Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

DEAŞ’ın sözde Türkiye Emiri Mahmut Özden’in yakalanıp tutuklanmasının ardından bu kişinin daha önce de birkaç kez yakalandığı ancak mahkeme tarafından bir süre sonra serbest bırakıldığı ortaya çıktı.

Peki bu ne anlama geliyor? Bu kadar üst düzey ve tehlikeli bir terörist neden daha önce bırakıldı? Şimdi yine aynısı mı olacak?

Operasyonu yürüten İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Özden ile birlikte DEAŞ’ın başka önemli isimlerinin de yakalandığını söylemiş, Ayasofya’ya saldırı ve bazı siyasilere suikast planlarından bahsetmişti.

Ben de Soylu’yu aradım ve sordum. "Daha önce olduğu gibi yine bir süre sonra serbest mi kalacak Mahmut Özden? Daha önce neden böyle olmuş?"

"TAKSİM'DEKİ LGBT DERNEKLERİNE DE SALDIRACAKLARDI"

İçişleri Bakanı şunları söyledi:

"Bu teröristin daha önce alınıp bırakıldığı doğru Nagehan Hanım. Zaten o nedenle buna sözde Türkiye Emirliği vermişler. Biz örgütsel bağlantılarını bilip alıyoruz ancak dijital doküman ve Irak’la Suriye ile yaptığı örgütsel görüşmelerin, somut delillerin ele geçmesi gerekiyor tutulabilmesi için.

Daha önce elde yeterli somut veri olmadığı için serbest bırakmak zorunda kalmıştı mahkemeler maalesef.

Bakın bu kez İstanbul’da kalaşnikof ve başka delillerle yakalandılar. Çok vahim saldırı planları ele geçirdik. Ayasofya ile ilgili DEAŞ’ın saldırı planının yanı sıra İstanbul Taksim’deki LGBT derneklerine de saldırı planlıyorlarmış Nagehan Hanım. Taksim’in ortasındaki bu dernekleri hedef alacaklarmış. Bu planları yaparlarken çok geniş çaplı ve iyi düşünülmüş bir operasyon ile suçüstü yakaladık.

Bursa’da bir kişi iki ayrı kargo şirketi üzerinden biri Uzi marka olmak üzere 2 silah yollamaya çalışırken yakalandı. Bunların hepsini deşifre ettik.

"BAŞKA KRİTİK İSİMLERE DE ULAŞMAK ÜZEREYİZ"

Çok titizlikle büyük bir operasyon yürütüyoruz. Önümüzdeki günlerde başka kritik isimlere de ulaşacağız."

İçişleri Bakanı'na mahkemeler tarafından daha önce Mahmut Özden’in serbest bırakılmasının yargının bir sorunu olup olmadığını da sordum.

"Hayır, hukuken ne yapabilirlerse yapıyorlar. Ancak elde somut bir delil olmayınca yargı ilerleyemiyor. Biz örgüt bağlantılarını kimin ne yaptığını ve ne olduğunu tespit ediyoruz ancak net kanıta ulaşmak zaman alabiliyor. İşte şimdiki operasyonun önemi dijital delillerin ve yurt dışı bağlantılarının da ele geçirilmiş olmasında."

Geçen hafta sonu gece yarısından sonra Beyoğlu’ndan geçiyordum.

Korona yeniden patlamış, her gün açıklanan vaka sayıları artıyor, uyarı üzerine uyarı yapılıyor…

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın dilinde tüy bitti, her gün yeniden ve ilk günkü titizlikle önlemleri anlatıyor.

Ben de normal olarak sabaha karşı artık sokaklar tenhadır diye düşünüyordum…

Saat 01.15’te Beyoğlu Galatasaray civarındayken gözlerime inanamadım.

Galatasaray Lisesi’nin arkasındaki iki bardan adeta insan fışkırıyordu.

Kalabalık içeriden sokaklara taşmış, dip dibe gençler sağlı-sollu dizilmişler. Ne sosyal mesafe, ne maske…

Pes, dedim…

Salgın bu kadar yükselirken barların açık ve hiçbir kural gözetilmeden işliyor olması çok yanlış değil mi?

Okullar risk nedeniyle hala açılmadı ama çok daha büyük risk kontrolsüz bir şekilde eğlenilen bu mekanlarda…

Gençleri esas bu sıkışıklık tehdit ediyor, onların okula dönmelerini engelliyor.

Okullar demişken Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a yapılan haksızlığa değinmeden geçmeyeyim.

Bakan eğitim alanındaki gider kalemlerini anlatırken öğretmen maaşlarından ‘en büyük yük’ diye bahsettiği için çok sert eleştirilerin hedefi oldu..

Ziya Selçuk eğitim alanında sayılı uzmanlardan.

Öğretmenlerin de öğrencilerin de dertlerini dert edinen, çok kıymetli ve konusuna çok vakıf bir isim.

Bence Türkiye için bir şans…

Siyasetin alaylısı da değil.

Onu bu şekilde yıpratmak büyük adaletsizlik…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00