ATASE konusunda birkaç öneri
BU köşede bu hafta iki defa Genelkurmay'ın askerî tarih arşivinde, yani ATASE olarak bilinen Genelkurmay'ın Askerî Tarih ve Stratejik Etüdler Dairesi Başkanlığı'nda araştırma yapmak isteyen tarihçilerin karşılaştıkları zorluklardan bahsettim. Sözünü ettiğim yahut köşemde yer kalmadığı için yazamadığım bu zorluklardan bazılarını yeniden sıralayayım:
■ Askerî tarih arşivine devlet arşivlerinde olduğu gibi araştırmanın gerektirdiği anda gidilemiyor, randevu alınarak çalışılabiliyordu.
■ Araştırmacılar, bazı belgelere ulaşamamanın sıkıntısını yaşıyorlardı. Talep formlarına kataloglardan belirledikleri belgelerin numarasını yazıyor ama bunların bir kısmını görmelerine imkân tanınıyordu. Araştırmacının istediği belgeler önce sivil memurları tarafından inceleniyor ve sık sık "Görmek istediğiniz belgelerden bazısının araştırma konunuzla alâkası yok" diyerek taleplerin çoğunu reddediyorlardı.
■ 1853 ile 1856 arasındaki, Kırım Harbi'nden itibaren katıldığımız savaşların en ince ayrıntılarına kadar yazılı olduğu "harp cerideleri"nin tamamı ATASE Arşivi'n-de idi ama ceridelerin tamamı tarihçilere çıkartılmıyordu.
■ Araştırmacıların kullanımına önceki senelerde izin verilen ve katalog numaraları yayınlanmış olan bazı belgeler de yeniden talep edildiklerinde gösterilmiyordu. Yüzüncü yıldönümü yaklaşan Çanakkale Savaşları'nın önemli isimlerinden olan Cevad Paşa'nın daha önceleri araştırmacıya açılan evrakından bile istifadeye imkân yoktu.
■ Arşivde çok sayıda gerçek savaş görüntüsü, meselâ Enver Paşa'nın Çanakkale'de çektirdiği yaklaşık dokuz saatlik bir film de vardı ve bunların neredeyse tamamı, hiç yayınlanmamıştı. ATASE'de muhafaza edilen onbinlerce fotoğraftan da bilimsel çalışmalarda kullanabilmek maksadıyla istifade imkânı maalesef yoktu...
NECDET PAŞA'NIN AÇIKLAMASI
Sözün kısası, askerî tarih arşivinde araştırma yapmak bir sinir, moral ve dayanıklılık testi gibi idi! Birinci Dünya Harbi ve Kurtuluş Savaşı hakkında tez yazan bazı doktora öğrencileri bu testleri geçmeye muvaffak olamadıkları, yani gerektiği kadar dayanıklı çıkmadıkları için tez konularını değiştirmiş ve ATASE'de çalışmaya lüzum göstermeyecek yeni alanlar seçmişlerdi.
ATASE Başkanı Tuğgeneral Necdet Tuna dün beni aradı, yazılarımdan sonra arşiv yetkilileri ile konuya eğildiklerini söyledi ve gayet nazik şekilde bazı açıklamalar yaptı.
Necdet Paşa'nın söylediklerini, yine maddeler halinde naklediyorum:
■ ATASE'de milyonlarca belge vardı ve sadece Birinci Dünya Savaşı'nın dokuz ayrı cephesine ait evrakın toplamı 3 milyon 671 bin küsur idi! Bu evrakın şimdiye kadar sadece kaba tasnifi yapılmıştı, bir dosyada değişik konularda en az 150 civarında belge bulunuyordu ve uzmanların istediği belgelerin tamamını vermemelerinin sebebi, dosyada ayıklama yaparak araştırmacıya kolaylık sağlanması idi.
■ Harp cerideleri, Cevad Paşa'nın evrakı da dahil olmak üzere araştırmacıya açıktı.
■ Tarihçilerin geçmiş yıllarda kullanıp referansını verdikleri belgelerin şimdi bulunamadığı iddiasının sebebi tasnif sisteminde 70'li senelerde yapılan değişiklik idi ama mukayeseli kayıtlara bakılarak istenen her belgenin çıkartılması mümkündü.
BİR PROTOKOL KÂFİDİR!
Tuğgeneral Necdet Tuna'ya alâkasına ve verdiği bilgilere teşekkürden sonra, Paşa'nın ve ATASE'den senelerden buyana yakınan tarihçi arkadaşların anlattıklarına dayanarak önerilerimi birkaç maddede sıralayayım:
■ Araştırmacıların ATASE'de yaşadıkları sıkıntıların temel sebebi sivil memurların bazı komutanlar tarafından geçmişte maalesef korkutulmuş olmaları, yani memurlara verilen "Şunu saklayın, bunu göstermeyin, herşeyi sakın haaa ortaya çıkartmayın" gibisinden talimatlardır. Komutanlık tarihçilere her ne kadar kolaylık sağlamaya çalışsa da, bu korku ve endişe sivil memurlar arasında hâlâ güçlü şekilde mevcuttur.
■ Arşivlerde üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin hiçbir şekilde yayınlanmaması gereken bazı belgeler tabii ki mevcuttur. Ama, askerî tarih arşivinde eski devirlere ait bütün belgeleri gizleme mantığı yerine artık modern arşivcilik sisteminin hâkim olması gerekir, zira bundan yüz küsur sene öncesinin savaşları ile ilgili kayıtların bugün endişe duyulacak ve saklamayı gerektirecek bir tarafı yoktur.
■ Başlangıcının üzerinden tam bir asır geçmiş olan Birinci Dünya Savaşı evrakının bile hâlâ tam olarak tasnif edilememiş olması, ayıptır! Maliye'nin, ATASE'nin sık sık talep ettiği arşivci kadrolarını bir türlü vermediği mâlûmdur ama tasnif için Başbakanlık Arşivleri'ndeki uzmanlardan istifade edilebilir. Bunun için yapılacak tek iş "askerî tarih arşivine yabancı giremez" mantığını bir tarafa bırakmak ve Genelkurmay ile Başbakanlık Arşivleri arasında basit bir protokol imzalamaktır.
Ve, meselenin en önemli tarafı: Bütün bunları yazmamın sebebi, birilerinin birkaç günden buyana etrafta beni kastederek yaptıkları "Bak, askerlere saldırıyor" gibisinden tezvirâtındaki uğursuz iddiaları değil, tarihçilerimizin sahip olduğumuz dünyanın en zengin askerî tarih arşivlerinden olan ATASE'de daha rahat çalışarak ortaya yepyeni eserler koymalarına küçük de olsa bir katkıda bulunma arzusundan ibarettir!