Dün Türkiye’nin bir yandan gurur bir yandan üzüntü duyulması gereken iki farklı yüzüne şahit olduk.

Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) öncülüğündeki yerli otomobilin lansmanını büyük bir mutlulukla izledim. Hakikaten her şey son derece profesyonelceydi. Çok özenli bir üretim süreci olduğu besbelli.

Ben otomotiv endüstrisinin teknik detaylarından anlamam ama dizayn olarak son derece şık bir araba olmuş. Çok beğendim. Bu markamızın oluşmasında emeği geçen herkese teşekkürler… Ülkeye büyük katkı sağladılar.

Öte yandan tam bu güzel gelişmeyi izlerken Sözcü gazetesi yazarlarına ve yöneticilerine hapis cezaları yağdığı haberi geldi. Olmaz böyle şey sayın hakimler! Olamaz ve olmamalı. Türkiye’ye yakışmıyor bu hapis kararları…

Yerli otomobil gibi hepimizin gurur duyması gereken ve ülke olarak zenginleşmemize çok büyük katkılar sağlayacak bir hadisenin olduğu gün Türkiye’nin kalkınması için zorunlu olan hukuk devleti anlayışına uygun olmayan bu kararlar verilmemeliydi.

NE HUZUR NE HUKUK KALIR

17-25 Aralık 2013 FETÖ darbe teşebbüsü sürecinde ben ekranlarda Sözcü gazetesi ve yazarlarının çok yanlış tutum aldığını defalarca söylemiş ve Sözcü zihniyeti ile kavga etmiş bir yazarım.

Fakat o süreçteki tavırlarını büyük bir yanılgı olarak görmek ve kriminalize etmemek gerekir.

Bu ülkenin sosyal ve siyasal kesimleri birbirini kriminalize etmeyi bırakmazsa Türkiye’de ne huzur ne de bir zerre hukuk kalır.

Öyle bakarsanız 17-25 Aralık FETÖ darbe teşebbüsünün o dönem başarıya ulaşmasını isteyen herkesi suçlu ilan edersiniz ki o zaman şu an iktidar blokunda yer alan çok sayıda insan da bu kapsama girer.

Öte yandan hem Sözcü hem CHP ve diğer muhalefet unsurları da AK Parti ve hükümet mensuplarının FETÖ’den tutuklanmasını talep etmek gibi saçma girişimlere son vermeli.

Muhalefet bu şekilde sürekli tutuklama istedikçe iktidar da elindeki FETÖ sopasını 17-25 Aralık darbe teşebbüsüne destek vermiş herkese karşı dilediği zaman kullanma eğilimine kapılıyor.

BU TUHAF POSTMODERN İÇ SAVAŞI BİTİRMEK ZORUNDAYIZ

Bu çılgın totaliter döngü sona ermeli artık…

Akıl ve sağduyuyu öne çıkararak bu tuhaf postmodern iç savaşı bitirmek zorundayız.

Yoksa yerli otomobil gibi eserleri üretsek bile sürdürülebilir bir kalkınma hızına ve kişi başı 25 bin dolar seviyelerine mümkün değil ulaşamayız.

BRAVO DOĞAN ŞENTÜRK! BRAVO FATİH PORTAKAL!

TOGG demişken bu konuda özellikle FOX TV ve Doğan Şentürk’ü kutlamak istiyorum. Dün özellikle seyrettim. Başkan Erdoğan’ın öncülük ettiği yerli otomobil projesi konusunda iyi niyetli ve yapıcı haber verdiler.

Sırf iktidardan geliyor diye çok başarılı olan TOGG projesine muhalefet etmek gibi bir saçmalığa asla düşmediler. Hangi görüşte olursak olalım artık belli noktalarda buluşabilmemiz lazım. Bravo Doğan Şentürk. Bravo Fatih Portakal.

Muhalefet medyasının iki ana üssü olan FOX TV ve Sözcü gazetesinin özgürlükler ve hukuk noktasında Emin Çölaşan ve Necati Doğru gibilere yapılan haksızlıklara karşı çıktıkları ölçüde Osman Kavala ve Ahmet Altan gibi haksız yere hapiste olan insanların da hukukuna sahip çıkması gerektiğine inanıyorum.

ÇÖLAŞAN VE DOĞRU GİBİ KAVALA VE ALTAN’A SAHİP ÇIKMADIKÇA…

Muhalefetin fanatik militarist tabanından gelen baskılar yüzünden FOX TV ve Sözcü gibi yayın organları Kavala ve Altan gibi isimlerin yaşadığı hukuksuzluklara güçlü dille karşı çıkmıyorlar.

Genelde bu konuda suskun ya da düşük profilli kalıyorlar. Oysa sustukça sıra kendilerine de geliyor.

Gelin hangi siyasal görüşten olursak olalım özgürlükçü hukuk devleti noktasında gerçek bir uzlaşma yaşayalım.

Muhalefet eminim tank-palet tank-palet dediği kadar temel haklar ve özgürlükler için çırpınsa bugün haksız yere hapiste olan birçok insan dışarıda olurdu.

Temel haklar ve özgürlükler ile hukuk devleti Türkiye’de tesis edilmeden zenginleşme de olmaz. Kişi başı 10 bin dolar gelir seviyesini bile geçemeyiz.

İktidar blokunun tüm bileşenleri de bu hakikati görmek zorunda.


*

Sigara tüketimi neden arttı?

Perşembe günü Yeşilay Başkanı Prof Dr. Mücahit Öztürk ile yaptığımız sohbetten çıkardığım başlıkların bir kısmını aktardım. Yeşilay dünyada ilk kez internet, sosyal medya, online oyun ve online kumarı bağımlılık olarak tanımış kurum. 2013’ten beri 4. bağımlılık alanı olarak bu başlıklarda da çalışmalar yürütüyor.

İnternet ve sosyal medyanın yanısıra elbette Yeşilay’ın kuruluş amacı olan alkol bağımlılığı, 40’larda eklenen sigara ve 70’lerde eklenen uyuşturucu bağımlılığı ve bunlarla mücadelenin yollarını aramaya devam ediyor.

Bugün Öztürk ile yaptığımız sohbetten bu bağımlılıklarla ilgili çarpıcı başlıkları anlatacağım.

Öncelikle şunu hatırlatayım: Yeşilay içkiye karşı, içkiyi yasaklatmaya çalışan bir kurum değil. İçki bağımlılığına karşı. En doğrusunun içkinin hiç olmaması olduğunu söylüyor ama konuya yasakçı yaklaşmıyor.

MESELE TÜKETİM MİKTARI DEĞİL, BAĞIMLILIK

Mücahit Öztürk’ten aldığım bilgiye göre Türkiye’de içki tüketim miktarı rakamsal olarak diğer ülkelerle kıyasladığımızda fazla değil. Ancak sorun bağımlılıkta. Bugün içki bağımlılığı Türkiye’de aile içi şiddetin en önemli sebebi olarak görülüyor.

Şiddet olayları en fazla alkolün etkisi altında görülüyor.

Şayet eşinizin böyle bir eğilimi olduğunu düşünüyorsanız 444 79 75’i arayabilirsiniz. Burada uzmanlar bir değerlendirme yapıp ücretsiz ve kayıtlar gizli tutularak yardımcı oluyorlar. Ancak tedavi için bağımlının rızası gerekiyor. Bunu unutmayın. Şayet rıza göstermeyeceğini düşünüyorsanız öncelikle birlikte motivasyonel görüşmeye de gidebiliyorsunuz.

SİGARA KULLANIMI YİNE YASAKLAR ÖNCESİ SEVİYESİNDE

Yeşilay başkanından içki ile ilgili karanlık bir tablo işitmedim ancak sigara konusunda maalesef iyiye değil, kötüye gidiş var. 2011’de kapalı alanda sigara yasakları başladığında bağımlı sayısı yüzde 22’ye kadar düşmüştü. Şimdi nasıl diye sordum.

Maalesef yasaklar öncesi döneme dönmüşüz. Yine yüzde 27’lere çıkmış.

Bunda giderek gevşeyen yasakların rolü var mı sorusunu yöneltince “Maalesef var” cevabını aldım.

Son yıllarda kapalı alanda sigara yasağı sanki unutuldu. Bir çok mekanda gayet kapalı yerlerde sigara içiliyor. Sorunca da tavanı gösterip ama açılır, kapanır diyorlar.

Bununla mücadele için Mücahit Öztürk ‘Yeşil Detektör’ aplikasyonunu anlattı.

YEŞİL DETEKTÖR APLİKASYONU

Şayet restoranlarda, kafelerde dumandan şikayetçi iseniz telefonunuza ücretsiz olarak Yeşil Detektör uygulamasını indirin. Bulunduğunuz mekanda sigara içiliyorsa yapmanız gereken bu uygulamadaki butona basmak.

Böylece doğrudan Sağlık Bakanlığı’na şikayet gidiyor ve mekana denetime geliyorlar.

Mücahit Öztürk Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile geçen hafta görüştüklerini ve sigara konusunda Bakanlığın içine nargileyi de alacak yeni bir düzenleme hazırlığında olduğunu söyledi.


*

Geçmiş olsun Mehmet Akif!

Mehmet Akif Ersoy’un Libya’da yaptığı haberleri gurur duyarak takip ediyorum. Çok iyi derecede Arapça bilen, kontakları çok kuvvetli bir gazetecidir Akif. Müthiş haberler çıkarıyor.

Geçen gün hayati bir tehlike atlattılar ancak bir gram korkmadılar… Helal olsun! Sahada olmanın zevki ve kıymetini bize hatırlattınız…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!