırmacılara açılması gerekirdi.

        Genelkurmay'dan hiçbir cevap gelmedi ve "Mustafa Kemal Atatürk'ün özlük dosyasındaki ayakkabı numarası" şeklindeki garabet, internet sitesinde hâlâ duruyor.

        Sözünü ettiğim "özlük dosyası"nın ne olduğunun rahatça anlaşılabilmesi için, son dönem tarihimizde önemli yeri olan bir başka askerin benzer kayıtlarını yayınlıyorum.

        1 Kasım 1931'de hazırlanmış olan ve "Safahat Cedveli" başlığını taşıyan bu kayıt, Harbiye Nâzırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa'nın özlük dosyasının özetidir. Genelkurmay tarafından, Paşa'nın 2000'de vefat eden büyük kızı Dr. Mahpeyker Ürgüp'e babasından emekli maaşı bağlanması için yapacağı işlemlerde kullanabilmesi için talebi üzerine verilmiştir ve bu belgenin yanında ayrıca Paşa'nın "şahsî dosyasından" çıkartılmış üç sayfalık bir de "askerî safahat dökümü" vardır.

        "Safahat Cedveli"nden görüldüğü gibi, kayıtların yeni harflere nakledilmesi işi tâââ 1930'larda yapılmıştır, Enver Paşa ile aynı yılda doğmuş ve askerî okula ondan iki sene sonra girmiş olan Atatürk'ün özlük dosyası ile safahat cedvelinin de aynı şekilde olması gerekir.

        Yapılması gereken iş, sadece budur: Ülkenin kurtarıcısı ve yeni baştan çağdaş şekilde kurucusu olan lidere ait belgeler üzerindeki gereksiz tekeli kaldırarak "Acaba kayıtlarda birşeyler mi var da yayınlamıyorlar?" gibisinden şüphelerin ne kadar boş olduğunu göstermek ve memleketin bu büyük evlâdı hakkındaki elde olan herşeyi memleketin halkına mâletmek!

        İşte, Genelkurmay'ın bazı hataları ve doğruları... Bir zahmet düzeltiverin!

        * ALTINDA sadece "Mustafa Kemal, 1910" yazılı olan ve başka hiçbir açıklama bulunmayan üç adet fotoğraf: Fotoğraflar 1910'da, Fransa'nın kuzeyinde İngiliz Kanalı'nda küçük bir sahili bulunan Picardie'de çekilmiştir. Yüzbaşı Mustafa Kemal, Picardi'de o senenin 12 ile 18 Eylül günleri arasında düzenlenen manevralara gözlemci olarak katılmak üzere Fransa'ya gönderilmiş, şapkayı ilk defa bu seyahati sırasında giymiş, birkaç da fotoğraf çektirmiştir ve hakkında bilgi verilmeyen üç fotoğraf, işte bu seyahatin hatıralarındandır.

        * Mustafa Kemal, Sofya'da Ataşe militer iken (1914): Resimaltında "ataşemiliter" kelimesinin yazımındaki imlâ hatası bir yana, fotoğrafın Sofya ile alâkası yoktur. İddia edildiği tarihten dört sene önce, yani 1910'da Fransa'da ve yine Picardie'de çekilmiştir, Mustafa Kemal'i şapka ile ilk defa gösteren meşhur fotoğraflardan biridir, üstelik Falih Rıfkı Atay, resimdeki bu şapkayı "Çankaya"sında tatlı tatlı hikâye eder.

        * Mustafa Kemal, Eskişehir İstasyonu'nda Fransız Bakan Franklin Bouillon'u karşılıyor (1921): Tam adı Henryl Franklin-Bouillon olan Fransız politikacı, Ankara Anlaşması öncesinde Türkiye geldiğinde bakan falan değil, sadece politikacı ve diplomattır. Paul Painlevé'nin 1917'de kurduğu hükümette 27 Eylül ile 16 Kasım arasında sadece 20 günlüğüne devlet bakanı olmuştur, siyasî hayatındaki bakanlığı sadece bu 20 günden ibarettir ve 1921'de Fransız hükümeti tarafından görevlendirilerek Ankara'ya geldiği sırada bakan falan değil, sağcı Radikal Parti'nin liderlerindendir.

        * Afgan Generali Zahir Şah'ın Atatürk'e sunduğu fotoğraf: Genelkurmay'ın Atatürk Sitesi'ndeki "Atatürk'ün Özel Eşyaları-Fotoğraflar" sayfasının en sonunda yeralan bu resim bir generale falan değil, Afganistan'ın "Kralı" Zahir Şah'a aittir.

        1928'de Türkiye'ye resmî bir ziyaret yapan Afgan Kralı Amanullah Han'ın bir sene sonra devrilmesi üzerine ülkede yaşanan karışıklıkların ardından hanedan değişmiş, tahta Nadir Şah geçmiş ama 1933'te uğradığı bir suikastte can vermesi üzerine, yerini oğlu Zahir Şah almıştır.

        Tahtta 40 sene boyunca kalan Zahir Şah da 1973'te devrilecek, 29 seneliğine sürgüne gidecek, memleketine 2002'de saygı gören ama sıradan bir vatandaş olarak dönebilecek ve hayata 2007'de 93 yaşında iken Kâbil'de veda edecektir...

        Diğer Yazılar