Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Vaka sayılarında 40 bine dayandık. Ortalık kıpkırmızı. Peki ama kim riskli kim güvende?

        Somut bir şey sorayım:

        Annem torunlarını görebilir mi?

        Bu son derece kişisel soru aslında milyonları ilgilendiriyor.

        Mesele şu: Şimdiye kadar aşılanan ve ikinci aşılarının üzerinden vücudun antikor üretimi için gereken süre olan 2 haftadan fazla zaman geçmiş olan 65 yaş üzeri vatandaşlarımız hala tehdit altında mı? Çocuklarından, torunlarından uzak durup tecrit altında yaşamaya devam mı etmeliler yoksa artık sevdiklerine kavuşup, hayata yavaş yavaş karışabilirler mi?

        Aşılar üzerinde yapılan faz çalışmalarının sonuçları ve dünyada bu konuda yayınlanan tıp literatürüne baktığımda bu sorunun net bir cevabı var:

        Aşı koruması altında olanların hastalanma oranı çok düşük, hastalananların da ağır hasta olma olasılıkları sıfıra yakın. Bilimsel çalışmalar bunu gösteriyor.

        Okmeydanı Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi’nde aşı çalışmalarını yürüten Doç. Dr. Taner Yıldırmak’a emin olmak için ellerindeki verileri sordum. Bana şu notu gönderdi:

        "Nagehan Hanım 12 Şubat tarihinde tüm gönüllülerin körlüğü kırılmıştır. Bu tarihe kadar görülen semptomatik ve RT-PCR ile doğrulanmış Covid-19 vakaları ile aşının etkinliğini yüzde 83,5 olarak hesaplanmıştır.

        Hastanede yatışı engelleme oranı ise yüzde 100 olarak bulunmuştur."

        REKLAM

        Bu durumda aşılanmış olan vatandaşların Covid pozitif olma olasılıkları çok düşük, hastaneye yatma riskleri ise yok.

        Bu tablo ve olasılıklar yeterli düzeyde topluma anlatıldı mı?

        Asla!

        Tanıdığım tüm 65 üstü kendini hala büyük risk altında görüyor.

        Annemi torunlarını görmek için bize gelmeye ikna edemiyorum mesela.

        O da haklı.

        Her gün televizyonda onlarca felaket ve mutasyon haberi var. Bu haberler aşı haberlerinin kat kat önüne geçti. İnsanlar asla aşı koruması altında olduklarına inanmıyorlar.

        SAYIN MEHMET CEYHAN SÖYLEDİKLERİNİZİN AŞI KARŞITLIĞINI YÜKSELTEBİLECEĞİNİN FARKINDA MISINIZ?

        Mesela biraz önce Habertürk TV’de Mehmet Akif Ersoy’un moderatörlüğünde Mehmet Ceyhan Hoca’ya sorular yönelttik. Ben bu soruyu sorduğumda aşının koruma düzeyinin yüksek olduğunu ama yüzde 100 olmadığını söyledi sonra da aşılı olduğu halde yoğun bakıma giren ve hatta vefat edenlerin bulunduğunu belirtti. Rakam ya da veri sorduğumuzda ise "Veri ya da rakam yok ama tanıdığım bir meslektaşım vefat etti” diyerek isim zikretti.

        Sayın Ceyhan’a sonsuz saygım var ama bu açıklamalar toplumda paniği artırmak dışında bir işe yaramıyor. Şayet aşı olanlar arasında, alt hastalığı bulunmayıp salt Covid kaynaklı ölümler ya da yoğun bakımlar yaşanıyorsa bu sistematik olarak toplumla paylaşılmalı. Ama bu şekilde sadece panik büyüyor. Aşıya olan güven ciddi şekilde zedeleniyor.

        SAĞLIK BAKANLIĞI SON VERİLERİ NEDEN PAYLAŞMIYOR?

        Ben Sağlık Bakanlığı'na soruyorum: Aşılananlar arasında hayatını Covid kaynaklı kaybeden, entübe edilen var mı?

        Sağlık Bakanlığı en son 13 Mart’ta veri paylaştı.

        Bakan Fahrettin Koca’nın duyurduğu veriler şöyleydi:

        “İkinci doz aşıyı yaptıran 1 milyon 300 bin kişiden 852 kişi Covide yakalandı. (Bu yüzde 0,06 ya tekabül ediyor-na) Bu 852 kişiden 53’ü kısa süreli olarak hastaneye yattı. 5 kişi yoğun bakımda tedavi gördü. Vefat yok.”

        REKLAM

        Bu rakamlara göre aşılanmışların içinde yoğun bakıma girme oranı yüzde 0,000384662.

        Bu dikkate alınacak bir oran değildir. Bu riskin onlarca katı attığımız her adımda var.

        Şayet son rakamlar da bu minvalde ise aşı son derece güvenli.

        Sağlık Bakanlığı’na son verileri defalarca sordum.

        "Bakan Bey yakında açıklayacak" deniyor.

        Vaka sayısı 40 bine yaklaşmışken neden vermiyorlar anlamış değilim…

        Toplumda bir kafa karışıklığı var ve bu giderek artıyor.

        Tamam Türkiye kıpkırmızı oldu, vaka sayıları çok artmış görünüyor ancak vaka sayıları aşılanmamış popülasyonun kontrolsüzce sosyalleşmesi nedeniyle arttı.

        İşin tuhafı aşı olmamışlar kontrolsüzce yaşamaya devam ediyor, aşı olmuş ve temiz havaya, yakınlarına sarılmaya ihtiyaç duyan ileri yaştakiler evde bekliyor.

        Kemik ve kas erimeleri ciddi bir sorun olacak bu gidişle. Güneşten o kadar uzak kaldılar ki bir çoğu D vitamini eksikliğinden mustarip. Bağışıklık sistemleri zayıflıyor, Covid'den kaçayım derken bu gidişle ciddi başka sorunlar ortaya çıkacak.

        Prof. Dr. Osman Müftüoğlu: Aşılananlar arasında enfekte olan oranı çok düşük

        Prof. Dr. Osman Müftüoğlu: Aşılananlar arasında enfekte olan oranı çok düşük
        0:00 / 0:00

        Aşılanmış olanlar ile ilgili son tabloyu bilmiyoruz ama 13 Mart verileri aşının koruyuculuğunun oldukça yüksek olduğunu gösteriyor.

        Ben pandemi konusunu başından beri en yakından takip eden ve kamuoyuna yön veren uzman isimlerden biri olan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na da aşılandıktan sonra enfekte olma riski var mı, diye sordum.

        “Çok çok düşük bir risk var ama kayda değer bir şey tespit edilmiş değil. Aşı olup hastaneye yatmış, ağır geçiren vaka benim etrafımda yok.”

        Değerli Profesör Müftüoğlu’na 65 yaş üzerinin endişesini de sordum.

        “Nagehan Hanım biliyor musunuz ben torunuma sarılmak istiyorum o bana sarılmıyor. Bana bir şey bulaştırabilir diye öyle korkmuş ki. Halbuki torunuma sarılmanın riski düşük ama sarılmamanın torunum ve benim için sonrasında telafi edilemeyecek psikolojik riskleri var. 65 üstü aşılanan vatandaşlarımız elbette yine dikkati elden bırakmasınlar ama aileleri ile bir araya gelebilir, torunları ile hasret giderebilirler.

        Bizde toplum çok korkutuldu. İstatistiğe dayanmadan, etraflarında gördüklerini genel bir tabloymuş gibi anlatan doktorlar var. Aslında başta Bilim Kurulu’nun yanında iletişim uzmanlarından oluşacak bir iletişim kurulu kurulmalı, halka pozitif bir dille yapılması gerekenleri anlatmalıydı.”

        Osman Hoca’ya 65 üzerine devam eden kısıtlamaları da sordum.

        “Toplumu bir anda sokağa salamazsınız, mümkün olduğunca kontrolü sağlamak için bunların devam etmesini anlıyorum” dedi.

        REKLAM

        Mutasyonlu virüse karşı aşının koruma sağlamadığı ile ilgili haber ve yorumlara ise "Bir veri, bir bilimsel çalışma üzerinden konuşulmuyor, mesela mutantlı virüsün çocukları daha fazla vurduğu ile ilgili bir kanı yerleşiyor. Mutantlı virüs daha sert etki ediyor diyebileceğimiz bir kanıt yok elimizde, aksine daha hafif diyebiliriz. Çocuklarda sayı artıyor doğru ama bu beklenir bir şey zira dışarı çıktıkları, okula gittikleri için orantısal olarak çocuk vaka sayısı artıyor.”

        Okulların açılması gerektiğini söylemiş ve bu konuda çok cesur tutum almıştı Sayın Müftüoğlu.

        Acaba okulların yeniden kapanması gerektiğini mi düşünüyor?

        Çok net bir dille şunu söyledi:

        “Kesinlikle okulları açık tutmak lazım Nagehan Hanım. Ama tabii okula gitmek zorunlu değil, şimdiki gibi gönüllük esasına dayanmalı. İsteyen göndermeli. Okullarda gerekli tedbirler alınmış olmalı”

        Son kırmızı tablo ile ilgili de şu yorumu yaptı Osman Hoca: “Ben normalleşme planı açıklandığında ‘Doğru mu yaptık’ diye yazmıştım. Kademeli açılmak daha doğru olurdu. Çok hızlı ve kontrolsüz gittik”

        Diğer Yazılar