Dünyayı bir camekândan seyreden 800 yaşındaki Selçuklu mumyaları
Resmî adı "İlhanlılar" olan ve Selçuklu Devleti'ni 13. asırda işgal edip boyunduruk altına alan Moğollar zamanına ait sekiz adet mumya, bugün Amasya Müzesi'nde teşhir ediliyor. Devletin önde gelen Müslüman idarecilerine ait olan mumyalar seneler boyunca "evliya cenazesi" olarak görülmüş ve ellerinin öpülmesine çalışılmıştı.
EN genci henüz 800 yaşında dört kişilik bir aile... Anne, baba, bir erkek ve de bir kız çocuk, tam sekiz asırdan buyana gözlerini kırpmadan, yukarıda biryerlere bakıyorlar...
Hemen yanıbaşlarında da, onlar gibi tavanları süzen iki kişi ile iki çocuk daha var...
Bu sekiz kişi, Türkiye'nin en zengin mumya kolleksiyonunun parçalarıdır. Hayat çizgileri Amasya'da 14. yüzyılda, Selçuklu gücünün artık son bulup Anadolu'da resmî isimleri "İlhanlılar" olan Moğollar'ın, hâkimiyet kurduğu zamanlarda başlamış ve orada noktalanmıştır...
İYİ PERVANELERDENDİ
Karısı ve iki çocuğuyla beraber mumyalanan Amasyalı'nın ismi Mehmed, unvanı da "Pervane"dir. "Pervane", o devirde Selçuklu hükümdarının vezirliğini yapan ama taht merkezi aslında çok uzaklarda, Asya'nın derinlerinde olan Moğol hükümdarı için çalışan en güçlü devlet memurudur. Bugünün başbakanı yahut başkumandanı gibisinden bir konumdadır. Asıl vazifesi Selçuklu sultanının kendi başına bir işe kalkışmasını, vergilerin gecikmesini ve halkın İlhanlı efendilere başkaldırmasını önlemektir.
İlhanlı boyunduruğu yıllarında pervanelerin hem iyisi, hem kötüsü olmuştur ve Muhammed Bey halka zulmetmeyen "iyi" pervanelerdendir...
Aile ile beraber 800 seneden beri gömülmeden bekleyen diğer iki kişi ise, İlhanlılar'ın İşbua ve Camudah adındaki Amasya valileridir. İkisi de Müslüman'dır, zira sünnetlidirler. Selçuklu tarihçilerine göre yaşadıkları dönem İlhanlılar'ın İslamiyet'i henüz kabul ettikleri bir devirdir, İlhanlılar o senelerde eski gelenekleri ile şamanist inançlarını devam ettirmektedirler ve ölülerini mumyalamakta bu yüzden bir beis görmemişlerdir.
Şimdi uzunca birer camekânın içinde tavana bakan altı kişinin o camekânlara girinceye kadar yaptıkları sekiz asırlık yolculuk da ayrı bir maceradır...
MUMYANIN ELİNİ ÖPTÜLER
Öldükleri zaman,"zîr-i zemîn" denen, yani "zeminin altı" demek olan Selçuklu mezarlarına defnedilmişlerdir...
Amasya'da 1920'lerde yol yapılırken bulunan bir "zîr-i zemîn" mezarda ortaya çıkan mumyalar, bir aralık Bayezid Camii'nde teşhire konur, hattâ üzerlerinden bir de sel geçer. Suların verdiği hasarın tamirinden sonra müzeye kaldırılırlar ama bu defa şifa arayanların akınına uğrarlar. "Bunlar evliya, evliya eli öpmek şifa getirir" dendiğini duyan türlü-çeşitli hastalıkların müptelâları, mumyaların elini-ayağını öpmeye koşarlar.
KİLİTLİ CAMEKÂNLARDALAR
İşbua Noyan, Camudah ve Mehmed Pervane ile ailesi bu şifa akınından sonra şimdiki mezarları olan kilitli tahta camekânlara nakledilmişlerdir. Başlarına gelen bu kadar maceradan sonra bozulup dağılmamalarını şimdi modern aletler sağlamakta ve söylendiğine göre "Şu evliyanın elini öpeyim, belki şifa bulurum..." diye düşünenler müzede hâlâ fırsat aramaktadırlar...
19. yüzyıl sonlarında İstanbul'daki bir hammal.
HATTIN BÜYÜK ÜSTADLARI
Veliyyüddin Efendi
İSTANBULLU bir Yeniçeri ailesindendi. Talik yazıyı Durmuşzade Ahmed Efendi'den meşketti ve celî hatta en üst düzeye ulaştı. Galata kadılığı görevinden sonra Mekke'ye tayin edildi, ardından Anadolu ve Rumeli kazaskeri oldu ve 1759'da şeyhülislamlığa getirildi. Ne var ki, hastalığı dolayısıyla beyaz şeyhülislamlık kürkünü padişahın huzurunda giyemedi ve mecburiyetten kaynaklanan bu hareketi hakaret kabul edildiği için Bursa'ya sürüldü.
1766'da tekrar şeyhülislam oldu ve 1768'deki ölümüne kadar bu görevde kaldı, hayatta iken hazırlattığı Şeyh Murad Dergâhı Mezarlığı'ndaki kabre defnedildi.
Veliyyüddin Efendi'nin en güzel eserlerinden biri, Hekimzade Ali Paşa Camii'ne bitişik sebil üzerindeki kitabesidir. Medine'de, Hz. Muhammed'in türbesine bitişik olan ancak şimdi mevcut bulunmayan kütüphanenin hatlarını da o yazmıştı.
Hallac-ı Mansur'un idamı.
İFTAR MUTFAĞI
Yoğurtlu şalgam
MALZEME
- Şalgam
- Un, tereyağı
- Yoğurt
- Etsuyu
ŞALGAMI soyup doğrayın, suda haşladıktan sonra una bulayıp silkeleyin ve yağda kızartın. Tepsiye kat kat istif edip tuzunu serpin. Daha sonra etsuyu ilave edip yumuşayıncaya kadar pişirin. Suyu çekince azar azar etsuyu ilave etmeye devam edin. Piştikten sonra tuzla karıştırılmış yoğurdu üzerine gezdirip karabiberli kızgın tereyağı dökün ve soğumadan yiyin.