Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Papa Fransuva, Vatikan'da geçen hafta 400 ile 800 kişi arasında oldukları tahmin edilen bir grubu "aziz" ilân etti. Katolik inancına göre "cennete girecekleri kesin" olan bu kişiler, Fatih'in 1480'de yaptırdığı "Otranto çıkarması"nda can veren Otranto sâkinleri idi. Merasim sırasında Sen Piyer Kilisesi'nin balkonuna Fatih'in "Hristiyanlar'ın canını alan" donanmasının temsilî resmi de asıldı.

        Vatikan'da geçen Pazar günü saatler süren bir âyin yapıldı ve Papa Fransuva önce biri Meksikalı ve diğeri Kolombiyalı iki rahibeyi "aziz" ilân etmesinin ardından Vatikan tarihinin "yüzlerce kişilik bir grubu toplu olarak azizliğe yükseltme" işini de tamamladı ve sayıları tam olarak bilinmeyen, 400 ile 800 arasında oldukları tahmin edilen "Otranto şehidleri"ni cennete gönderdi!

        Âyin öncesinde Sen Piyer Kilisesi'nin meydana bakan üst katlarındaki balkonlara o gün "aziz" olan iki rahibenin büyük boy resimlerinin yanısıra üzerinde bir idam sahnesinin ve ölümü bekleyen sıra sıra idamlıkların, arka plânda da bazı kadırgaların göründüğü büyük boyda bir halı yahut örtü asılmıştı.

        DONANMA ADRİYATİK'TE!

        Pek dikkatimizi çekmeyen bu görüntünün, bizimle gayet yakından alâkası vardı: Papa'nın o gün azizlik mertebesine yükselttiği "şehidler"i, yani balkona asılan görüntüdeki idamlıkları elindeki kılıçla doğrayan cellâd bir Osmanlı generali, arkada görünen kadırgalar da Fatih Sultan Mehmed'in donanması idi! Vatikan, bundan 533 sene önce yaşanmış bir mücadeleyi, Osmanlı donanmasının Fatih zamanında Güney İtalya'nın Otranto şehrine yaptığı çıkarmayı gündeme getiriyordu ve aziz ilân ettiği yüzlerce kişi, Fatih'in askerlerinin başında olan Gedik Ahmed Paşa tarafından idam edildiklerine inanılan Otrantolular idi...

        Şimdi, Hristiyan dünyasının yüzlerce senedir bir türlü unutamadığı bu "Otranto Harekâtı"nı biraz daha yakından anlatayım:

        Fatih Sultan Mehmed'in donanması 1470'lerin sonunda Rodos'u kuşatmış ama aylarca devam eden kuşatma netice vermemiş ve adayı ellerinde bulunduran Saint Jean şövalyelerinin mükemmel savunmaları karşısında donanma geri dönmüştü.

        Rodos'ta ertesi sene yeni bir kuşatma beklenirken Fatih şaşırtıcı bir karar vermiş ve Gedik Ahmed Paşa'nın kumandasındaki donanmayı Ege'nin daha ötesine, Adriyatik sahillerine göndermiş ve Güney İtalya'nın Pulya bölgesine çıkarma yapılmasını emretmişti. Böylelikle o bölgelerin hâkimi olan Napoli Krallığı'na darbe vurulacak, İtalya'nın batısının ardından doğu bölgeleri de zamanla düşecek, yani Roma fethedilecekti!

        Türk donanması, 1480 Temmuz'unun son günlerinde Pulya'nın limanı Otranto'nun açıklarına ulaştı ve şehri iki hafta boyunca bombardıman etti. Kadırgalardaki askerler 11 Ağustos'ta karaya çıktılar ve Gedik Ahmed Paşa, cuma namazını maiyetiyle beraber Otranto'daki katedralde kıldı...

        KIZIL ELMA'NIN İLK AŞAMASI

        Otranto seferi, o zamanlar "Kızıl Elma" diye bilinen Roma'ya hâkim olma plânının ilk aşaması idi. Yıldırım Bayezid'in "Atıma, yemini Roma'daki Sen Piyer Kilisesi'nin mihrabında yedireceğim" dediği biliniyordu ve Fatih'in o zamana kadar Roma ile nihayet bulan "Kızıl Elma" sınırını Paris'e kadar uzattığı ve Notre Dame Katedrali'nin kulelerine Osmanlı sancakları dikeceğinden sözettiği duyulmuştu.

        Gedik Ahmed Paşa'nın Otranto'ya çıkışı ile Kızıl Elma hayalinin ilk aşaması hayat bulmuş ve birlikler İtalya'nın çizmesinde bir köprübaşı elde etmişlerdi... Roma'ya, oradan da Paris'e uzanan yol artık Otranto'dan geçiyordu. Gedik Ahmed Paşa'nın şehri alması sadece İtalya'da değil bütün Avrupa'da panik yaratmış, Türk korkusu yüzünden göçler başlamış, hattâ Papa bile bir ara Roma'yı terkedip Fransa'ya gitmeyi düşünmüş ve Roma'da kalmayı askerlerinin verdiği garantilerden sonra kabul edebilmişti... Ama hem kendi askerleri, hem de diğer Hristiyan memleketlerden gelen birlikler "Bu iş bedavaya olmaz, bedeli vardır" demişler, Papa'yı koruma karşılığı olarak Vatikan'daki bütün gümüşleri talan etmişlerdi!

        1539'DAN BUYANA ÇALIŞTILAR

        Otranto'da ise bitmeyen bir sevk faaliyeti vardı... Osmanlı donanmasına karşı koyanlar ile İslamiyet'i kabul etmeyenlerin bazılarının idam edildikleri, hayatta bırakılanların da gemilere doldurulup esir olarak İstanbul'a gönderildikleri ve birliklerin İtalya'nın içlerine doğru ilerlemeye hazırlandıkları söyleniyordu.

        İşte bu günlerde, Gedik Ahmed Paşa'nın ordugâhına kara bir haber geldi: Paşa'yı İtalya'ya gönderen hükümdar, yani Fatih Sultan Mehmed artık hayatta değildi! Tahta büyük oğlu Bayezid çıkmıştı ve Gedik Ahmed Paşa'yı geri çağırıyordu...

        Bu emir üzerine birlikler Otranto'yu boşalttılar ve gemilerle İstanbul'a döndüler...

        Papa Fransuva'nın geçen Pazar günü "aziz" ilân ettiği "Otranto şehidleri" efsanesi de o günlerde doğdu...

        Osmanlı donanmasına karşı mücadele edenlerin başında, Antonio Primaldo adında bir Otrantolu vardı. Primaldo ile şehirlerini müdafaaya çalışan Otrantolular bir iddiaya göre savaşırken can vermiş, bir başka iddiaya göre de İslamiyet'i kabul etmedikleri için Gedik Ahmed Paşa tarafından idam ettirilmişlerdi. Kaç kişi oldukları hakkında kesin bir kayıt yoktu ve asırlar boyunca 278 ile 1300 arasında değişen sayılar ortaya atıldı...

        Otrantolular, 1480'in 11 Ağustos'unda yaşanan muharebede hayatlarını kaybedenlerden yahut sonradan idam edilenlerden 278'inin kurukafaları ile kemiklerini şehir merkezindeki katedrale taşıyıp çok büyük camekânlara doldurdular ve hâlâ muhafaza ediyorlar!

        Vatikan, Primaldo ile arkadaşlarını asırlar boyunca unutmadı ve "aziz" ilân edilmeleri çabaları tâââ 16. asırda başladı. 1539'da kutsandılar, azizliğin ilk basamağı olan "Béatification" merasimini de 1771'de o zamanın Papa'sı 14. Clement idare etti. Derken, aradan iki asırdan fazla zaman geçti ve Papa 16. Benedictus, bu senenin 11 Şubat'ında makamından ayrılacağını açıklamasından birkaç dakika önce hepsini "azizlik" makamına yükseltti. Papa Fransuva da geçen Pazar günü sayıları tam olarak bilinmeyen "Otranto Şehidleri"ni toplu halde aziz ilân etti ve isimleri Katolik Kilisesi'nin "azizler defteri"ne başta Antonio Primaldo olmak üzere yine toplu olarak, yani "Primaldo ve arkadaşları" diye yazıldı...

        Papa'nın geçen hafta yaptığı ve Vatikan tarihinin en büyük "toplu azizlik ilânı" olan merasimin temelinde, işte bundan 533 sene önceki askerî harekâtımız vardı...

        HANİMİŞ "DİNLERARASI DİYALOG?

        Üzerinde durup düşünmemiz gereken mesele işte burada: Birkaç yıl önce "Avrupa Birliği başka bir kültürdür, içerisinde Türkiye'ye yer yoktur" diyen Papa 16. Benedictus makamını terkedeceğini açıkladığı gün 533 senedir devam eden kan dâvâsını neticeye bağlamak için Fatih'in askerlerinin karşısında canından olan Antonio Primaldo ile arkadaşlarını "aziz" ilân ediyor; yerini alan yeni Papa Fransuva karara büyük bir âyinle resmiyet kazandırıyor, biz ise hâlâ "dinlerarası diyalog"dan falan bahsedip duruyoruz...

        Otranto fatihini idam eden Bayezid 'Gedik'i tepeledim' diye yazıyordu

        Azizler, Katolik doktrinine göre cennete girecekleri kesin olan kişilerdir, şefaatleri Allah katında kabul edilecektir ve dolayısı ile her Katolik, Hazreti İsa ile Hazreti Meryem'in yanısıra azizlere de dua edip şefaat isteyebilirler...

        MUCİZELER ARAYIŞI

        Kilise, "azizlik" mertebesine yükseltme işini dört aşamada hayata geçirir. Önce, o kişinin veya kişilerin "Hristiyanlığa büyük hizmetlerde bulundukları" ilân edilir, sonra kutsanır, ardından "ermiş" yapılır ve nihayet "aziz" ilân edilirler...

        Bütün bunlar yapılırken aziz adaylarının mucizeleri aranır ve "azizlik" mertebesine bu mucizelerin belirlenmesinden sonra yükselebilirler.

        Vatikan, asırlar boyunca Antonio Primaldo ve arkadaşlarının mucizelerini tesbit etmeye çalıştı... Önce "mezarlarından çıkıp öldükleri yerlerde dolaştıklarının görüldüğünü" duyurdu, ardından "Otranto'daki kemiklere dokunan hastaların şifa bulduklarını" açıkladı ve azizlik mertebesine yükselmeleri işte bu "mucize"lerin belirlenmesinden sonra yapıldı!

        KÖTÜ BİR ÂKIBET!

        Peki, Otranto'dan İstanbul'a dönen Gedik Ahmed Paşa'nın âkıbeti nasıl oldu dersiniz?

        Hiç de hoş olmadı! 1482'nin 18 Kasım'ında, Fatih'in oğlu İkinci Bayezid tarafından idam ettirildi... Paşa, o sıralarda henüz yeni inşa edilmekte olan Topkapı Sarayı'nda hükümdarın verdiği bir ziyafete davet edildi, yemekler yenilip vezirlere âdet üzere kaftanlar giydirilirken Gedik'e siyah kaftan sunuldu... Bu, "Hayatın buraya kadarmış" demekti ve Bayezid'in bir işaretiyle, dilsiz cellâdlar Paşa'yı hemen orada boğdular, bir iddiaya göre de hançerleriyle parça parça ettiler..

        İdamın gerekçesi, kardeşi Cem Sultan ile yıllar sürecek bir mücadeleye girişmiş olan Bayezid'in, Paşa'nın Cem ile mektuplaştığı yolunda aldığı ihbarlar idi... Bayezid, daha sonra adamlarından İskender'e gönderdiği bir mektupta "...Bilesin ki Gedik'i tepeledim. Sen de Cem'in oğlunu mecal vermeyip boğdur ama kimseler bilmesin" diye yazacaktı!

        Diğer Yazılar