Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DOĞAL felaketlere, ölümün kaçınılmazlığını ıskalayarak bakan yorumları kusurlu bulurum. Durduğum yer genellikle "Yetkililer ellerinden geleni yaptı mı?" sorusu ile "Hayrın ve şerrin Allah'tan geldiği" bilgisinin "ortası" olur. Sebep-sonuç zincirine yaratıcının iradesini dahil etmeyen determinist yaklaşım bana uymaz. Ölüm bir hakikattir ve doğadaki tüm varlıkları gelip bulduğu gibi, er geç insanı da bulacaktır. Yeterince uygar olsaydık ölmezdik, anlayışı çocuksu bir meydan okuma içerir. Eninde sonunda ölürüz ve buna bir suçlu aramak, kafayı çevirip bu gerçekliğe bakabilme cesaretini bulamayışımızdan ileri gelir; modern insanın bilimin ve teknolojinin sağladığı imkânlara yaptığı aşırı anlam yüklemesinin sonucudur bu. Her nefis ölümü tadacaktır. Lakin o soruyu yine de soracağız: Yetkililer ellerinden geleni yapmış mıydı? Zira ölümün hakikati ile hayatın gelip geçiciliği kelamının ehli yazarlardır, felsefecilerdir, mutasavvıflardır... Bu türden yaklaşım, elinde olayların akışını etkileyebilecek türde imkânlar ve yetkiler bulunan erk sahibine mazeret olamaz. Fakat bakıyoruz, yetkililerin mazeretleri hepimizinkinden çok. İstanbul neredeyse slogan atarak gelen, her adımında "Ben geliyorum" diyen bir felakete teslim oluyor ama İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, yaşananları çevreyi hoyratça kullanmamızın bedeli olarak gördüğünü ifade ederek, buzullardan, iklim değişikliklerinden dem vuruyor. Biraz zorlasak, Kyoto Sözleşmesi'ni imzalamayan sanayileşmiş ülkelerden bahsedip sorumluluğu tümüyle onların üzerine atacak... Doğru sözler, ama yanlış kişi. Amin Maalouf'tan duysak "Haklı valla" diyeceğimiz sözler Topbaş'ın ağzında ve o şartlarda "ekolojik vaaz" halini alıyor, hoş olmuyor. "Nerede, hükmettiği coğrafyada kurdun kuzuyu boğazlamasından bile kendisini sorumlu saydığını söyleyen Hz. Ömer anlayışı, nerede Topbaş'ın yaptığı 'İstanbul'daki altyapı sorunu'nu öteleyerek kendisini temize çıkarma çabası" dedirtti nitekim. Geçtik altyapıyı, sabahın erken saatlerinde verilecek bir alarmla, "Bugün evinizden çıkmayın" uyarısı ile kurtarılabilecek canlar söz konusuydu. Kar serpintilerinde dahi uyarı yapan, kimi zaman tatil ilan eden valilik, salı akşamından ya da hiç değilse olayların yaşandığı çarşamba gününün erken saatlerinde böyle bir uyarı yapabilirdi, yapmadı. Hem de çarşambanın gelişi, salı gecesini sabaha bağlayan saatlerde belli olmasına rağmen. Böyle bir uyarı olsaydı, ekonomik kriz döneminde işini kaybetmemek için yollara dökülmüş olan o yedi fabrika işçisinin mezardan farksız bir araca binmeleri ve orada boğulmaları engellenebilirdi. Valinin "Yağma söz konusu değildir" dediği saatlerde televizyonlar yağma görüntülerini naklen geçmekteydi ki, bu kısım için "yorumsuz" demeyi uygun görüyorum.

        *

        Yönetenlerin, güncel sorunları insan hayatının kırılganlığı ve doğaya yaptığımız kötülükler gibi bahislerle entelektüalize etme çabaları içine girmesi tatsız. Zira kendilerini düşünce ve felsefe üretimine katkıda bulunsunlar diye değil, iş üretsinler diye, kent hayatını organize etsinler ve bu hayatı can güvenliğimiz ve ruh sağlığımız tehlikeye girmeden sürdürmemizi sağlasınlar diye seçiyoruz. Bu tür spekülasyonları yaparken bile tenakuza düşüyor olmaları da ayrı bir "başarı"... Zira hadisenin can alıcı faslı, daha sonra bölgeye adını veren toplu konut alanı "Başakşehir"i İstoç mevkiine, oradan da TEM'e bağlayan yolda gerçekleşiyor! Mevzuyu "insanın doğaya hoyrat davranması" diye açıklayan Topbaş, mensubu olduğu siyasi gelenek dolayısıyla elini taşın altından kurtaramayacağı bir açıklama yapmış oluyor. İlk adı Başak-Hilal konutları olan "Başakşehir'in kimin projesi olduğunu unutuyor mu Topbaş?" Üzüntüden dili mi dolanıyor yoksa? Herhalde ikincisi, zira tüm bu felaketlerin ve zorunlu açıklamaların ötesinde, yüzünün "çökmüş bir adamın belediye başkanı olarak portresi" tablosuna resim altı olacak kadar üzüntülü olduğunu görüyoruz. Sahiden üzgün... Hepimiz üzgünüz. Allah'tan ölenlere rahmet, yakınlarını kaybedenlere ise sabır diliyorum.

        Diğer Yazılar